imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 10
imar hukuku



2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 10


Yeni Sayfa 2

Karar Metni

Bir öznel ıdarı ışlemın ılgılısı açısından hukuksal sonuç doğurabılmesı, ışlemın yöneldığı kışıye yazılı olarak bıldırımle mümkün olduğundan, böyle bır bıldırımın bulunmaması halınde davanın süreaşımı nedenıyle reddedılemeyeceğı hk.[101]

 

Temyiz İsteminde Bulunan : ....

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf : ... Üniversitesi Rektörlüğü

Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : ... üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan davacının başarısızlık nedeniyle okuldan kaydının silinmesine ilişkin ... günlü fakülte yönetim kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; davayı süreaşımı nedeniyle reddeden ... İdare Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararının, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Nihat TOKTAŞ'in Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Cem ERBÜK'ün Düşüncesi : ... Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olan davacının kaydının silinmesine ilişkin işleme karşı açtığı davayı süre aşımı yönünden reddeden idare mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

2577 sayılı yasanın 7 nci maddesinde; dava açma süresinin idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davacının ek sınavlar sonunda genel not ortalamasını tutturamadığından ... günlü fakülte yönetim kurulu kararı ile başarısızlıktan kaydının silindiğine dair ... günlü, ... sayılı yazının davacının kayıtlı son adresine gönderildiği belirtilmekte ise de, söz konusu yazının davacıya tebliğ edildiğini gösteren yazılı bildirimin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı yönünden reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteğinin kabulü ile idare mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü.

Uyuşmazlık, ... üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan davacının başarısızlık nedeniyle okuldan kaydının silinmesine ilişkin ... günlü fakülte yönetim kurulu kararının iptali isteminden kaynaklanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmıştır.

Subjektif idari işlemlerin ilgililer bakımından hukuksal sonuç doğurabilmesinin temel koşulu işlemin yöneldiği kişiye yazılı olarak tebliğ edilmesidir. Bu nitelikteki bir tebliğin yapılmaması durumunda işlemin o kişi bakımından hukuksal sonuç doğurduğundan bahsedilemez.

Dava dosyasının incelenmesinden, ... üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olan davacının, ... Üniversitesi Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 22. maddesi uyarınca 2.00 genel not ortalamasını sağlayamaması nedeniyle yönetmelik hükümleri uyarınca 2000-2001 öğretim yılında yaz okuluna devam ettiği ve 1-3 Ekim 2001 tarihlerinde seçtiği üç dersten yapılan not yükseltme sınavında başarısız olması üzerine yönetmeliğin 22. maddesi uyarınca ... günlü fakülte yönetim kurulu kararı ile kaydının silindiği, davacıya hitaben yazılan ... gün ve ... sayılı kaydının silindiğinin bildirilmesine ilişkin yazının ... tarihinde davacının adresine tebliğ edilmek üzere PTT'ye teslim edildiği, idarenin ayrıca davacınında isminin yer aldığı okuldan kaydı silinen öğrencileri gösterir yazıyı okulun ilan panosunda ilan ettiği, davacının bundan sonra öğrencilik sıfatıyla ilgili olarak okul nezdinde hiçbir girişimde bulunmadığı, ilk defa ... günlü dilekçeyle öğrenim durumu hakkında bilgi verilmesi istemiyle idareye başvuran davacıya ... gün ve ... sayılı yazıyla, okuldan kaydının silindiğinin ... günlü yazıyla kendisine bildirildiğinin belirtilmesi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince, davacının seçtiği üç dersten başarısız olması üzerine ... günlü kararla kaydının silinmesinden sonra güz dönemi için kayıt yaptırmaması ve derslere girmemesiyle kaydının silindiğini en geç bu tarihte öğrendiği ve böylece yazılı bildirimle amaçlanan öğrenme hususunun gerçekleştiği, bu tarihten itibaren idari dava açma süresi içinde dava açması gerekirken ... tarihinde açılan davada süreaşımı bununduğu gerekçesiyle dava süreaşımı yönünden reddedilmiştir.

