imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 15
imar hukuku



2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 15


Yeni Sayfa 2

Karar Metni

Vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlere ilişkin uyuşmazlıklar hakkında idare mahkemesine gönderme kararı verilemeyeceği hk.[151]

 

Gürbulak Gümrük Müdürlüğünde tescilli kağıtları ile Sınır Ticareti Yö-

netmeliği çerçevesinde ithali yapılan eşyanın, "fon ödenmek suretiyle

ithal edilecek mallar" listesine dahil olduğundan bahisle toplu konut

fonu matraha dahil edilmek suretiyle tahakkuk ettirilen katma değer

vergisine karşı açılan davada; toplu konut fonuna ilişkin uyuşmazlığın

Erzurum İdare Mahkemesinde görülmekte olduğu, katma değer vergisi hak-

kında da toplu konut fonuna ilişkin dosyanın sonucuna göre işlem ya-

pılması icap ettiği gerekçesiyle, dosya kaydının kapatılarak, dosyanın

Erzurum İdare Mahkemesine gönderilmesine karar veren Erzurum Vergi

Mahkemesinin 17.5.1990 gün ve 1990/265 sayılı kararını onayan Danıştay

Yedinci Dairesinin 30.6.1993 gün ve E:1993/3098, K:1993/3215 sayılı

kararının; katma değer vergisine ilişkin uyuşmazlığın vergi mahkeme-

since incelenerek, idare mahkemesinde görülmekte olan toplu konut fo-

nuna ilişkin dava dosyasının sonucuna göre karar verilmesi gerektiği

ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir.

Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen düzeltme nedenleri yerinde

görülerek, Dairemizce verilen 30.6.1993 gün ve E:1993/3098,

K:1993/3215 sayılı karar ortadan kaldırıldıktan sonra işin esası yeni-

den incelendi:

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahke-

melerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun, idare mahkemelerinin

görevlerini düzenleyen 5.maddesinde, vergi mahkemelerinin görevlerine

giren davalarla ilk derecede Danıştay'da çözümlenecek olanlar dışında

kalan ve fıkranın a, b, c, d bentlerinde gösterilen ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile idare mahkemelerinin görevli kılındı-

ğı davaların idare mahkemesince çözümleneceği; aynı kanunun vergi mah-

kemelerinin görevlerini düzenleyen 6.maddesinde ise a, b, c bentleri

halinde sayılan, genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köy-

lere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların

zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaların ve diğer kanunlarda

verilen işlerin vergi mahkemelerince çözümleneceği hüküm altına alın-

mıştır.

Olayda, ithal konusu eşyanın beyan edilen değeri üzerinden hesaplana-

rak ödenmesi istenilen konut fonu ile konut fonu matrah kabul edilerek

tahakkuk ettirilen katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açı-

lan ilk davada Erzurum Vergi Mahkemesince, 16.10.1989 gününde

K:1989/263 sayılı kararla fona ve vergiye ait uyuşmazlıkların görüm ve

çözümünün ayrı mahkemelerin görevine girdiği gerekçesiyle dilekçe ret

kararı verildiği, bilahere yeniden düzenlenen dilekçe ile katma değer

vergisine karşı vergi mahkemesi nezdinde açılan davada, mahkemece,

katma değer vergisine ilişkin uyuşmazlığın çözümünün idare mahkemesin-

de görülmekte olan konut fonuna ilişkin davanın sonucuna bağlı olduğu

gerekçesiyle, dosyanın Erzurum İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan madde hükümleri uyarınca, vergi, resim ve harçlar

ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere

ilişkin uyuşmazlıkların idare mahkemelerince çözümlenmesi mümkün bu-

lunmamaktadır.

Bu nedenle, mahkemece, konut fonu için idare mahkemesi tarafından ve-

rilecek karara göre katma değer vergisi hakkındaki uyuşmazlığın çözüm-

lenmesi gerekirken, bu yola gidilmeyerek, kendi görev alanına giren

katma değer vergisine ilişkin uyuşmazlığa ait dosyanın idare mahkeme-

sine gönderilmesi yolunda verilen kararda, usul hükümlerine uyarlık

bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bo-

zulmasına karar verildi.

 

(MT/ES)

 

 

 

 

Karar Metni

Davada süre olmadığı, esastan incelenmesi gerektiği hk.[152]

 

1988 yılı Temmuz-Eylül ve Ekim dönemine ilişkin katma değer vergisi

beyannamesinin süresinden sonra pişmanlık talebiyle matrahsız olarak

verilmesi nedeniyle yükümlü adına resen takdir yoluyla salınan kaçak-

çılık cezalı katma değer vergisi ile dahili tevkifatın kaldırılması

için açılan davayı; 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinde dava açma süre-

sinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahke-

melerinde otuz gün olarak belirlendiği, dava dilekçesinde dava konusu

ihbarnamenin davacıya tebliğ tarihinin 24.10.1990 olarak gösterildiği,

bu durumda davanın süresinden sonra 27.11.1990 tarihinde açıldığı ge-

rekçesiyle süreden reddeden İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 20.2.1991

gün ve 1991/309 sayılı kararının; ihbarnamelerin 31.10.1990 tarihinde

tebliğ edildiği, bu tarihe göre 30 gün içerisinde açılan davanın süre-

sinde olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, dava

açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Da-

nıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz

gün olduğu hükme bağlanmıştır.

Yükümlüce, cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan da-

vada, 27.11.1990 günü kayda giren dilekçede ihbarnamenin tebellüğ ta-

rihi 24.10.1990 olarak gösterildiği ve mahkemece, yükümlünün gösterdi-

ği tebellüğ tarihi esas alınarak davanın süreden reddine karar veril-

diği, ancak, 27.1.1994 gün ve 91/1818 sayılı ara kararımıza cevaben,

idarece gönderilen tebliğ alındısından, ihbarnamenin yükümlüye

31.10.1990 tarihinde tebliğ edildiği, idarenin temyiz dilekçesine kar-

şılık verdiği savunmadan da tebliğin anılan tarihte yapıldığı anlaşıl-

makta olup, davada süre aşımı bulunmamaktadır.

