imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 13
imar hukuku



2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 13


Yeni Sayfa 2

Karar Metni

Davacının asıl borçlu şirketin ortağı olmakla birlikte şirketi temsil yetkisi bulunmadığı; bu durumda şirkete yapılan tebligatları ikamet adresinde tebellüğe de yetkili olmayan davacının hukuki durumunda usulüne aykırı olarak kendisine tebliğ olunan dava konusu ödeme emirleri dolayısıyla herhangi bir değişiklik olmayacağından, bu ödeme emirlerine karşı düzeltilmesi veya iptal edilmesi istemiyle kendi adına ıdarı başvuruda bulunması veya idari dava açmasının mümkün bulunmadığı hk.[131]

 

Temyiz İsteminde Bulunan: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü

Karşı Taraf : ...

Vekili : Av. ...-Av. ...

İstemin Özeti : Davacının ortağı olduğu ... İnşaat Ticaret Sanayi Limited Şirketinin vergi borçlarından dolayı şirket adına düzenlenerek davacıya tebliğ edilen ödeme emirlerinin geri alınması istemini içeren başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemi; Dosyanın incelenmesinden, davacı ve eşinin kurdukları yukarıda adı belirtilen şirketin vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin davacının ev adresine kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de; şirket müdürü olan eşinden ayrılan davacının ikametgah adresinin eski eşinin de ikametgah adresi olarak kabul edilemeyeceği; bu durumda, ödeme emirlerinin şirket müdürü veya şirket müdürünün bilinen adreslerine tebliğ edilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararının; davada süre aşımı bulunduğu, ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Tetkik Hakimi Bülent Seyitdanlığoğlu'nun Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Güngör Göksu'nun Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dosyanın incelenmesinden; davacının, ortağı olduğu ... İnşaat Ticaret Sanayi Limited Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 19.3.1998 tarihinde ev adresinde tebliği üzerine, davalı Vergi Dairesi Müdürlüğüne ödeme emirlerinin geri alınması istemiyle yapmış olduğu başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddedildiği; bu işlemin iptali istemiyle 19.6.1998 tarihinde kayda giren dilekçeyle açılan bu davada işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmıştır.

2577 sayılı İdari Yarglama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7'nci maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idari mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu belirtilmiş, 6183 sayılı Amme Alacaklarının tahsil Usulü Hakkında Kanunun 54'üncü maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı, 58'inci maddesinde ise, ödeme emrine karşı, böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zaman aşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüştür.

Aynı Kanunun 11'inci maddesinde ise, ilgililer tarafınadan idari dava açılmadan önce, İdari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenilebileceği; bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı; altmış gün içinde bir cevap verilmesse isteğin reddedilmiş sayılacağı; isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvuru tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı, hükmü yer almıştır.

Vergi Kanunlarına göre tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelen, ancak vadesinde ödenmeyen vergilerin tahsili amacıyla, 6183 sayılı Kanuna göre düzenlenen, kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem olan ödeme emrine karşı doğrudan dava açılabileceği gibi; 2577 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 11'inci maddesi uyarınca, ödeme emrinin kaldırılmasının. geri alınmasının, değiştirilmesinin üst makamdan, üst makam yoksa ödeme emrini düzenleyen makamdan idari dava açma süresi içinde istenilmesi ve bu şekilde yapılan başvurunun anılan maddede yazılı şekilde reddi veya reddedilmiş sayılması durumunda dava hakkının kalan süre içerisinde kullanılması da olanaklıdır.

Olayda; davacının asıl borçlu şirketin ortağı olmakla birlikte şirket müdürü sıfatının, dolayısıyla şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı sabittir. Bu durum karşısında; Şirkete yapılacak tebligatları ikamet adresinde tebellüğe de yetkili olmaya davacının hukuki durumunda, usule aykırı olarak kendisine tebliğ olunan dava konusu ödeme emirleri dolayısıyla herhangi bir değişiklik söz konusu olamayacağından; bu ödeme emirlerine karşı düzeltmeleri veya iptal edilmeleri istemiyle kendi adına, idari başvuruda bulunması veya idari dava açması da olanaksızdır. Bu bakımdan; davayı bu yönleriyle incelemeksizin esasına girerek çözümleyen Vergi Mahkemesinin temyize konu kararında isabet yoktur.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına, 6.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

DAN-KAR-DER; SAYI:1

BŞ/ŞGK

 

 

 

Karar Metni

Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra vergi dairesine yapılan başvuruların v.u.k.'nun 124 üncü maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği hk.[132]

 

Temyiz İsteminde Bulunan: ...

Vekili : Av. ... - Av. ...