Davacının okuldan kaydının silindiğine dair ... günlü fakülte yönetim kurulu kararının bildirimine ilişkin ... gün ve ... sayılı yazının davacıya tebliğ edilmek üzere PTT'ye verilmekle ve okuldaki ilan panosuna asılmakla tebliğ edilmiş sayıldığı davalı idarece belirtilmiş ise de, davacı açısından hukuksal sonuç doğuran ... gün ve ... sayılı yazının davacıya tebliğ edildiğini gösterir herhangi bir yazılı belgenin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığından, davanın süreaşımı nedeniyle reddedilmesi yönündeki temyize konu idare mahkemesi kararında hukuksal isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesi kararının bozulmasına 11.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

Karar Metni

Aralarında sebep-sonuç ilişkisi bulunan iki idari işlemden biri hakkında süre yönünden verilen karar hukuka aykırı olmakla birlikte davanın esasının irdelendiği kısmı için yapılan yargısal denetim ve değerlendirme dava konusu edilen işlemlerin her ikisini de kapsadığından mahkeme kararının sonucu itibariyle doğru olduğu hk.[102]

 

Temyiz İsteminde Bulunan : ... A.Ş.

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf : ... Valiliği

İstemin Özeti : Davacı şirketin, ... İli ... İlçesi ... Köyünde bulunan ve sahibi olduğu parsellerin bitişiğinde yer alan, devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazın tarafına satılması ya da kiralanması isteği ile yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem ile anılan yerin bir başka kişiye kiralanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacı şirketin söz konusu yerin kendisine satılması ya da kiralanması talebiyle davalı idareye 12.8.1998 tarihli dilekçe ile yapmış olduğu başvuruya 2577 sayılı Yasanın 7. ve 10. maddelerinde yer alan hüküm uyarınca 60 gün içerisinde idarece cevap verilmemesi durumunda bunun zımnen ret kararı olarak kabul edilerek 60 günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, 2 yıl gibi bir süre geçtikten sonra davalı idarece, davacı şirketin yapmış olduğu başvurunun 9.8.2000 tarihinde reddedilmesi üzerine 24.8.2000 tarihinde açılan davanın bu kısmında süre aşımı bulunduğu, Ağaçlandırma Yönetmeliğine uygun olarak ve davalı idarenin takdir yetkisine dayanılarak 3. kişiye ağaçlandırma amacıyla kiralanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın; söz konusu yerin kendisine satılması ya da kiralanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline yönelik kısmını süre yönünden, dava konusu yerin bir başkasına kiraya verilmesine ilişkin kısmını esastan reddeden ... İdare Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararının; davalı idareye yaptıkları başvurunun diğer şahıstan daha önce olduğu, iyi niyet kurallarının ihlal edildiği, davanın süresinde olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : Yanıt verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Melek Şendil Yan'ın Düşüncesi : 2577 sayılı Yasanın 10.maddesi uyarınca davanın süresinde olduğu açık olup, bu yönüyle mahkeme kararı hukuka aykırı bulunmakla birlikte, uyuşmazlık konusu yerin bir başkasına kiraya verilmesine yönelik işlem için yapılan değerlendirmenin, süre yönünden reddine karar verilen işlemin de değerlendirmesini içerdiğinden sonuç olarak kararın hukuka uygun olduğu düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ülkü Erbük'ün Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü :

Uyuşmazlık; davacı şirketin, ... İli ... İlçesi ... Köyünde bulunan ve sahibi olduğu parsellerin bitişiğinde yer alan, devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazın tarafına satılması ya da kiralanması isteği ile yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem ile anılan yerin bir üçüncü kişiye kiralanmasına ilişkin işlemden kaynaklanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, 10. maddesinde ise, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilseilgili bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin maliki bulunduğu parsellerin bitişiğinde devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın kendilerine satışı ya da kiralanması talebi ile davalı idareye 12.8.1998 tarihinde başvurduğu, herhangi bir cevap verilmemesi üzerine 3.8.2000 tarihinde başvurusunu yinelediği, 9.8.2000 tarihinde verilen cevap ile sözkonusu taşınmazın D.S.İ. 14. Bölge Müdürlüğünce dere yatağında olduğu ve doğal yatağın korunması, memba ve mansap akış şartlarının sağlanması gerektiği belirtildiğinden ticari amaçla kiralanması mümkün olmadığı için başvurusunun reddedilerek bu yerin, ağaçlandırmak üzere talep eden bir başka kişiye ... D.S.İ. 1. Bölge Müdürlüğü Etüd ve Planlama Şube Müdürlüğünün görüşleri doğrultusunda ağaçlandırmak ve başka amaçla kullanılmamak üzere kiraya verildiğinin bildirilmesi üzerine bakılan davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır.