Bu durumda, mahkemece davanın esas yönünden incelenmesi ve so-

nucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, süre aşımından reddinde i-

sabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kara-

rının bozulmasına karar verildi. (MT/ES)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

Teminatın nakte çevrilmesi işlemine karşı dava açılabileceği, bu iş-

lemin aynı zamanda mükellefin başvurusuna olumsuz cevap niteliği ta-

şıdığı hk.[153]

 

Yükümlü şirket adına tescil edilen kara manifestosu muhteviyatı tran-

sit eşyanın yurt dışı edilmediğinden bahisle gümrük vergi ve resimle-

rinin ödenmesine ve yükümlü şirkete ait teminat mektubunun nakte çev-

rilmesine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davayı; yükümlü

şirketin, Gümrük Saymanlık Müdürlüğünün, ... ... şubesine teminatın

nakte çevrilmesi hususunda yazmış olduğu yazıyı dava konusu etmesi eh-

liyet yönünden uygun görülmediğinden, aynı dava dilekçesinde dava ko-

nusu edilen ilk işlemin iptali isteminin incelenmesine geçildiği, dava

konusu işlem 10.1.1991 gününde tebliğ edildiğine göre dava açma süre-

sinin 11.2.1991 gününde sona erdiği, bu durumda 11.4.1991 gününde açı-

lan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1.maddesin-

de öngörülen 30 günlük süre geçirildikten sonra açıldığının anlaşıldı-

ğı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanunun 14/3-e ve 15/1-b maddeleri ile

14/6.maddesi hükmü uyarınca süre aşımı yönünden reddeden İçel 2.Vergi

Mahkemesinin 24.9.1991 gün ve 1991/495 sayılı kararının; teminatın

nakte çevrilmesi hususunun bildirilmesine ilişkin 25.3.1991 tarihli

yazı öğrenildikten sonra süresinde dava açıldığı, asıl iptali isteni-

len işlemin 25.3.1991 tarihli bu yazı olduğu ileri sürülerek bozulması

istenilmektedir.

Olayda, yükümlü şirket adına tescil edilen kara manifestosu muhteviya-

tı eşyanın yurt dışı edildiğinin ... Gümrük Müdürlüğünce teyit edilme-

diğinden bahisle, eşyaya isabet eden gümrük vergi ve resimlerinin 7

gün içerisinde gümrük saymanlık veznesine yatırılması, aksi takdirde

kanuni faizi ile birlikte yükümlü şirketin teminatından irada intikal

ettirileceğinin 10.1.1991 tarihinde yükümlü şirkete bildirilmesi üze-

rine, şirket tarafından ilgili eşyanın ... Gümrüğüne değil, ... Gümrük

Müdürlüğü'ne sevk edilerek İran'daki alıcısına teslim edildiği yolunda

... Transit Gümrük Müdürlüğü'ne 16.1.1991 tarihinde yapılan itiraza

davalı idarece cevap verilmediği, bilahare, yükümlü şirketin ... ...

Şube Müdürlüğündeki teminat mektubunun 1 hafta içinde nakte çevrilerek

irada intikal ettirilmesi, aksi takdirde 6183 sayılı Kanunun uygulana-

cağı hususunun ilgili banka şubesine 25.3.1991 tarihli yazı ile bildi-

rilmesi üzerine yükümlü şirket tarafından 11.4.1991 gününde açılan da-

vada 3.1.1991 ve 25.3.1991 günlü işlemlerin iptali isteminde bulunul-

duğu anlaşılmaktadır.

10.1.1991 tarihinde tebliğ edilen 3.1.1991 gün ve 9594 sayılı işlemin

iptali istemiyle 11.4.1991 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunma-

sı nedeniyle mahkeme kararının, davanın bu yönden reddi yolundaki hü-

küm fıkrası yerindedir.

Ancak, Mersin Transit Gümrük Müdürlüğünce, Ankara Valiliği Defterdar-

lığı Gümrük Saymanlık Müdürlüğü kanalıyla ilgili banka şubesine, temi-

nat mektubunun nakte çevrilmesi hususunda gönderilen 25.3.1991 günlü

yazının, kamu gücüne dayalı olarak tesis edilen ve belli bir süre ve-

rilerek bu süre sonunda uygulanacak müeyyidesi de belirtilen bir işlem

niteliğinde olması itibarıyla yükümlü şirketin menfaatini etkilediği-

nin kabulü gerekir.

Bu durum karşısındamahkemece 25.3.1991 günlü işleme yönelik davacı

iddiaları incelenmek suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi

gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bo-

zulmasına karar verildi.

 

(DAN-DER; SAYI:90) (MT/NÇ)

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

Yükümlünün işyeri adresinde yapılan tebligatın, kime yapıldığı, imzanın kime ait olduğu belirtilmemiş ise; dava ve temyiz dilekçelerinde

tebligatın kendisine veya müstahdemine yapılmadığı yolundaki yükümlü

iddiasının araştırılması gerektiği hk.[154]

 

Nisan, Mayıs, Haziran 1985 dönemi katma değer vergisi beyannamesini ka

nuni süresinde sonra pişmanlık talebiyle veren ancak pişmanlık hükümle

rini yerine getirmeyen yükümlü adına kaçakçılık cezasına karşı açılan

davayı; dava dilekçesinde ihbarnamenin tesadüfen işyerinde yapılan ge-

nel bir temizlik sırasında bulunduğu, tebligatın usulsüz olduğu ileri

sürülmekteyse de; 213 sayılı yasanın 94.maddesine 2365 sayılı Kanunun

18.maddesiyle ekli üçüncü fıkra hükmü ve incelenen dava dosyasında mev

cut belgeler karşısında, tebligat bilfiil davacıya yapılmasa da işye-

rinde bulunan ve 94.madde hükmünde sayılan kimselerden birine yapıldı-

ğından, tebligatın yasal olduğunun kabulü gerektiği, diğer taraftan

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 1.bendindeki

otuz gün alarak belirlenmiş olan Vergi Mahkemelerinde dava açma süresi

nin, ihbarnamenin 7.10.1986' da tebliğ edilmiş olması ve davanın da

29.12.1986 tarihinde açılmış olması karşısında geçirilmiş olduğunun an

laşıldığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle reddeden Vergi Mahkemesi