Karşı Taraf : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü

İstemin Özeti : Mülkiyeti Hazineye ait ... Kışlası vasıflı binanın irtifak hakkının, tapud yapılan işlemle 49 yıllığına davacı kuruma verilmesinden doğan ve ödenen damga vergisinin, irtifak hakkı tesisine ilişkin işlemin iptal edilmiş bulunması nedeniyle iadesi istemiyle vergi dairesi müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine dair işlemi iptal eden ... Vergi Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararının, Danıştay Yedinci Dairesinin 25.11.1998 günlü, E:1997/2576; K:1998/4168 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 122'nci maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri; 123'üncü maddesinde, düzeltme talebi yerinde görüldüğü takdirde düzeltmenin yapılacağı, aksi halde, durumun düzeltme isteyene yazı ile tebliğ olunacağı; 124'üncü maddesinde, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yapılan düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına başvuracakları; düzeltmenin kapsamını belirleyen 125'inci maddesinde, vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştaydan geçmiş olan muamelelerde hata bulunduğu takdirde, hata hakkında bu yerlerce karar verilmemiş olmak koşuluyla, söz konusu kararlar kesinleşmiş olsa dahi aynı hükümlere göre düzeltilebileceği; 126'ncı maddesinde ise, vergi hatalarının tarh zaman aşımı süresi dolmadan düzeltileceği öngörüldükten sonra, düzeltme zaman aşımının özel hallerine yer verildiği; kanunun bu kısmında, yapılan düzeltmelerde, düzeltme zaman aşımı ile ilgili süreler dışında, ilgililerin düzeltme ve şikayet yollarına belli sürelerde başvurmalarını zorunlu kılan herhangi bir kurala yer verilmediği; yöntemi Vergi Usul Kanununda düzenlenmiş bulunan vergi hatalarının düzeltilmesi ile ilgili başvurular nedeniyle düzenlenen işlemlerin iptali istemiyle açılacak davalarda, 2577 sayılı Kanunun 7'nci maddesinde öngörülen otuz günlük sürenin aranması ve bu sürenin, yazılı bildirim tarihinde başlatılması gerektiği; olayda geliştiği üzere, davacı kurum tarafından, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra Vergi Dairesi Müdürlüğüne yapılan düzeltme başvurusunun reddi üzerine açılan davada, bu işlemin yukarıda açıklanan düzeltme ve şikayet kapsamında bir başvuru olduğu, davanın ancak, yapılacak şikayet başvurusunun Maliye Bakanlığınca reddi üzerine açılabileceği göz ardı edilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanununun idari makamların sükutu ve üst makamlara başvurmayı öngören 10'uncu maddesinin uygulanması suretiyle verilen kararda isabet görülmediği gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyarak, idari merci tecavüzü nedeniyle dava dilekçesini Maliye Bakanlığına tevdi eden ... Vergi Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararının; ortada düzeltme-şikayet yoluna başvurulması gereken bir vergi hatası bulunmadığı, vergiyi doğuran tapuya tescil işleminin idare mahkemesince iptali nedeniyle, Hazinenin sebepsiz zenginleştiği böyle bir uyuşmazlıkta, Borçlar Kanununun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği; nitekim, vergi dairesi müdürlüğünce de olayın vergi hatası kapsamında görülmeyerek, mahkemece davanın kabul yolunda verilen ilk karar üzerine verginin iade edildiği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Tetkik Hakimi Selman Aydın'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Sadri Bozkurt'un Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

İlk derece mahkemesi kararlarının, Danıştayca, uyuşmazlığın çözümü de gösterilerek bozulması durumunda; kararı bozulan mahkemece, bu karara uyularak yeniden verilecek kararlara karşı yapılacak temyiz başvurularının, bozma kararında yazılı esaslara uygunluğu bakımından incelenmesi gerekir.

Dosyanın incelenmesinden, temyize konu vergi mahkemesi kararının, Dairemizin açıklanan nitelikteki bozma kararına uyularak verildiği anlaşıldığından, istemin reddine ve kararın onanmasına, 11.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

BŞ/ŞGK

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

Gümrük vergisi tahakkukuna yapılan itirazın süreden reddine ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda, mahkemece, yalnızca itirazın süresinde olduğunun tespiti halinde, daha tahakkukun hukukiliği hakkı inceleme yapılamayacağı hk.[133]

 

Temyiz İsteminde Bulunan : Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına

... Gümrük Müdürlüğü

Karşı Taraf : ... Limited Şirketi

Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : ... Gümrük Müdürlüğünde yükümlü şirket adına tescilli 17.6.1992 gün ve 190 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın beyan edilen kıymetinin düşük bulunması üzerine, idarece tespit edilen fiyat esas alınarak yapılan ek gümrük vergi ve resimleri tahakkukuna vaki itirazın, Gümrük Yönetmeliğinin 409'uncu maddesine göre süre aşımı yönünden reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden ... Vergi Mahkemesinin ... günlü,... sayılı kararını; tüzel kişilere yapılacak tebliğin, kanuni temsilcilerine, bunun kanunda yazılı sebeplerle mümkün olmaması halinde ise, memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı; kanuni temsilcinin şahsi firmasına ait iş yerinde bulunan işçisine yapılan tebligatın, bu firmanın vergi borçlarına ilişkin tebligatlarda söz konusu olabileceği; olayda, davacı Şirket adına yapılan ek tahakkuka ilişkin tebliğ alındısında, tebligatın "...'in işçisi ...'a tebliğ edildi." şerhini ihtiva ettiği; şerhte sözü geçen "..."in de davacı... Limited Şirketinin değil, kanuni temsilcisi ...'nin şahsi firması olduğu anlaşıldığından; bu firmanın iş yerinde çalışan işçiye yapılan tebligatın, davacı şirkete yapıldığının kabulüne olanak bulunmadığı; bu durumda, ek tahakkuktan 18.6.1995 tarihinde haberdar olduğunu bildiren davacı Şirketin, 19.6.1995 tarihinde yapmış olduğu itirazın, anılan tarihe göre süresinde olduğunun kabulü gerekeceğinden; aksi yolda verilen temyize konu kararda isabet görülmediği gerekçesiyle bozan Danıştay Yedinci Dairesinin 21.4.1999 günlü, E:1998/759; K:1999/1612 sayılı kararına uymak suretiyle yeniden yapılan inceleme sonucu; 17.6.1992 tarihinde fiilen ithal edilen eşya nedeniyle yapılan ek tahakkukun, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1615 sayılı Gümrük Kanununun 86'ncı maddesinde öngörülen 3 yıllık zaman aşımı süresi geçirilerek, 18.6.1995 tarihinde yükümlüye tebliğ edildiği anlaşıldığından, zaman aşımına uğrayan söz konusu vergilerin davacıdan istenilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararının; davacı adına yapılan ek tahakkukun usulüne uygun olarak tebliğ edildiği; söz konusu tebliğ üzerine 15 günlük süre geçirildikten sonra yapılan itirazın süre aşımı nedeniyle reddinde isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

Tetkik Hakimi Selman Aydın'ın Düşüncesi: Uyuşmazlık, yükümlü tarafından ithal edilen eşyanın beyan edilen kıymetinin düşük bulunması üzerine yapılan ek tahakkuka vaki itirazın süresinde olmadığından bahisle reddedilmesinden doğmuştur.