2577 sayılı Yasanın 10. maddesinde yer alan dava açılmayan haller ile davanın süreden reddi halinde altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilmesi halinde cevabın tebliğinden itibaren dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı yolundaki kural karşısında idare tarafından davacının 12.8.1998 günlü başvurusunu 3.8.2000 tarihinde yinelenmesi üzerine 9.8.2000 tarihinde verilen cevaba karşı 24.8.2000 tarihinde açılan davanın süresinde olduğundan, uyuşmazlığın davacının başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptaline yönelik kısmının esasının incelenmesi gerekmektedir.

Uyuşmazlığın, söz konusu taşınmazın başka birine kiraya verilmiş olmasına ilişkin kısmı için idare mahkemesince; ağaçlandırma yönetmeliğine uygun biçimde idarenin takdir yetkisine dayanılarak kiralandığından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Öte yandan, davacının bu yerin kendisine kiraya verilmesi ya da satılması istemiyle başvuruda bulunurken bu yeri hangi amaçla kullanmak istediğini belirtmemiş olmasına karşın, bu yerin kiraya verildiği diğer kişi tarafından ise başvuru sırasında kullanım amacının ağaçlandırmaya yönelik olduğu bildirilmiş, sadece bu koşulda kiralanmasının uygun olduğu idare tarafından yaptırılan inceleme sonucu saptanmıştır.

Bu haliyle dava konusu edilen işlemler arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunduğu açık olup davanın, söz konusu taşınmazın bir başka kişiye kiraya verilmiş olmasına ilişkin kısmı için yapılan yargısal denetim ve değerlendirme, davacının talebinin reddine ilişkin kısmı da içermektedir.

Bu durumda; davanın süre yönünden reddine ilişkin kısmında kanunda yer alan kurala uyarlık bulunmamakla birlikte, davanın esasının irdelendiği kısmı için yapılan değerlendirmenin, dava konusu edilen işlemlerin her ikisini de kapsar niteliği bulunduğundan mahkeme kararında sonucu itibariyle hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe Usul ve Yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına ,19.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

YÖ/ÖEK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

6235 sayılı TMMOB Yasasının 27. maddesinde yazılı ihtar cezasının kesin olduğu belirtildiğinden, oda haysiyet divanınca verilen cezaya karşı itiraz edilmesi durumunda itirazda geçen sürelerin dava açma süresini kesmeyeceği hk.[103]

 

Davacı : ...

Vekili : Av. ...

Davalılar : 1-Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği

Vekili : Av. ...

2-TMMOB Kimya Mühendisleri Odası

Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacının yazılı uyarı cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Mühendisleri Odası Onur Kurulunun ... gün ve ... nolu toplantısında alınan kararı onayan TMMOB Yüksek Onur Kurulunun ... gün ve ... sayılı kararı ile kararın dayanağı TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin, TMMOB Mali İşler Yönetmeliğinin ve Kimya Mühendisleri Odası Bütçe Yönetmeliğinin Resmi Gazetede yayımlanmadığından bahisle iptali istemidir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi Yücel Bulmuş'un Düşüncesi : Davanın süre aşımından reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü :

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 3622 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesi uyarınca dava dilekçesi incelendi.