kararının; ceza ihbarnamesinin kendisine tebligatın kendisine, işçisi-

ne ya da aile fertlerinden birine yapılmadığı, işyerinde bulunan her-

hangi bir kimseye tebligatın yapılabileceğine ilişkin bir hüküm bulun-

madığı, tebligatın geçersiz sayılması gerektiği ileri sürülerek bozul-

ması istenilmektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 94.maddesinin 1.fıkrasında, tebliğin,

mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya

vergi cezası kesilenlere yapılacağı, aynı maddeye 2365 sayılı Kanunun

18.maddesiyle eklenen fıkrada da, tebliğin kendisine tebligat yapıla-

cak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan ve-

ya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı, muha-

tap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne

nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir sürette ehliyetsiz ol-

maması gerektiği hükme bağlanmıştır.

İncelenen dosya kapsamından ihbarnamenin yükümlünün işyeri adresinde

tebliğ edildiği, ancak tebliğ alındısında tebligatın kime yapıldığı-

nın, imzanın kime ait olduğunun belirtilmediği, yükümlünün de dava ve

temyiz dilekçelerinde tebligatın kendisine veya müstahdemine yapılmadı

nı ileri sürdüğü anlaşılmakta olup, mahkemece tebligatın kime yapıldı-

ğı, imzanın kime ait olduğu hususlarında herhangi bir araştırma yapıl-

madan yazılı gerekçeyle verilen kararda isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne Denizli Vergi Mahkemesi

nin 3.6.1987 gün ve 1987/327 sayılı kararının bozulmasına karar veril-

di.

AZLIK OYU:

Tebligatın mermercilik faaliyetiyle iştigal eden yükümlünün işyeri ad-

resine çıkarıldığı ve işyerinde çalıştığı anlaşılan birine tebligat ya

pıldığı anlaşılmaktadır. Mermer atelyesinde yükümlüye tebligat yapıla-

maması halinde 213 sayılı kanunun 94.maddesi uyarınca atölyede çalışan

lardan birine tebliğ yeterlidir. Zira mermer atölyelerinde genelde iş-

çiden başka kimse bulunmaz. 94.maddede yazılı müstahdem ise, işçileri-

de kapsayan genel bir kavramdır. Müstahdem "işyerinde istihdam edilen,

demektir. Kamu kurumlarında çalışan ve personel hukukuknad yer alan

"müstahdem" ile 94.maddede yer alan müstahdem birbirinden farklı kav-

ramlardır. Aksine bir yorum mermer atölyesi ve benzeri işyerlerinde

tebliğ imkansızlığı gibi bir durum yaratacağından 94.maddedeki müstah-

dem kelimesinin işçileride kapsadığının hatta mermer atölyeleri yönün-

den yalnız işçileri kapsamına aldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır.

Bu nedenle Daire kararında öngörülen araştırmanın yapılmasına gerek bu

lunmadığı, Vergi mahkemesi kararının yerinde olduğu görüşüyle karara

karşıyım. ŞT/NÇ

 

 

Karar Metni

Usulüne uygun olarak yapılan tebligat üzerine süresinde yenileme di-

lekçesi vermeyen yükümlünün davasının mahkemece süreaşımı yönünden

reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı hk.[155]

 

Dilekçenin reddi üzerine yeniden açılan davayı; dilekçe ret kararının

davacıya 27.1.1989 tarihinde tebliğ edilmesine karşın otuz günlük süre

geçirildikten sonra davanın 3.3.1989 tarhiinde açıldığı gerekçesiyle

süre aşımı yönünden reddeden Balıkesir Vergi Mahkemesinin 9.3.1989

gün ve 1989/159 sayılı kararının; ikametgahı belli olduğu halde kapalı

olan işyerine tebligat yapılmasının usulsüz olduğu, keyfiyetin en ya-

kın komşusuna bildirilmediği, muhtarın 27.1.1989 tarihinde teslim al-

dığı evrakı, 6.2.1989 tarihinde teslim ettiği ve olayı bu tarihte öğ-

renerek 3.3.1989 tarihinde, süresinde dava açtığını ileri sürerek bo-

zulmasını istemektedir.

Tebligat Kanununun 21.maddesinde, kendisine tebliğ yapılacak kimse ve-

ya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bu-

lunmaz veya tebellüğden imtina ederlerse, tebliğ memurunun tebliğ olu-

nacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azalarından birine

veyahut zabıta amir veya memuruna imza mukabilinde teslim edeceği ve

tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki

binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiye-

tin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşulardan birine

bildireceği ve ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tari-

hi sayılacağının belirtildiği, Tebligat Tüzüğünün 28.maddesinin son

fıkrasındada, muhatap veya onun yerine tebligat yapılacak kimseler, a

adreste bulundukları halde tebliğin yapılacağı sırada orada mevcut de-

ğillerse 30.maddeye göre muamele yapılacağı, 30.maddede ise, 28.madde-

nin son fıkrasında zikredilen ahvalde tebliğ memurunun tebliğ olunacak

evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclis azasından biri-

ne veyahut zabıta amir veya memuruna imza mukabilinde teslim edeceği,

tebliğ memurunun Tüzüğe ekli 2 numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen

ihbarnameyi, gösterilen adresteki kapıya yapıştıracağı, durumu muhata-

ba duyurmasını, mümkünse en yakın komşulardan birine, varsa yönetici

veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tari-

hin tebliğ tarihi sayılacağı açıklanmıştır.