1615 sayılı Gümrük Kanununun 78'inci maddesinde itiraz sebepleri sayılmış, tahakkukun tebliği ve itiraz süresi 79'uncu maddede düzenlenmiş, 80'inci maddesinde 78'inci maddenin 1, 2, 3 ve 6'ncı fıkralarında yazılı sebeplerle yapılacak itirazların 81'inci maddeye göre sırasıyla gümrük müdürlükleri gümrükler başmüdürlükleri, Gümrükler Genel Müdürlüğünce karara bağlanacağı, Gümrükler Genel Müdürlüğünün kararlarına karşı idari yargı yolunun açık olduğu belirtilmiştir.

Gümrük Kanununda itirazın süresi içinde yapılmaması halinde yapılacak işlem konusunda herhangi bir hükme yer verilmemiş, bu husus Gümrük Yönetmeliğinin 410'uncu maddesinde düzenlenmiştir. Sözü geçen maddede "süresi içinde yapılmadığı idare amirlerince yapılacak inceleme sonucundan anlaşılan itirazlara ait dilekçeler muameleye konmaz ve bu durum itirazı yapan mükellefe yazı ile bildirilir." hükmü yer almıştır.

Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri uyarınca, ek tahakkuka süresinde itiraz edilmediğinden bahisle idarece tesis edilen işleme karşı açılan davada mahkemece; itirazın süresinde yapılıp yapılmadığının incelenmesi süresinde yapıldığı sonucuna varılıyorsa işlemin iptaline karar verilmesi, işin esasının incelenmemesi gerekmektedir. Mahkemece işlemin iptal edilmesi halinde ise sözü edilen Kanunun 81'inci maddesi hükmü uyarınca, gümrük müdürlüğünce itiraz yerinde görülmezse vergi miktarına göre gümrükler başmüdürlüğüne veya Gümrükler Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği tabii olmakla, olayda idari itiraz prosedürleri tamamlanmadan, dolayısıyla itiraz hakkında esastan tesis edilmiş bir işlem olmadan açılan davada, mahkemece işin esasına girmek suretiyle verilen kararda isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından 17.6.1992 tarihinde fiili ithali gerçekleştirilen eşya nedeniyle yapılan ek tahakkukun, şirketin kanuni temsilcilerinden birinin şahsi işletmesinde, söz konusu kişinin işçilerinden birine, 23.5.1995 tarihinde tebliğ edildiği; ek tahakkuka 19.6.1995 tarihinde vaki itirazın, Gümrük Yönetmeliğinin 410'uncu maddesi uyarınca, süre aşımı nedeniyle reddedildiği; bu ret işleminin iptali istemiyle açılan davanın, mahkemece, adresinde bulunamayan davacı şirkete, polis tarafından tespit edilen adreste yapılan tebligatta usulsüzlük bulunmadığı, bu nedenle, 15 günlük yasal süre geçirilerek yapılan itirazın süre aşımı nedeniyle reddinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği; Dairemizce, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, kanuni temsilcilerine, bunun kanunda yazılı sebeplerle mümkün olmaması halinde ise, memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı; kanuni temsilcinin şahsi firmasına ait iş yerinde bulunan işçisine yapılan tebligatın, bu firmanın vergi borçlarına ilişkin tebligatlarda söz konusu olabileceği; olayda, davacı Şirket adına yapılan ek tahakkuka ilişkin tebliğ alındısında, tebligatın "...'in işçisi ...'a tebliğ edildi." şerhini ihtiva ettiği; şerhte sözü geçen "..."in de davacı ... Limited Şirketinin değil, kanuni temsilcisi ...'nin şahsi firması olduğu anlaşıldığından; bu firmanın iş yerinde çalışan işçiye yapılan tebligatın; davacı şirkete yapıldığının kabulüne olanak bulunmadığı; bu durumda; ek tahakkuktan 18.6.1995 tarihinde haberdar olduğunu bildiren davacı Şirketin, 19.6.1995 tarihinde yapmış olduğu itirazın, anılan tarihe göre süresinde olduğunun kabulü gerekeceğinden; aksi yolda verilen temyize konu kararda isabet görülmediği gerekçesiyle bozulduğu; mahkeme tarafından, 17.6.1992 tarihinde fiili ithali gerçekleştirilen eşya nedeniyle yapılan ek tahakkuk, 18.6.1995 tarihinde tebliğ edildiğinden, uyuşmazlığa konu vergilerin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle ek tahakkukun iptal edildiği anlaşılmıştır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1615 sayılı Gümrük Kanununun 79'uncu maddesine göre kendilerine ek gümrük vergi ve resmi tahakkuku tebliğ edilen mükelleflerin, idari dava açmadan önce; bu tahakkuka, tahakkuk kağıdı üzerine atılan imza veya yazılı tebliğ tarihinden itibaren onbeş günlük süre içerisinde anılan Kanunun 78'inci maddesinde yazılı sebeplerin biri veya birkaçı ile itirazda bulunmaları; ancak bu itiraz üzerine, aynı Kanunun 81 ve 84'üncü maddelerinde, dayanılan sebebe göre, öngörülen prosedürün işletilmesi sonucu tesis edilen nihai işlemi, 2577 sayılı Kanunun 7'nci maddesinde yazıl genel dava açma süresi içerisinde, idari davaya konu etmeleri gerekmektedir. Olayda olduğu gibi, mükelleflerin itirazlarının, gümrük müdürlüklerince, 79'uncu maddede öngörülen süre içerisinde olmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi, söz konusu itiraz prosedürünün işlemesini engelleyen; dolayısıyla, sonuçta, mükelleflerin itiraza konu ek tahakkukun hukuka uygunluğunu dava yoluyla denetletme olanaklarını ortadan kaldıran, kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem tesisidir. Bu işlem, idarece geri alınmak veya idari yargı yerince iptal edilmek suretiyle, hukuk düzeninden kaldırılmadıkça, idari prosedürün yeniden işletilmesi ve idari dava hakkının kullanılması olanaklı değildir. Bu şekilde tesis edilen işlemlerin idarece geri alınmalarının veya konu edildikleri davada idari yargı yerlerince hukuka aykırı bulunmaları sebebiyle iptal edilmelerinin hukuki sonucu da, idarece, söz konusu itiraz prosedürünün işletilmesi ve bu prosedürün nihai aşamasında tesis edilen idari işleme karşı mükellefin idari dava açma hakkının doğmasıdır. Bu bakımdan; itirazın süre aşımı sebebiyle reddine dair işlemi iptal eden idari yargı yerinin, bu kararın gereği olarak, idari prosedürün idarece işletilmesinden önce, tahakkukun da hukukiliğini incelemesi ve bu incelemenin sonucuna göre tahakkuk hakkında da karar vermesi, Yargılama Hukukuna uygun değildir.