2577 sayılı Yasanın 7.maddesinin 1.fıkrasında, Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde idari dava açma süresinin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihten itibaren altmış gün olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 4.fıkrasında da, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı kuralı yer almış, yine aynı Yasanın 11. maddesinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı kurala bağlanmış, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 27. maddesinde de, haysiyet divanları tarafından verilen yazılı ihtar cezalarının kati olduğu hükme bağlanmış, yasanın bu maddesinde parantez içinde yer alan "hiçbir mercie itiraz olunamaz" ibaresi yargı denetimi yolunu kapadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 19.7.1963 gün ve 196 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, Kimya Mühendisleri Odası ...Yönetim Kurulu Üyesi olan davacının, Kimya Mühendisleri Odası Onur Kurulunun 5.5.2001 günlü ve 4 sayılı kararı ile yazılı uyarı cezası cezalandırıldığı, bu kararın 14.5.2001 gününde davacıya tebliğ edildiği, bu karara karşı 23.5.2001 gününde TMMOB Yüksek Onur Kuruluna itiraz ettiği, itirazın anılan Kurulun 8.9.2001 gün ve 2001/70 sayılı kararı ile reddedilerek davacıya 28.9.2001 gününde tebliğ edilmesi üzerine yazılı uyarı cezası ile birlikte dayanağı yönetmeliklerin iptali istemiyle 16.11.2001 gününde bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Yukarıda anılan 6235 sayılı Yasanın 27. maddesinin değerlendirilmesinden oda haysiyet divanlarınca verilen yazılı uyarı cezalarının kesin olup, itiraz yolunun kapalı olduğu, ancak idari yargı yoluna başvurulabileceği anlaşılmıştır.

Bu durumda itiraz müessesesi olmayan yazılı uyarı cezasına karşı itiraz edilmesi durumunda, itirazda geçen süreler dava açma süresini kesmeyeceğinden, Oda Onur Kurulunca 14.5.2001 gününde tebliğ edilen yazılı uyarı cezasına karşı 60 günlük dava açma süresinin son günü olan 13.7.2001 günü mesai bitimine kadar dava açılması gerekirken 16.11.2001 gününde açılan davada süre aşımı bulunmaktadır.

Ayrıca, uygulama işlemine karşı süresinde dava açılmadığı açık olduğundan işlemin dayanağı yönetmeliklere karşı açılan davada da süre aşımı bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle davanın süre aşımından reddine 27.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

Karar Metni

Deniz ticaret odasında memur olan davacının görevine son verilmesi

üzerine, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi istemiyle iş mahke-

mesinde açtığı davanın görev yönünden reddi ve bu kararın kesinleşme-

sinden sonra, görevine son verilme istmenin iptali istemiyle açtığı

davada süre aşımı bulunduğu hk.[104]

 

Davalı idareye bağlı Deniz Ticaret Odası Derince Şubesi memuru olarak

görev yapan davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali

istemiyle açılan davada; davacı hakkında usulüne uygun açılmış bir so-

ruşturma olmadığı, davacıya isnat edilen fiillerin nitelik itibariyle

ortaya konulmadığı gibi bu konuda davacının hangi eylemde bulunduğunu

gösterir herhangi bir bilgi, belge ve tanık ifadesininde olmadığı an-

laşıldığından işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava ko-

nusu işlemi iptal eden ... İdare Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı

kararının; davanın süresinde olmadığı öne sürülürek 2577 sayılı Yasa-

nın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Uyuşmazlık davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemden

doğmuştur.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 7/1 maddesinde, da-

va açma süresinin, özel kanunlarında ayı süre gösterilmeyen hallerde

Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu hükme bağlanmış,

aynı Yasanın 9/1 maddesindede çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi

mahkemelerinin görevlerine girdiği halde adli ve askeri yargı yerleri-

ne açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu hu-

sustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuzgün

içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine

başvurma tarihinin, Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma

tarihi olarak kabul edileceği hükmü yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden, İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz,

Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulunun ... günlü

kararıyla, ... tarihi itibariyle davacının görevine son verildiği,

davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi istemiyle ... tari-

hinde Kocaeli 1.İş Mahkemesinde dava açtığı, bu mahkemenin ... günlü

kararıyla, uyuşmazlığın idari yargının görevinde olduğu gerekçesiyle

görev yönünden reddedildiği, bu kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin

... günlü kararıyla onanarak davacı vekiline ... gününde tebliğ edil-

diği bundan sonra davacı tarafından ... günlü dilekçeyle görevine son

verilme işleminin bu davaya konu edildiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafından adli yargı yerinde açılan davanın konusunun

tam yargı davası, idari yargıda açılan bu davanın konusunun ise göreve

son verilme işleminin oluşturması karşısında olayda yukarıda anılan

yasanın 9/1 maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.