İncelenen dosyadan, davacının gösterilen adreste bulunmaması nedeniyle

Tebligat Kanununun 21.maddesi uyarınca, ihbarname kapıya 27.1.1989 gü-

nü yapıştırılmak ve tebliğ olunacak evrak o yerin muhtarına teslim

edilmek suretiyle tebligat yapıldığı ve bu hususun tebliğ mazbatasında

"muhatabın adresinde kimse bulunmadığından Tebligat Kanununun 21.mad-

desi gereğince ihbarname kapıya yapıştırıldı ve durum en yakın komşuya

bildirildi" şeklinde belirtildiği anlaşılmakta olduğundan, aksi yönde-

ki yükümlü iddialarına itibar etmek mümkün değildir. Dolayısıyla üsü-

lüne uygun olarak yapılan tebligat üzerine süresinde yenileme dilekçe-

si vermeyen yükümlü davasının mahkemece süreden reddine karar verilme-

sinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine, mahkeme kararının so-

nuç itibariyle onanmasına karar verildi.

 

 

(MT/NÇ)

 

 

 

 

Karar Metni

Tarhiyat öncesi uzlaşmanın sağlanamamış veya uzlaşmaya varılamamış olması halinde, verginin tarhından ve cezanın kesilmesinden sonra uzlaşmanın istenemeyeceği hk.[156]

 

Ağustos 1985 dönemi için yükümlü adına re'sen salınan kaçakçılık ceza-

lı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı; 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesi uyarınca, vergi mah-

kemelerinde dava açma süresinin (30) gün olduğu, bu süre içinde uzlaş-

maya gidilmesi halinde dava açma süresinin, uzlaşmaya varılamadığına

ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren (15) gün uzayacağının, 213 sa-

yılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ile ilgili Ek 7.maddesinde belirtil-

diği, olayda; herne kadar Uzlaşma Komisyonu Kararının tebliğinden iti-

baren (15) gün içinde dava açılmış isede; daha önce "Tarhiyat Öncesi

Uzlaşma" talebinde bulunulduğunun dosyanın incelenmesinden anlaşıldı-

ğı, 3239 sayılı Kanunun 33.maddesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununa

ilave edilen Ek 11.maddede; "Tarhiyat öncesi uzlaşmanın temin edileme-

miş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış olması halinde

mükellefler veya ceza muhatabı olanlar verginin tarhından ve cezanın

kesilmesinden sonra uzlaşma talep edemezler." denildiği, bu nedenle;

30.3.1988 tarihinde tebliğ edilen ihbarnameler üzerine 4.4.1988 tari-

hinde vaki olan uzlaşma talebinin geçersiz olduğu, bu durumda en geç

30.4.1988 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildik-

ten sonra 13.5.1988 tarihinde açılan davanın süre aşımına uğradığı,

herne kadar yükümlü vekili tarafından, davalı idarece ihbarnamelerin

üzerine Defterdarlık Uzlaşma Komisyonuna gidilebileceğinin yazıldığı

bunun kendilerini yanılttığı ileri sürülmekte isede anılan Kanun mad-

desi ile getirilen hüküm karşısında ileri sürülen bu iddiaya itibar

edilemeyeceği, esasen kanun hükmünün bilinmemesinin mazeret olarak sa-

yılamayacağı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanunun 15.maddesinin 1.fıkrası-

nın (b) bendi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddeden İzmir 3.Vergi

Mahkemesinin 14.12.1988 gün ve 1988/601 sayılı kararının bozulması is-

tenilmektedir.

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış

bulunan mahkeme kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun

görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen

kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz istemi-

nin reddine, kararın onanmasına karar verildi.

 

 

 

(MT/NÇ)

 

Karar Metni

Posta evrakına yanlış tarih uygulamasının posta idaresinin bir hatasından kaynaklandığı, bu idarece de kabul edildiğine göre, beyannamenin süresinde postaya verildiğinin kabulu gerektiğinden, aksi yolla kaçakçılık ve tekerrür cezası kesilmesindeki haksızlığın kabulü ile durumun vergi hatası kapsamında değerlendirilmesi ve 2577 sayılı kanunun 11. maddesinin olaya uygulanması gerektiği hk.[157]

 

1988 takvim yılı Mart dönemine ilişkin katma değer vergisi beyannamesi

nin süresinden sonra verildiği nedeniyle yükümlü adına kesilen teker-

rür ve kaçakçılık cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 1.fıkrasında;

özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerin-

de dava açma süresinin otuz gün olduğunun belirtildiği, aynı Kanunun

11.maddesinde ise; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, ida

ri işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir

işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan

makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun

işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, isteğin

reddedilmesi halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı

ve başvurma tarihine kadar geçmiş süreninde hesaba katılacağı ancak;

bu maddenin Vergi Usul Kanununda yer alan vergi hatalarının düzeltilme

si istemleri dışında vergi uyuşmazlıklarına uygulanamayacağının hükme

bağlandığı, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 116.maddesinde de; vergi

hatasının tanımının yapıldığı, 117.maddede hesap hatalarının, 118.mad-

dede de vergilendirme hatalarının neler olduğunun tek tek sayılarak be

lirtildiği, aynı Kanunun 2686 sayılı Kanunla değişik 122.maddesinde;

mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi

dairesinden yazı ile isteyebileceklerinin hüküm altına alındığı, olay-

da; ihtilaflı dönem katma değer vergisi beyannamesinin 25.4.1988 tari-

hinde (süresinde) PTT acentesinden taahhütlü olarak postaya verildiği

ileri sürülerek 14.7.1988 tarihinde vergi dairesine düzeltme başvuru-

sunda bulunulduğunun dosyanın incelenmesinden anlaşıldığı, ancak bu hu

sus 213 sayılı Kanunun yukarıda anılan maddelerinde belirtilen vergi

hataları kapsamına girmeyeceğinden 2577 sayılı Kanunun anılan 11.madde

sinin uygulanmasına kanunen imkan bulunmadığı, hernekadar ihbarnamele-

rin tebliği tarihi belli değilsede, düzeltme başvurusunun yapıldığı

14.7.1988 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulü halinde dahi

21.12.1988 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekti

ği gerekçesiyle süre aşımı yönünden reddeden Manisa Vergi Mahkemesinin

26.12.1988 gün ve 1988/1351 sayılı kararının bozulması istenilmekte-

dir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun düzeltme ile ilgili değişiklikten önce