Bu nedenle, Dairemizin bozma kararına uyan Vergi Mahkemesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilecek kararla yetinilmesi gerekirken, tahakkukun hukukiliği hakkında da inceleme yapılarak, tahakkukun iptaline karar verilmesinde isabet bulunmadığından, temyize konu kararın bozulmasına, bozma kararı üzerine mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca karar verilmesine gerek olmadığına, 19.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

BŞ/ŞGK

 

 

 

 

Karar Metni

Süresinde yurt dışı edilmeyen ve halen yurt içinde bulunan geçici ithale konu eşyalar nedeniyle 1615 sayılı kanunun 149 uncu maddesi uyarınca tesis edilen işlemin yerinde olduğu hk.[134]

 

Temyiz İsteminde Bulunan : Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına

Halkalı Giriş Gümrük Müdürlüğü İSTANBUL

Karşı Taraf : ...

Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Halkalı Giriş Gümrük Müdürlüğünde tescilli 20.7.1992 gün ve 62667 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle, davacı adına, ek olarak toplu konut fonu tahakkuk ettirilmesi ve iki katı tutarında ceza kesilmesi yolunda tesis edilen işlemi; olayda, davacı tarafından ithal edilen canlı hayvanların ağırlığının, idarece tespit olunan ağırlığa nazaran noksan beyan edildiğinin saptanması üzerine ağırlık farkına isabet eden kıymet üzerinden katma değer vergisi ile toplu konut fonunun ek olarak tahakkuk ettirildiği; ek vergi tahakkukuna karşı açılan davada İstanbul Yedinci Vergi Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yönünde verilen karara yapılan itiraz başvurusunun İstanbul Bölge İdare Mahkemesince reddedilerek Vergi Mahkemesi kararının onandığının anlaşıldığı; bu durumda, davacıdan istenen fon tutarına esas alınan matrah üzerinden tahakkuk ettirilen ek katma değer vergisinin yargı kararıyla kaldırılması karşısında, aynı matrah üzerinden hesaplanarak davacıdan istenen toplu konut fonunda da yasal isabet görülmediği gerekçesiyle iptal eden İstanbul Beşinci Vergi Mahkemesinin 17.11.1999 gün ve E:1999/1199; K:1999/1311 sayılı kararının; ek vergi tahakkukunun vergi mahkemesince zaman aşımı gerekçesiyle kaldırıldığı; fonlar vergi niteliği taşımadığından, 5 yıllık zaman aşımına tabi bulunduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi Muammer Topal'ın Düşüncesi : Uyuşmazlık davacı kurum adına ek olarak toplu konut fonu tahakkuk ettirilmesinden kaynaklanmış olup, Vergi Mahkemesince ek tahakkukun iptal edildiği anlaşılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun dava açma sürelerini düzenleyen 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı bir süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 2'nci fıkrasında ise, bu sürelerin; vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı belirtilmiştir.

Olayda, toplu konut fonuna ilişkin evrak 8.3.1997 tarihinde davacı kuruma tebliğ edilmesine rağmen, söz konusu tahakkukun iptaline ilişkin davanın, 2577 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 7'nci maddesinde öngörülen altmış günlük süreden sonra, 8.5.1997 tarihinde, o tarihte görevli bulunan, İdare Mahkemesinde açıldığı anlaşıldığından, işin esası incelenmek suretiyle verilen Mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenle, temyiz steminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 2'nci fıkrasında, bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı; vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Olayda ise, davacı kurum adına tahakkuk ettirilen toplu konut fonuna ilişkin 20.2.1997 gün ve 1457 sayılı evrak 8.3.1997 tarihinde davacı kuruma tebliğ edildiği halde, söz konusu tahakkukun iptali istemine ilişkin davanın, o tarihte görevli bulunan İdare Mahkemesinde 2577 sayılı Kanunun yukarıda anılan 7'nci maddesinde öngörülen altmış günlük süre geçirildikten sonra, 8.5.1997 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu duruma göre, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, işin esası incelenmek suretiyle verilen Mahkeme kararında yasal isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne; Mahkeme kararının bozulmasına, bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek ararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 14.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

BŞ/ŞGK

 

 

 

 

Karar Metni

Bir konuda oluşan içtihat uyarınca görevli ve yetkili mahkemenin vergi mahkemesi olarak belirlenmesi durumunda, mevcut düzenlemeye göre idare mahkemesinde açılan davanın süre aşımından reddedilemeyeceği hk.[135]

 

Davacı şirket adına ek olarak destekleme ve fiyat istikrar fonu tahak-

kuk ettirilmesi ve iki katı tutarında para cezası kesilmesi yolunda

tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davayı; ... tarihinde

tebliğ edilen işleme karşı otuz günlük yasal süresinde dava açılmadığı

gerekçesiyle reddeden ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı ka-

rarının; fon tahakkukuna karşı idare mahkemeleri için öngörülen altmış

günlük süre içerisinde dava açıldığı ileri sürülerek bozulması iste-

nilmektedir.