Bu itibarla görevine son verilmesine ilişkin Yönetim Kurulu Ka-

rarından çok sonra, davacının en geç iş aktinin feshinden doğan ihbar

ve kıdem tazminatlarının ödenmesi istemiyle adli yargıda dava açtığı

... tarihinde görevine son verme işlemini öğrendiği kabul edilse bile,

bu tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken, adli yar-

gı yerinde açılan ve konusu farklı olan davanın görev yönünden redde-

dilerek kesinleşmesi üzerine ... gününde açılan davada süre aşımı bu-

lunmaktadır.

Bu durumda idare mahkemesince, davanın süre aşımı yönünden red-

di gerekirken işin esası incelenerek verilen kararda isabet görülme-

miştir.

Açıklanan nedenlerle ... İdare Mahkemesi kararının bozulmasına

karar verildi. BŞ/ES

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

İdarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan ilgililerin açacakları

davalarda, işlemin varlığını ve içeriğini öğrenme tarihinin açıkca be-

lirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin yazılı bildirime karine

sayılması ve dava açma süresinin başlangıcına esas alınmasının idari

istikrar ve kamu düzeninin gereği olduğu hk.[105]

 

... İli, ... İlçesi ... Kasabası ... mevkiindeki 150.000 m2 yüzölçümlü

orman sahasının turistik tesis yapımı için 49 yıllığına tahsisine

ilişkin davalı idarenin ... gün ve ... sayılı işleminin iptali iste-

miyle açılan davada; orman alanının turizm amacıyla tahsisinde kamu

yararı bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden ... İda-

re Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu

öne sürülerek 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen ince-

lenerek bozulması istemidir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 7. maddesinde dava

açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Da-

nıştay'da ve idare mahkemelerinde 60 gün olduğu ve bu sürelerin teb-

liğ, yayım ve ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlaya-

cağı kuralı bulunmaktadır.

"Yazılı bildirim" kuralı, yönetilenlere menfaatlerini ihlal

eden nitelikteki işlemlerin idare tarafından açık ve anlaşılabilir bir

biçimde duyurularak, bir yandan onlara bu işlemlere karşı idari yolla-

ra veya dava yoluna başvurmaları konusunda inceleme ve düşünme imkanı

sağlamak, öte yandan gereksiz, belirsiz ve mükerrer başvurulara meydan

vermemek amacını taşımaktadır. Bu nedenle, ilke olarak idarenin, iş-

lemlerini ilgililere yazılı olarak tebliğ etmesi ve işlem idari yargı

mercii önüne getirildiğinde de bu yazılı bildirim belgesinin dava dos-

yasına sunulması gerekir. Ancak bu kural; idarenin yazılı bildirim

belgesini dosyaya ibraz edememesi halinde, idare mahkemesi hakiminin

uygulamayı, uygulamanın sonuçlarını, dosyada mevcut bilgi ve belgele-

ri, dava konusu işlemin ve bununla ilgili diğer işlemlerin özelliğini

değerlendirerek bunları yazılı bildirime karine olarak almasına ve

belli bir tarihi yazılı bildirimin yapıldığı en son tarih olarak kabul

etmesine engel değildir. Her durumda yazılı bildirim belgesinin dosya-

ya sunulmasını gerekli görmek, kamu düzeninden sayılan ve idari istik-

rarı sağlamak amacını taşıyan "dava açma süresi" kurumunun çoğu kez

işletilmemesine ve dava hakkının kötüye kullanılmasına yol açmak olur.

Özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan

ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan, ilgi-

lilerin, açacakları davalarda öğrenme tarihinin açıkça saptanabildiği

durumlarda öğrenmenin yazılı bildirime karine alınması kamu düzeninin

gereklerindendir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ... tarihinde

Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca yapılan tahsis işleminden sonra

davacı belediyece uyuşmazlık konusu alan için müdahil şirkete ... ta-

rihinde yapı ruhsatı verildiği, verilen ruhsatta "150.000 m2 Tarım Or-

man ve Köyişleri Bakanlığından tahsisli alan" belirtmesi yapıldığı,

ayrıca tahsis işlemine dayanılarak karayolunun kapatılması üzerine çı-

kan ihtilaf üzerine davacı belediye ile Marmaris Orman İşletme Müdür-

lüğü arasında yapılan 14.5.1996 ve 28.5.1996 günlü yazışmalardan bu

hususun Orman İşletme Müdürlüğünce de teyit edildiği, ancak gerek 1990

yılında gerekse 1996 yılında dava yoluna gidilmediği, tahsis işlemine

dayalı olarak kapatılan karayolunun yeniden açılması konusunda alınan

... tarihli encümen kararı üzerine müdahil şirketin verdiği ... tarih-

li cevap üzerine tahsisin varlığının öğrenildiği öne sürülerek açılan

davada idare mahkemesince temyize konu kararın verildiği anlaşılmakta-

dır.

Davacı belediyenin uyuşmazlık konusu orman alanının 1987 yılın-

da tahsisine ilişkin işlemin varlığını bu alan için 1990 yılında yapı

ruhsatını verdiği tarihte kesin olarak bildiği ve bu hususun 1996 yı-

lında Orman İşletme Müdürlüğünce teyit edildiğinin dosyadaki yazılı

belgelerle sabit olması karşısında, idare mahkemesince davanın süre

aşımı gerekçesiyle reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek

verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesi kararının bozulmasına

karar verildi. BŞ/ES

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

İlan edilen profesörlük kadrosu için yapılan başvuru üzerine kesin bir işlem tesis edilmeden profesörlük atamasıyla ilgili olarak idarece yü-

rütülmesi gereken bir dizi işlem için öngörülen sürelerin davanın

açılmasına ilişkin sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmasında huku-

ka uyarlık bulunmadığı hk.[106]

 

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana-

bilim Dalında Doçent olarak görev yapan davacının, Rektörlüğün ilan

ettiği boş bulunan profesörlük kadrosu için yaptığı ... günlü başvuru

hakkında herhangi bir işlem yapılmaması üzerine, Öğretim Üyeliğine

Yükseltme ve Atama Yönetmeliği hükümleri uyarınca işlem yapılması is-

temiyle ... gününde yaptığı ikinci başvuruya yanıt verilmeyerek zımnen

reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı süre aşımı ne-

deniyle reddeden ... İdare Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı kararı-

nın, 2577 sayılı Yasanın 49 maddesi uyarınca temyizen incelenerek bo-

zulması istemidir.

İdare Mahkemesince, uyuşmazlık, Erciyes Üniversitesinde açık

bulunan profesörlük kadrosu için yapılan duyuru üzerine ... tarihinde

başvuran davacının bir bilgi alamadığından ... tarihinde, önceki mü-

racaatına göre işlem yapılması yolundaki isteğine cevap verilmemesiyle

oluşan ret işleminin iptali istemi olarak nitelendirilmiş ve bu kap-

samda incelenmiştir.

Dava dilekçesindeki anlatımlardan böyle bir sonucu ulaşan ...

İdare Mahkemesince; profesörlük başvurusu üzerine ilgili yasal düzen-

lemeler gereği, müracaatın bitim tarihini izleyen bir ay içinde jüri

oluşturulacağı ve iki aylık sürede de adayların seçiminin yapılacağı,

bu sürenin bittiği ... tarihinde ret işleminin oluştuğu, bu tarihi

izleyen altmış gün içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca

idareye başvurulması ya da dava açılması gerektiği gerekçesiyle bir

yıl sonra yapılan başvuru üzerine açılan dava süre aşımından reddedil-

miştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, ida-

ri dava açma süresinin, idari mahkemelerde altmış gün olduğu kurala

bağlanmıştır. İdari işlemin ilgilisine bildirimi üzerine başlıyacak

olan ve dava süresini altmış gün durduracak olan itirazla ilgili ku-

rallar Yasanın 11. maddesinde; daha önce bir idari işlem yok iken, yö-

netimi karar almaya yönlendiren başvuruyla ilgili kurallar ise 10.

maddede düzenlenmiştir.