ki şeklinde, itiraz süresi içinde düzeltme talebinde bulunanların bu

talepleri reddolunduğu, takdirde, düzeltme dilekçesi itiraz dilekçesi

yerine geçerek doğrudan doğruya itiraz komisyonuna intikal ettirilmek-

te ve uyuşmazlık, vergi ihtilafları ile ilgili hükümler çerçevesinde

bu komisyonlarca incelenerek sonuçlandırılmaktaydı. 20.7.1982 tarihin-

de yürürlüğe giren 2686 sayılı yasanın 24.maddesi ile bu hüküm kaldı-

rılmış ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 11.maddesi hükmü

ne paralel hükümler getirilmiştir. Buna göre, vergi mahkemesine dava

açma süresi içinde yapılan düzeltme isteminin reddi ve keyfiyetin ver-

gi usul kanununun 123.maddesi hükmüne göre, düzeltme isteyene tebliği

halinde, mükellefin 2577 sayılı yasanın 11.maddesi hükmünde yer alan

dava açma süresi içinde vergi mahkemesine dava açması gerekmektedir.

Ancak bunun dışında, genel zaman aşımı süresi içinde 213 sayılı yasa-

nın 124.maddesindeki "vergi mahkemesinde dava açma süresi geçirildik-

ten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolununlar şikayet yolu ile

Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler." hükmüne göre, mükelleflerin

ayrıca başvuruda bulunarak, sonuçta Maliye Bakanlığına şikayet yoluna

gidebileceği de tabiidir.

Olayda, Mart 1988 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesinin ya-

sal süreden sonra verildiğinden bahisle uyuşmazlık konusu cezalar ke-

silmiş olup yükümlü vekili tarafından ibraz olunan posta alındısından,

Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilen beyannamenin 25.4.1988 gününde

P.T.T Acentesine verildiği anlaşılmaktadır.

Posta ve Telgraf Müdürlüğüne ait yazıda da, söz konusu evrakın

25.4.1988 tarihinde kabul edildiği, acente görevlisinde pul kalmaması

nedeniyle pul noksanının 28.4.1988 tarihinde tamamlanarak aynı güne

ait tarih damgasının yanlışlıkla tatbik edilmesi üzerine sözü edilen

hataya sebebiyet verildiğinin, yapılan araştırma sonucu anlaşıldığı be

lirtilmiş bulunmaktadır.

Posta evrakına yanlış tarih tatbiki posta idaresinin bir hatasından

kaynaklandığı, bu idarece de kabul edildiğine göre, burada yükümlüyü

kusurlandıracak bir husus bulunmadığından yükümlünün beyannamesini ka-

nuni süresi içinde postaya verdiğinin kabulü gerekmekte, bunun sonucu

olarak ta, vergi dairesince yükümlünün beyannamesinin kanuni süre için

de verilmediğinden bahisle adına kaçakçılık ve tekerrür cezası kesilme

sindeki haksızlığın kabulü ile durumun vergi hatası kapsamında değer-

lendirilmesinin zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, düzeltme hükümlerinin ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanununun 11.maddesinin olaya uygulanmasına kanuni bir engel bulunmadı

ğından, mahkemece aksi gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddin-

de isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bo-

zulmasına karar verildi.

KARŞI OY :

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun üst makamlara başvurma baş

lıklı 11.maddesinde,

1- İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, İdari işlemin kaldı

rılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması

üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava

açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan

idari dava açma süresini durdurur.

2- Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

3- İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma

süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre

de hesaba katılır.

4- Vergi Usul Kanununda yer alan vergi hatalarının düzeltilmesi istem-

leri dışında, bu madde hükümleri vergi uyuşmazlıklarında uygulanmaz.

denilmektedir.

Madde hükmünün uygulanabilmesi için ortada idari davaya konu olabile-

cek bir işlem bulunmalıdır.

Diğer taraftan söz konusu madde hükmünün 4.fıkrasının açık hükmü gere-

ği bu madda hükmü vergi uyuşmazlıklarının vergi hatalarının düzeltilme

si istemleri hakkında uygulanabilir.

Vergi hatalarının düzeltilmesi istemlerinde idari davaya konu idari iş

lem ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 124.maddesi hükmü gereğince

düzeltme isteminin reddine ilişkin vergi dairesi işlemine karşı şika-

yet yoluyla başvuru sonucu Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tesis edilen

red işlemidir. Vergi Dairesinin tarh ve tahakkuk işlemi değildir.

Bundan dolayı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun yukarıya

alınan 11.maddesinin süreye ilişkin hükümleri Maliye ve Gümrük Bakanlı

ğının red işleminden sonra uygulanabilir.

Aksi düşünce, dava açma süresi içinde düzeltme isteminde bulunmalarda

vergi dairesinin ret işlemi üzerine açılan davalarda 2577 sayılı Kanu-

nun 11.maddesi hükmünü uygulamak ve dava açma süresinin başlangıcını

ihbarnamenin tebliği olarak kabul etmek bu maddenin vergi uyuşmazlıkla

rında uygulanması sonucunu doğururki böyle bir kabulün de maddenin 4.

fıkrasındaki "Vergi Usul Kanununda yer alan vergi hatalarının düzeltil

mesi istemleri dışında, bu madde hükümleri vergi uyuşmazlıklarında uy-

gulanmaz" hükmüne ters düşeceği açıktır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 124.maddesinde vergi mahkemesinde dava

açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunan-

lar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler hükmü yer

almıştır.

Vergi mahkemelerinde dava açma süresi 2577 sayılı Kanunun 7.maddesinde

düzenlenmiştir.

Maddenin 1.fıkrasında vergi mahkemelerinden dava açma süresinin otuz

gün olduğu belirtilmiş, 2.fıkrası (b) bendinde ise bu sürelerin, tahak

kuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde

veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin, tevkif yoluyla alınan

vergilerde istihkak sahibine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tesci-

lin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmü yer almıştır.