Uyuşmazlık konusu fon paylarının; vergi mahkemelerinin görev a-

lanını düzenleyen 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkeme-

leri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun

6'ncı maddesinde belirtilen anlamda; genel bütçeye, il özel idareleri,

belediye ve köylere ait vergi, resim ve harç ile benzeri mali yüküm

olarak kabulü olanaklı bulunmadığından, fon uyuşmazlıklarına ilişkin

davaların görüm ve çözümünün vergi mahkemelerinin görevine girmediği

kabul edilmekle birlikte, Danıştay Başkanlık Kurulunun 23.6.1999 gün

ve E:1999/41; K:1999/42 sayılı; Danıştay İdari Dava Daireleri Genel

Kurulunun 5.2.1999 gün ve E:1998/639; K:1999/187 sayılı; Danıştay Ver-

gi Dava Daireleri Genel Kurulunun 10.12.1999 gün ve E:1999/244;

K:1999/572 sayılı kararlarıyla, bir vergiye bağlı olarak hesaplanan

fonlarla ilgili davaların; vergiye ilişkin uyuşmazlık sonucu ortaya

çıkacak hukuki duruma bağlılığı, ayrıca, bu tür uyuşmazlıkların, gerek

usul ekonomisi, gerekse davaların farklı mahkemelerde görülmesinin uy-

gulamada ortaya çıkaracağı sakıncalar nedeniyle vergi mahkemelerince

çözümlenmesine karar verilmiş bulunması karşısında, vergi ile arala-

rında maddi bakımdan bağlılık bulunan fonlardan kaynaklanan uyuşmaz-

lığı konu edinen işbu davaya; çözümsüzlüğün önlenmesi açısından vergi

mahkemesince bakılmış olmasında isabetsizlik görülmemiştir.

Temyize konu karar, davacı Şirkete ... tarihinde tebliğ olunan

fon payı tahakkukuna karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu-

nun 7'nci maddesinde vergi mahkemelerinde dava açma süresi olarak be-

lirlenen otuz günlük sürenin geçirilmesinden sonra ... tarihinde idare

mahkemesinde açılan davanın bu nedenle incelenemeyeceği gerekçesine

dayalıdır. Sözü edilen 7'nci maddede, vergi mahkemelerinde otuz gün

olduğu açıklanan dava açma süresi, davanın açıldığı idare mahkemesi i-

çin altmış gün olarak öngörülmüştür. Her ne kadar, davanın açılmasın-

dan sonra, idare mahkemesince görevsizlik kararı verilerek, dosya,

vergi mahkemesine gönderilmişse de; yukarıda açıklandığı üzere, yasal

düzenleme gereği İdari Yargı'nın özel görevli mahkemeleri olan vergi

mahkemelerinin görevine girmeyen ve bu nedenle genel görevli idare

mahkemeleri için öngörülen altmış günlük süreye tabi bulunan davaya

ait dosyanın bu konuda oluşan içtihat uyarınca görevli ve yetkili gö-

rülen vergi mahkemesine gönderilmesinin, davasını yasal düzenlemeye

uygun olarak süresi içerisinde açan davacının, bu nedenle hak kaybına

uğraması sonucunu yaratması, hak ve nesafet ilkeleriyle bağdaşır ni-

telikte değildir. Bu bakımdan; esasının incelenmesi gereken davanın

süre aşımı sebebiyle reddedilmesinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının

bozulmasına karar verildi. YÖ/ES

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

1615 sayılı Kanunun 87. maddesine göre yapılan başvuruya altmış gün içerisinde idarece verilen cevabın kesin olması veya başvurunun anılan

süre içerisinde reddedilmesi hallerinde, davanın, dava açma süresi i-

çerisinde açılması gerektiğinden bu büre geçirildikten sonra yapılan

ikinci başvurunun ikinci bir dava hakkı doğurmuyacağı hk.[136]

 

... Gümrük Müdürlüğünde tescilli ... gün ve ...; ... gün ve ...; ...

gün ve ... ;... gün ve ... sayılı tahakkuk kağıtları muhteviyatı şeker

pancarının ithali nedeniyle fazladan alındığı ileri sürülen vergi ve

resimlerin iadesi istemiyle yapılan ... gün ve ... sayılı başvurunun

zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı; 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 4001 sayılı Kanunla değişik

10'uncu maddesinden bahisle, olayda, davacının 1995 yılında ithali ya-

pılan emtiaya ilişkin olarak ... ve ... tarihli tahakkuk fişleri ile

tahakkuk ettirilen gümrük vergisinin fazla tahakkuk ve tahsil edilen

kısmının iadesi istemiyle ... tarihlerinde ... Gümrük Müdürlüğüne ya-

pılan başvurulara cevap verilmediği; ... tarihinde Başbakanlık Gümrük

Müsteşarlığına başvurulduğu; ... tarihinde davacıya tebliğ edilen ...

gün ve ... sayılı yazı ile davacının daha önceki başvurularına ilişkin

olarak ... Gümrük Müdürlüğüne talimat verildiği ve konunun ilgili güm-

rük müdürlüğünden takibi gerektiği yolunda bilgi verildiği; davacının

söz konusu yazıyı kesin olmayan cevap sayarak 6 ay bekleme süresini

müteakiben 30 gün içerisinde dava açtığının anlaşıldığı; görüldüğü ü-

zere en son ... tarih ve 974 sayılı yazı ile ... Gümrük Müdürlüğünden

gümrük vergisi alacağının hesaplarına aktarılmasının istenildiği, bu

isteme 60 gün içinde bir cevap verilmemesine rağmen, süresinde mahke-

melerinde herhangi bir dava açılmayarak istemin bu kez, Başbakanlık

Gümrük Müsteşarlığına hitaben yazılan ... gün ve ... sayılı dilekçe i-

le tekrarlandığı; anılan idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile

verdiği cevapta, "İlgi yazınızda bahsolunan konu ile alakalı ... gün

... ve ... sayılı yazılarımızla ... Gümrük Müdürlüğüne talimat veril-

miştir. Konunun adı geçen gümrük müdürlüğünden takibini rica ederim."

denildiği; verilen bu cevabın ... tarihli dilekçeye değil, evvelki

başvurulara karşılık olduğunun içeriğinden anlaşıldığı; bu duruma gö-

re, ... tarihli başvuruya bir cevap verilmediğinin açık olduğu; bu

takdirde davanın, ... tarihinden itibaren 30 gün içinde açılması gere-

kirken ... günü açılmış olması nedeniyle süre aşımı bulunduğu gerekçe-

siyle reddeden ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararının;

Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının ... gün ve ... sayılı yazısında, a-