İhtilaflı ceza ihbarnamelerinin 14.7.1988 tarihinde tebliğ edildiği ka

bul edildiğine göre yükümlünün vergi mahkemesinde dava açma süresi

14.8.1988 tarihinde sona ermekte, çalışmaya ara verme süresi içine

rastladığından 6.9.1988 tarihine kadar uzamakta ve dava süresi bu ta-

rih itibariyle dolmaktadır. Oysa vergi dairesinin düzeltme istemini

ret yazısı yükümlüye 15.12.1988 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Yükümlünün düzeltme isteminin reddine dair vergi dairesi işleminin teb

liğ edildiği tarihte dava açma süresi çoktan geçmiş bulunmaktadır.

Zira, yukarıda da belirtildiği üzere vergi hatalarının düzeltilmesi is

temleri dışında 2577 sayılı Kanunun 11.maddesi hükmü uygulanamacağın-

dan ihbarname tebliği üzerine vergi dairesine başvurmak süreyi durdur-

maz. Olayda yükümlü ceza ihbarnamelerinin kendisine tebliği üzerine da

va açma süresi içinde vergi mahkemesinde dava açma yolunu değil 213 sa

yılı Vergi Usul Kanununun 116. ve devamı hükümlerinde düzenlenen vergi

hatalarının düzeltilmesi yolunu tercih etmiştir.

Vergi Mahkemesinin bu tür bir davayı çözmek görevi dava açma süresi

içinde yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların süresinde dava aç

maları halinde söz konusu olur. Oysa davanın açıldığı tarihte dava aç-

ma süresi geçmiş bulunduğundan, davayı çözümlemek vergi mahkemesinin

görevi dışında kalmaktadır.

Diğer taraftan, vergi hatalarının düzeltilmesi yolu, sınırlı olmakla

beraber, dava açma süresinden çok uzun tarh zaman aşımı (bazı durumlar

da bu süreden uzun) süresi içinde yapılmış vergi hatalarının düzeltil-

mesini sağlamak amacıyla getirilmiş bir hukuki müessesedir.

Bu yolun vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra düzelme

talebinde bulunanlar tarafından kullanılabileceği dava açma süresi

içinde başvurupta talepleri dava süresi geçtikten sonra reddolunanla-

rın bu yolu kullanamayacaklarını kabul etmek düzeltme müessesesinin ko

nuluş amacına ters düşer.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 124.maddesinde, yer alan "Vergi Mahke-

mesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri

reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilir-

ler" hükmü dava hakkını yitirenlerin izleyecekleri yolu düzenleyen bir

hükümdür.

Dava hakkını herhangi bir nedenle kaybedenlerin zamanaşımı süresi için

de düzeltme yoluna başvurularını önleyen herhangi bir hükümde yoktur.

Açıkladığımız nedenlerden dolayı vergi ihbarnamelerinin tebliği üzeri-

ne idareye düzeltme yoluyla da alsa başvuruların vergi mahkemesinde da

va açma süresinin durdurmayacağı açıktır.

Olayda düzeltme talebinin reddine ilişkin vergi dairesi cevabının teb-

liğ edildiği tarihte dava açma süresi dolmuştur.

Yükümlü vergi mahkemesine açtığı davada düzeltme isteminin reddine

ilişkin vergi dairesi işlemini dava etmiştir.

Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme talepleri-

nin reddine ilişkin işlemlere karşı açılan davaların çözüm yeride 2575

sayılı Danıştay Kanununun 24.maddesi (j) bendi hükmü gereğince Danış-

tay'dır.

Bu nedenlerden dolayı vergi mahkemesinin açılan davayı 2577 sayılı İda

ri Yargılama Usulü Kanununun 14.ve 15.maddeleri hükmü uyarınca görev

yönünden reddederek görevli Danıştay'a göndermesi gerektiği görüşünde

olduğumdan karara karşıyım.

 

 

 

ŞT/SE

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

474 sayılı Kanunun 2.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan kararname ile arttırılan istihsal vergisi oranları, 6802 sayılı Kanu-

nun 2447 sayılı Kanunun 25.maddesinin gider vergileri kanununa bağlı

tablolarda ve kanunun mahsus kısım ve bölümlerinde kayıtlı vergi nis-

bet veya hadler ile tarifelerde % 80 indirim yapmak veya indirilenleri

kanuni seviyesine çıkarmaya bakanlar kurulunun yetkili kılmış olması

nedeniyle Anayasa'nın 73.maddesi karşısında kanuna aykırı olmakla yar-

gı organını bağlamayacağından, 2577 sayılı Kanunun 7.maddesinin 4.ben-

di uyarınca ek tahakkukun kaldırılması gerekeceği hk.[158]

 

Uyuşmazlık; Yükümlü Şirketin imalatında kullandığı iplikler nedeniyle

Ocak 1984 dönemine ilişkin olarak verdiği beyannamede % 12 oranında

beyan ederek ödediği istihsal vergisi oranının % 18 olması gerektiğin-

den bahisle düzeltme fişi ile fark olarak salınan istihsal vergisinin;

6802 sayılı Gider Vergisi Kanununun I sayılı İlk İstihsal Maddeleri

Tablosunun olay tarihinde yürürlükte bulunan 10.pozisyonunda dokumaya

elverişli ipliklerin % 12 oranında istihsal vergisine tabi olduğunun

belirtildiği, daha sonra 19.1.1984 gün ve 18286 mükerrer sayılı Resmi

Gazetede yayımlanan 28.12.1983 gün ve 83/7543 sayılı kararnameye ek

olarak 474 sayılı Kanunun değişik 2.maddesinin verdiği yetkiye dayana-

rak yayımlanan 17.1.1984 gün ve 84/7622 sayılı kararname eki karara

ilişkin listede gümrük ve istihsal vergisi oranlarının yeniden düzen-

lendiği, dava konusu ipliklerin istihsal vergisi oranının % 18'e çı-

karıldığı ve kararın 3.maddesi ile değiştirilen istihsal vergisi oran-

larının 6802 sayılı Gider Vergisi Kanununa bağlı I, II ve III sayılı

tablolarda kayıtlı maddelerden yurt içinde imal ve teslim edilenler

için de uygulanacağının hüküm altına alındığı, Türkiye Cumhuriyeti

Anayasasının 73.maddesinin son fıkrasında vergi, resim, harç ve benze-

ri mali yükümlülüklerin muaflık, istisna ve indirimleriyle oranlarına

ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar için-

de Bakanlar Kurulunun değişiklik yapabileceği hükmünün vazedildiği,

6802 sayılı Kanunda değişiklik yapan 2447 sayılı Kanunun 25.maddesinde

Gider Vergileri Kanununa bağlı tablolarda ve kanunun mahsus kısım ve

bölümlerinde kayıtlı vergi nisbet veya hadler ile tarifelerde % 80 ka-

dar indirim yapmağa, indirilen nisbet, had veya tarifeleri kanuni se-

viyesine kadar çıkartmağa ve bunlarla ilgili usul ve şartları tesbite

Bakanlar Kurulunun yetkili olduğunun beliertildiği, bu durumda 83/7543

sayılı kararnameye ek 84/7622 sayılı kararname ile istihsal vergisi

nisbetlerinin % 50 oranında arttırılmasının zikredilen Anayasa maddesi

karşısında kanuna aykırı olması nedeniyle yargı oranını bağlamayacağı,

nitekim 2.3.1984 tarih ve 18329 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

84/7709 sayılı karar ile istihsal vergisi oranının yeniden % 12'ye in-

dirildiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 4.

bendi uyarınca düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenle-

meye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı gerekçesiyle kaldırılma-

sı yolundaki Vergi Mahkemesi kararının bozulması isteminden ibarettir.

Temyiz isteminde bulunan Vergi Dairesi Müdürlüğünün temyiz dilekçesin-

de öne sürdüğü gibi 84/7622 sayılı karar, kanun ya da kanun hükmünde

kararname olmayıp, idari yargı denetimine tabi bir Bakanlar Kurulu ka-

rarı olup, dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda

açıklanmış bulunan mahkeme kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Daire-

mizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddia-

lar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından

temyiz isteminin reddine, kararın onanmasına karar verildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

1- Dava açma süresinin, resen incelenecek konulardan olduğu,

2- Dava açma süresi hak düşürücü bir süre olup, bu sürenin mücbir sebeplerle durmayacağı ve kesinleşeceği,

3- Tebliğ zarfında davacının imzası varsa zarftaki tebliğ tarihinin

sonradan yazılmış olabileceği yolundaki iddiaya itibar edilmiyeceği hk.[159]

 

Uyuşmazlık; kaçakçılık cezalı gider vergisinin terkini isteği ile açı-

lan davanın süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı ge-

rekçesi ile reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararının bozulması iste-

ğinden ibarettir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinde, vergi mahke-

melerinde dava açma süresinin otuz gün olduğu ve vergi uyuşmazlıkların

da tebliğ yapılan hallerde, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren

dava açma süresinin başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Olayda, uyuşmazlığa konu olan vergi ve ceza ihbarnamelerinin bizzat mü

kellefe 11.10.1983 gününde tebliğ edilmesine rağmen, davanın otuz gün-

lük süre geçirildikten sonra 11.11.1983 gününde açıldığı anlaşılmakta-

dır.

İdari yargıdaki dava süreleri maddi hukuku değil, usul hukukunu ilgi-

lendiren bir nitelik taşıdığından, dava süresinin geçirilip geçirilme-

diği hususunun idari yargı yerince resen araştırılması gerekmektedir.

Başka bir ifade ile, dava açma süresi kamu düzenini ilgilendirdiğinden

idari yargı yerinin, önüne gelen bir davanın süresinde açılıp açılma-

dığını kendiliğinden araştırması zorunlu bulunmaktadır.

Bu nedenle, temyiz talebinde bulunan davacı tarafından ileri sürülen,

tebliğ alındısının örneğinin kendisine gönderilmediği, tebliğ alındı-

sına ait fotokopinin Vergi Dairesi Müdürlüğünün savunmasında değil,

cevaba cevap dilekçesine ekli olarak mahkemeye sunulduğu, fotokopinin

muteber olmadığı ve bu nitelikteki diğer iddialarında isabet görülme-

miştir.

Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun tebliğlerle ilgili ve

tebliğ esaslarını belirleyen hükümler getiren 93. ve müteakip maddele-

rinde, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden tüm belgelerin

adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtası ile taahütlü

olarak tebliğ edileceği ve posta ile tebliğde, tebliğ edilecek belge-

lerin kapalı bir zarf içine konulacağı, bilinen adrese gönderilen mek-

tupların, posta idaresince muhatabına teslim edildiği tarihte tebliğ

edilmiş sayılacağı belirtilmiş ve 102.maddesinde de, "Tebliğ olunacak

evrakı muhtevi zarf posta idaresince muhatabına verilir ve keyfiyet

muhatap ile posta memuru tarafından taahüt ilmühaberine tarih ve imza

konulmak suretiyle tesbit olunur." hükmü getirilmiştir.

Bu hükümlerden anlaşıldığı gibi posta ile tebliğ yapılan hallerde teb-

liğ tarihi, posta memuru ile muhatabın birlikte atacakları imza sıra-

sında yazılmakta veya yazılmış olması gerekmektedir. Başka bir ifade

ile, muhatabın ya imzalarken tebliğ tarihini de yazacağı ya da tarih

yazılmış zarfı imzalayacağı kabul edilmektedir. Bu konuda bir tesbit

yaptırılması gerektiği ve birden çok ihbarnamenin aynı zarf içinde

tebliğinin usulsüz olduğu yolundaki iddialarında da yasal yerindelik

görülmemiştir.