çıkça, bu yazının ... günlü başvurunun cevabı olduğunun belirtildiği;

bu kesin olmayan bir cevap olduğundan 2577 sayılı Kanunun 10'uncu mad-

desinin 2'nci fıkrasına dayanılarak açılan davanın süresinde olduğu i-

leri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından ... Cumhuri-

yetinden ithal edilen şeker pancarı nedeniyle ... tarihlerinde yapılan

toplam ... lira tutarındaki vergi tahsilatının haksız olduğundan ba-

hisle iadesi için ... ve ... tarihlerinde ... Gümrük Müdürlüğüne baş-

vuruda bulunulduğu; bu başvurulara cevap verilmemesi üzerine, ... ta-

rihinde ödenen vergi de dahil olmak üzere toplam ... tutarındaki

verginin iadesi istemiyle ... tarihlerinde aynı idareye başvurul-

duğu; bu başvurulara da cevap alınamadığından aynı istemin, ... ta-

rihinde, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı nezdinde tekrarlandığı; anı-

lan idarece verilen ... gün ve ... sayılı cevabi yazıda, konu ile il-

gili olarak ... Gümrük Müdürlüğüne talimat verildiğinin belirtildiği;

bu yazının kesin cevap niteliği taşımadığından bahisle, 6 ay süreyle

kesin cevap verilmesinin beklendiği; cevap verilmemesi üzerine de, is-

tem reddedilmiş sayılarak ... tarihide zımni ret işleminin iptali is-

temiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.

1615 sayılı Gümrük Kanununun 87'nci maddesinde, kanuna göre

fazla alındığı anlaşılan gümrük vergisinin eşyanın fiili ithal tari-

hinden itibaren bir yıl içerisinde geri verileceği, mükelleflerin an-

cak maddi hesap hatası sebebiyle fazla alınmış verginin geri verilme-

sini aynı süre içinde isteyebilecekleri, bu fıkra hükmünün gümrük ver-

gisi ile birlikte gümrüklerce tahsil edilmekte olan bütün vergileri

kapsayacağı belirtilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun

"Dava açma süresi" başlıklı 7'nci maddesinde, dava açma süresinin özel

kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mah-

kemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; bu sürele-

rin, idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı; vergi, resim

ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından

doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine ge-

çen işlemlerde, tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı

açıklanmış; aynı Kanunun 10'uncu maddesinde de, ilgililerin, hakla-

rında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması

için idari makamlara başvurabilecekleri; başvuruya altmış gün içeri-

sinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı ve ilgililerin

altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konu-

suna göre, Danıştayda, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilecek-

leri; altmış gün içerisinde idarece verilen cevabın kesin olmaması ha-

linde, ilgilinin, bu cevabı, istemin reddi sayabileceği gibi, kesin

cevabı da bekleyebileceği; bu takdirde, dava açma süresinin işlemeye-

ceği; ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı

geçemeyeceği; dava açılmaması veya davanın reddi hallerinde, altmış

günlük sürenin bitiminden sonra yetkili idari makamlarca cevap veri-

lirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği

öngörülmüştür.

Bu hükümlere göre; yapılan başvuruya altmış gün içerisinde ida-

rece verilen cevabın kesin olması veya başvurunun anılan süre içeri-

sinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi hallerinde, dava-

nın, cevabın tebliğini veya cevap verilmemek suretiyle geçen altmış

günü izleyen günden itibaren, açıklanan 7'nci maddede davanın açılaca-

ğı idari yargı yerine göre belirlenen dava açma süresi içinde açılması

gerektiğinden; bu süre geçirildikten sonra yapılan ikinci başvuru üze-

rine, idarece verilen cevap veya cevap verilmemek suretiyle tesis edi-

len işlem dolayısıyla ikinci bir dava hakkının doğması olanaklı değil-

dir. Her ne kadar, anılan 10'uncu maddenin 2'nci fıkrasının son cümle-

sinde, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde altmış

günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca verilen ce-

vap üzerine de dava açılabileceği açıklanmış ise de, bu cümlede dava

açma olanağı sağlayacağı belirtilen cevabın ilk başvuruya verilen ce-

vap olması gerektiği, maddenin anlatımından çıktığından, ilk başvuru-

nun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi üzerine yapılan sonraki

başvurular dolayısıyla bu hükmün uygulanma yeri bulunmamaktadır.

Bu hukuki durum karşısında; davacı şirketin ithal ettiği eşya-

lara ilişkin olarak fazladan tahsil edilen gümrük vergisi ile katma

değer vergisinin iadesi istemiyle ... Gümrük Müdürlüğüne ... tarihinde

yaptığı, ... liranın iadesi istemini içeren başvuru ile ... tarihinde

yaptığı, ... liranın iadesi istemini içeren başvuru üzerine cevap ve-

rilmemek suretiyle tesis edilen ret işlemlerinin iptali talebiyle 2577

sayılı Kanunun 7'nci maddesinde belirtilen süre içinde dava açılması

gerekirken, bu süreler geçtikten sonra, ... tarihli beşinci başvuru ü-

zerine tesis edilen zımni ret işleminin iptali istemiyle, ... tarihin-

de açıldığı anlaşılan davayı süre aşımı sebebiyle reddeden vergi mah-

kemesi kararında isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine; mahkeme kararı-

nın onanmasına karar verildi. YÖ/ES

(DAN-DER; SAYI:102)

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

2577 sayılı Kanunun 11.maddesi uyarınca, vergi ve ceza ihbarnamesine karşı, dava açma süresi içinde yapılan başvuruya idarece altmış güniçinde cevap verilmemesi durumunda, istek reddedilmiş sayılacağından, dava açma süresinin; başvuru tarihine kadar geçen süre de dikkate alınarak hesaplanması gerektiği hk.[137]

 