Temyiz isteyenin, tebliğ tarihinden bir süre sonra, 20.10.1983 tarihin

de ameliyat geçirdiği, bu nedenle olayda mücbir sebep hali bulunduğu

yolundaki iddiasına gelince;

Dava açma süresi hak düşürücü bir süre niteliğindedir. Yani, süresinde

kullanılmayan dava hakkı düşmekte ve yargı yolu kapanmaktadır. Bu süre

zorlayıcı nedenlerle (mücbir sebeplerle) durmaz ve kesilmez. Başka bir

ifade ile, hastalık halinde dava açma süresinin uzatılması veya yeni-

den canlanması mümkün bulunmamaktadır.

Kaldı ki, davacı tarafından ibraz edilen 31.3.1984 günlü doktor raporu

ve diğer belgeler de, olayda bir mücbir sebep halinin bulunduğunu ka-

nıtlayacak nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteğinin reddi ile temyiz konusu mahkeme

kararının onanmasına karar verildi.

 

(DAN-DER; SAYI:58-59)

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

I no'lu işletme vergisi genel tebliğinin ı nolu tablosunun 10.fıkrası

hükmü ile buna dayanılarak tesis edilen işletme vergisi mükellefiyeti-

nin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde sayılamı-

yacağı, bu nedenle davaya konu olamayacağı hk.[160]

 

Davanın konusu 16.6.1981 tarih ve 17377 sayılı Resmi Gazetede yayınla-

nan 1 seri nolu işletme vergisi Genel Tebliğinin 1 nolu tablosunun 10.

fıkrası hükmü ile, bu tebliğ uyarınca ihtirazi kayıtla Vergi Dairesin-

de tescil edilmiş olan işletme vergisi yükümlülüğünün iptaline ilişkin

bulunmaktadır.

Gerek mülga 521 sayılı Danıştay Kanunu, gerekse halen yürürlükte bulu-

nan 2575 sayılı Danıştay Kanunu hükümlerine göre Danıştay'da ancak ida

renin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerine karşı dava açılması

mümkündür.

Vergi ihtilaflarında yürütülmesi zorunlu idari işlem ise, ihbarname

veya ödeme emri tebliği, tahakkuk fişi kesilmesi veya vergi tevkifi

yahut düzeltme ve şikayet yoluyla yapılan başvuruların yetkili merci-

ler tarafından reddedilmesi şeklinde ortaya çıkar. Bu suretle tesis o-

lunan işlemlere karşı itiraz ve müracaat usulleri Vergi Usul Kanununda

düzenlenmiştir.

Olayda ise iptali istenen I Seri Nolu işletme vergisi Genel Tebliğinin

konuya ilişkin hükmü ile, tesis olunan işletme vergisi yükümlülüğü ke-

sin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde sayılmayacağı

cihetle davaya konu teşkil etmesi mümkün değildir.

Bu nedenle incelenme olanağı bulunmayan davanın reddine karar verildi.

AZLIK OYU:

İşletme Vergisi Kanununda 3.sınıf otel, motel ve mokamplar vergi dışı

bırakıldığı halde, kanuna dayanılarak 16.6.1981 günlü Resmi Gazetede

yayımlanan 1 seri numaralı genel tebliğde turistik belgeli 3.sınıf iş-

letmelerin vergiye tabi tutulduğu açıklanmış, 3.sınıf işletmesi bulu-

nan davacının mükellefiyeti tebliğe müsteniden Vergi Dairesince tescil

edilmiş, tebliğin ve uygulamanın hatalı olduğundan bahisle Maliye Ba-

kanlığına vaki başvurunun sonuçsuz kalması üzerine davacı tebliğin söz

konusu hükmü ile kendisi hakkında mükellefiyet tesisi suretiyle uygu-

lanan işlemin iptali için dava açmıştır.

Vergi uyuşmazlıklarının, ancak Vergi Usul Kanununda belirtilen prose-

dür dairesinde çıkarılacağı düşünülebilirse de burada ihtilaf vergi

tarh ve tahakkukuyla ilgiloi olmayıp, kişilerin haklarının ve menfaat-

lerini yasayı aşar biçimde ilgilendirmesi itibariyle objektif bir dü-

zenleyici tasarruf niteliğine bürünen tebliği, bu tasarrufa müsteniden

uygulanan sübjektif işlemden doğmuş bulunmaktadır.

Danıştay'ın muhtelif kararlarında belirtildiği gibi, genel olarak ida-

renin kendi iç teşkilatına kanun anlayışını bildiren, onlara hareket

tarzlarını gösteren, üçüncü şahısların hak ve menfaatlerini ihlal et-

meyen keza birer düzenleyici tasarruf mahiyetinde olmayan, sadece bir

iç düzenleme olarak kabul edilen ve tamim genelge, tebliğ gibi isimler

alan tasarrufların idari dava konusu olmaları mümkün değilse de böyle

bir tasarruf kanun ve nizama bazı şeyler ilave ederek kişilerin hak

ve menfaatlarında değişik meydana getirip tanzimi bir niteliği haiz o-

lursa dava mevzuu teşkil etmesi tabidir. Bu dava sadece, objektif ni-

teliğe bürünen bu tasarruf aleyhine açılabileceği gibi, buna müsteni-

den tesis edilen sübjektif işlemde birlikte de açılabilir.

Nitekim evvelki 521 sayılı Danıştay Kanununda olduğu gibi 20.1.1982

günlü Resmi Gazetede yayınlanan İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.mad-

desinin 4.bendinde, ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem

yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri belirtilmiştir.

Açıklanan sebeplerle davanın esasının görüşülerek bir sonuca varılması

gerektiği görüşüyle "inceleme olanağı bulunmayan davanın reddi" hak-

kındaki karara karşıyım.

(DAN-DER, SAYI:52,53)

 

 

 







Yeni Sayfa 1





belediyelerin "imar", "ımar" ve "imar
hukuku", "ımar hukuku", "kaçak yapı", imar planı", "arazi ve arsa düzenlemesi",
"imar para

cezaları", "imar kirliliği suçları", "idare hukuku", "idari yargılama usulü" ve
her türlü imar sorunlarına çözüm getirecek olan "imar hukukcusu" ve "ımar
hukukçusu".












imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-10-08 (1749 okuma)

[ Geri Dön ]