Teşvik belgesine sahip olan şirketin kuruluşu ile sermaye artırımından

doğan damga vergilerinin süresinde ödenmediğinden bahisle salınan ku-

sur cezalı damga vergisinin kaldırılması isteminin vergi dairesi mü-

dürlüğünce reddi üzerine açılan davada; dava açma süresi içinde yapı-

lan düzeltme isteminin ... gün ve ... sayılı işlemle reddi üzerine,

... tarihinde açılan davanın süresinde olduğu belirtilerek işin esası-

na geçildiği, İhracat ve Yatırımlarda Damga Vergisi ve Harç İstisnası

Uygulanması Hakkında 2 Seri No'lu tebliğin 17'nci maddesi açıklanarak,

dosyadaki belgelerin incelenmesinden, yükümlü şirketin teşvik belgesi-

ne sahip olduğunun ve belgede ihracat taahhüdünün bulunduğunun anla-

şıldığı; bu durumda, anılan tebliğin 17'nci maddesindeki koşulları ta-

şıyan şirketin, kuruluşu ile sermaye artırımının damga vergisine iliş-

kin istisnadan yararlanmasının icap ettiği gerekçesiyle cezalı tarhi-

yatı kaldıran ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve 1997/553 sayılı kara-

rının; 2577 sayılı Kanunun 11'inci maddesi hükmü uyarınca, davanın sü-

reden reddedilmesi gerektiği halde esastan karar verildiği, teşvik

belgesinde, şirketin kuruluşu ve sermaye artırımı ile ilgili bir şart

bulunmadığı gibi, vergi, resim ve harç istisnasının; sadece yatırımda

kullanılacak yatırım kredisine, ikraz sözleşmesinin yapıldığı tarihte

yürürlükte bulunan Bakanlar Kurulu kararı gereğince uygulanacağının

belirtildiği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi"

başlığını taşıyan 7'nci maddesinde; "1- Dava açma süresi, özel kanun-

larında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkeme-

lerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2- Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunla-

rın zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı

olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine

geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluya alınan vergilerde istahkak

sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve

idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon

kararının idareye geldiği;

Tarihi izleyen günden başlar" hükmü yer almıştır.

2577 sayılı Kanunun 11'inci maddesinde; "1-İlgililer tarafından

idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması,

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam

yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde is-

tenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresi-

ni durdurur. 2-Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedil-

miş sayılır. 3-İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde

dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar

geçen süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, vergi ve ceza ihbarnamelerinin ...

tarihinde yükümlü şirkete tebliğ edildiği, dava açma süresi içerisinde

vergi dairesi müdürüğüne verilen dilekçe ile vergi ve cezaların kaldı-

rılmasının istenildiği, istemin reddi yolunda tesis edilen ... gün ve

... sayılı işlemin ... tarihinde yükümlü şirkete tebliği üzerine, ...

tarihinde kayda geçen dilekçeyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Anılan 2577 sayılı Kanunun 7'nci maddesi uyarınca, vergi mahke-

mesine, vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliği üzerine 30 gün içinde

dava açılması gerekir. Olayda ise, otuz günlük süre içinde dava açıl-

mamıştır.

Diğer taraftan, 2577 sayılı Kanunun 11'inci maddesi hükmünün o-

laya uygulanması mümkün ise de; vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliği

üzerine, dava açma süresi içerisinde idari işlemin iptali istemiyle

yapılan başvuruya (11.11.1994) altmış gün içinde cevap verilmediğin-

den, istek reddedilmiş sayılıp, dava açma süresi yeniden işlemeye baş-

layacağından; başvuru tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında en

son ... tarihinde dava açılması gerekirken, istemin reddi yolundaki

işlemin tebliği üzerine ... tarihinde açılan davada yine süre aşımı

bulunmaktadır.

Bu durumda, mahkemece, davanın süre aşımı yönünden reddi gere-

kirken, işin esası incelenmek suretiyle cezalı tarhiyatın kaldırılma-

sında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle; mahkeme kara-

rının bozulmasına, karar verildi. (MT/ES)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

Gümrük vergi ve resimleri tahakkukun vaki itirazın reddine dair işlemin tebliğinden itibaren 30 günlük dava açma süresi geçtikten sonra

tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada: mahkemece,

tahakkuka vaki itirazın reddine dair işleme karşı da dava açılıp açıl-

madığının araştırılması gerektiği hk.[138]

 

Davacı tarafından Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliğinden satın

alınarak gümrük vergi ve resimlerinden muaf olarak ithal edilen araca

ait ATR-1 belgesinin ibraz edilmediğinin tespiti üzerine, muafiyet hü-

kümlerinden yararlandırılmayarak tahakkuk ettirilen gümrük vergi ve

resimlerinin tahsili amacıyla tanzim ve tebliğ edilen ödeme emrini;

Gümrük Kanununun 79 ve 84'üncü maddeleri ile 6183 sayılı Kanunun

55'inci maddesi açıklandıktan sonra; olayda, davacı adına yapılan güm-

rük vergi ve resimleri tahakkukuna vaki itirazın reddine dair işlemin

davacıya ... tarihinde tebliğ edildiği; bu karara karşı açılacak dava-

ya ilişkin 30 günlük süre geçmeden, uyuşmazlığa konu ödeme emrinin

... tarihinde düzenlenerek ... tarihinde tebliğ edildiği hususlarının

anlaşıldığı; bu duruma göre, gümrük vergi ve resimleri tahakkukuna va-

ki itirazın reddine dair işleme karşı dava açma süresi dolmadan, dola-

yısıyla, amme alacağı kesinleşmeden ödeme emri düzenlenip tebliğinde

isabet bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin ...

günlü, ... sayılı kararının; ATR-1 belgesi ibraz etmeyen davacının mu-

afiyet hükümlerinden yararlandırılmaması suretiyle yapılan tahakkukta

ve tahakkuk ettirilen gümrük vergi ve resimlerinin tahsili amacıyla ö-

deme emri tanzim ve tebliğinde isabetsizlik bulunmadığı ileri sürüle-

rek bozulması istenilmektedir.

1615 sayılı Gümrük Kanununun 79'uncu maddesinin 1'inci fıkra-

sında, "Tahakkuku yapan memurlar, yaptıkları tahakkukları mükellefe

veya temsilcisine veya gümrük komisyoncusuna bildirerek beyanname ve-

sair tahakkuk kağıtları üzerinde imza alırlar. Bu suretle tahakkuka

bilgi edinmekten, beyanname ve tahakkuk kağıdını imzalamaktan çekinen-

lere yazılı tebligat yapılır. İtiraz, ancak bu fıkrada yazılı imza ve-

ya yazılı tebliğ tarihinden onbeş gün içinde yapılır." hükmü yer al-

mış; aynı kanunun 84'üncü maddesinde ise, mükelleflerin, 78'inci mad-

denin 4,5 ve 7'nci fıkralarında yazılı sebeplerden biriyle on beş gün

içinde tahakkuku yapan idarenin bağlı bulunduğu gümrük müdürlüğüne i-

tirazda bulunabilecekleri; bu merciin bir ay zarfında vereceği karar-

lara karşı onbeş gün içinde Bakanlıkça tespit edilecek normal fiyata

kadar olan miktarlar için bağlı bulundukları gümrükler başmüdürlükle-

rine ve bu miktardan yukarı değerde olanlar için Gümrükler Genel Mü-

dürlüğüne itiraz olunabileceği, bu itirazların başmüdürlüklerce iki

ay, Gümrükler Genel Müdürlüğünce üç ay içinde karara bağlanacağı, bu

karara karşı mükelleflerin vergi mahkemesine müracaat edebilecekleri;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinde de, dava

açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Da-

nıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz

gün olduğu belirtilmiş; aynı kanunun 27'nci maddesinin 3'üncü fıkra-

sında da, vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davala-

rın açılmasının, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali

yükümlülerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümü-

nün tahsil işlemlerini durduracağı hükme bağlanmıştır.

Olayda, davacı tarafından ithal edilen araca ilişkin olarak ta-

hakkuk ettirilen gümrük vergi ve resimlerine vaki itirazın reddine da-

ir Ankara Gümrükleri Başmüdürlüğü işleminin, ... tarihinde davacıya

tebliğ edildiği; tahakkuk ettirilen gümrük vergi ve resimlerinin tah-

sili amacıyla ... tarihinde düzenlenen ödeme emrinin ise, 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinde öngörülen 30 günlük

dava açma süresi dolduktan sonra, ... tarihinde tebliğ edildiği anla-

şıldığından, mahkemenin, ödeme emrinin, 30 günlük dava açma süresi

geçmeden, dolayısıyla amme alacağı kesinleşmeden, tebliğ edildiği yö-

nündeki karar gerekçesi yerinde değildir.

Ancak, davacıya ... tarihinde tebliğ edilen ve tahakkuka vaki

itirazın reddine dair Ankara Gümrükleri Başmüdürlüğü işlemine karşı

dava açılmış olması halinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu-

nun 27'nci maddesinin yukarıda açıklanan 3'üncü fıkrası uyarınca, u-

yuşmazlığa konu vergi ve resimlerin tahsil işlemleri duracağından, ke-

sinleştiklerinden söz edilemeyecektir.

Bu itibarla, mahkemece, öncelikle, tahakkuka vaki itirazın red-

dine ilişkin Ankara Gümrükleri Başmüdürlüğü işlemine karşı dava açılıp

açılmadığı hususu araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi ge-

rekirken, ödeme emrinin yazılı gerekçe ile iptalinde isabet görülme-

miştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kara-

rının bozulmasına karar verildi. YÖ/ES

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

damga vergisini istihkaktan kesinti yapılması suretiyle ödemesine yetki verilmeyen şirketçe, davacının istihkakında kesinti suretiyle damga

vergisi ödendikten sonra davacıya yapılan son ödemenin, İdari Yargıla-

Ma Usulü Kanununun 7. maddesinin 2. (b) bendi uyarınca dava açma süre-

sinin başlatmayacağı; iadesi için düzeltme-şikayet yoluna gidilebile-

ceği hk.[139]

 

Davacı firma ile ... A.Ş. isimli şirket arasında düzenlenen sözleşmeye

ilişkin olup, ... A.Ş. tarafından istihkaktan kesinti suretiyle ödenen

damga vergisine ait tahakkuk işleminin iptali ile, tahsil edilen damga

vergisinin iadesi istemiyle açılan davayı; 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresi-

nin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve

idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu,

2'nci fıkrasında, bu sürelerin, a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bil-

dirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yüküm-

ler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: tahakkuku

tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya

tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergi-

lerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin

yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci

veya komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden başlaya-

cağı hükümlerinin yer aldığı; olayda, uyuşmazlığa konu damga vergisi-

nin doğmasına sebep olan kok tozu satın alma sözleşmesinin feshi üze-

rine, taraflar arasında yapılan ... günlü protokolle, sözleşmeden do-

ğan damga vergisi düşüldükten sonra kalan istihkakın, protokol tari-

hini izleyen bir ay içinde davacı kuruma ödenmesinin kararlaştırıldı-

ğı, mahkemelerinin ... günlü ara kararı üzerine, ... A.Ş. tarafından

verilen cevapta, söz konusu protokol kapsamındaki son istihkak ödeme-

sinin ... tarihinde davacı kuruma yapıldığının belirtildiği; buna gö-

re, uyuşmazlık konusu verginin kaynaktan tevkif edildiğinin davacı

şirketçe en geç bu tarihte öğrenildiğinin kabulü gerekeceği; dolayı-

sıyla, ... tarihinden itibaren, 30 günlük dava açma süresinin son günü

olan ... günü mesai saati sonuna kadar dava açılması gerekirken, bu

süre geçirildikten sonra, .......... tarihinde mahkeme kaydına giren

dilekçe ile açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle reddeden

... Vergi Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararının; yükümlü tara-

fından, ... A.Ş.'den bakiye alacağın öde







Yeni Sayfa 1





belediyelerin "imar", "ımar" ve "imar
hukuku", "ımar hukuku", "kaçak yapı", imar planı", "arazi ve arsa düzenlemesi",
"imar para

cezaları", "imar kirliliği suçları", "idare hukuku", "idari yargılama usulü" ve
her türlü imar sorunlarına çözüm getirecek olan "imar hukukcusu" ve "ımar
hukukçusu".












imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-10-08 (1473 okuma)

[ Geri Dön ]