Belirtilen yasa kurallarından da anlaşılacağı gibi, idari iş-

lemler, ilgililerin önceden bir girişimleri olmadan ya da bireylerin

başvuruları üzerine oluşmaktadır.

İdari işlemler kimi zaman da, idarece yapılan duyurulardan son-

ra ilgili istekleri değerlendirilmek suretiyle halka işlemler oluştu-

rulacağına göre bu tür davalarda süre durumunu farklı şekilde ele al-

mak gerekir.

Bakılan uyuşmazlıkta ise sonunda Rektör onayıyla kesinleşecek

bir dizi işlemden oluşan zincir işlemlerin yapılması söz konusudur.

Zinciri oluşturan sıra işlemlerin alınması için ilgili yönetmelikte

öngörülen süreler, olası sürüncemelerin önüne geçilmesi amacıyla ko-

nulmuş olup idari dava süresine esas alınamazlar.

Bu durumda sürelerin geçtiği varsayılarak, başvurunun reddedil-

diği sonucuna varmak, idari işlem kuramı ile geliştirilmiş idare huku-

ku ilkeleriyle bağdaşmaz. Söz konusu süreler geçtikten sonra da halka

işlemler oluşturulabilir. Kaldı ki profesör atamasının yönetim kurulu

kararı ve rektör onayıyla gerçekleştiği de yasa kuralıdır.

Bu durumda, yapılan ilanı izleyen başvuru sürecinden ve bir di-

zi işlemin alınmasından sonra oluşacak olan profesörlük atamasıyla il-

gili kesin ve son işlemin oluşum süreci ve biçimi dışına çıkılarak;

zincir işlemi oluşturan bazı ön işlemlerin alınışıyla ilgili sürelerin

geçtiğinden söz edilip, idari işlemin oluştuğu varsayılarak, dava

açılmadan önceki idari itiraz yoluna değinilerek dava süresinin dol-

duğu sonucuna varmaya hukuken olanaklı değildir.

Öte yandan, 2577 sayılı Yasanın 10. maddesinde öngörülen şekil-

de bir müracaat ve susarak oluşan ret işleminin olayda gerçekleşip

gerçekleşmediğinin, mahkemenin bu yolda yapacağı irdelemeden sonra de-

ğerlendirileceği de kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesi kararının bozulmasına

karar verildi. BŞ/ES

 

 

 

 

 

 

 

Karar Metni

Davacıya verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası kesin bir

işlem olduğundan, 2577 sayılı Yasanın 11.maddesi uyarınca üst makama

yapılan itirazın dava açma süresini durdurmayacağı hk.[107]

 

Davacının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılma-

sı, ancak sözleşmeli personel olarak görev yapması nedeniyle sözleşme

ücretinden 1/8 oranında kesinti yapılmasına ilişkin TEDAŞ Merkez Di-

siplin Kurulunun ... gün ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açı-

lan davada; dosyanın incelenmesinden, anılan kararın davacıya ... günü

tebliğ edildiği, davacının ... tarihinde itiraz ettiği ve itirazının

reddedilmesi üzerine ... gününde bu davayı açtığının anlaşıldığı, 2577

sayılı Yasanın 7. maddesinde dava açma süresinin belirlendiği, kesin

bir işlem olan davacıya verilen kademe ilerlemesinin durdurulması ce-

zasına 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca yapılan itirazın, dava

açma süresini durdurmayacağı, ... tarihinden itibaren yasal süresi i-

çinde dava açılması gerekirken ... tarihinde açılan davanın süresinde

olmadığından incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı süre

aşımı nedeniyle reddeden Ankara 6. İdare Mahkemesinin ... gün ve ...

sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen

incelenerek bozulması istemidir.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz

yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına

bağlıdır.

İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe Usul ve

Yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,

temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verildi.

(DAN-DER; SAYI:102) (MT/ES)

 

 

 

 

 

Karar Metni

Ortodonti uzmanı olarak görev yapan davacının özel hizmet tazminatı ve döner sermaye payının uzman tabipleri için ödenen oranda ödeneceği hk.[108]

 

Ankara Hastanesinde Ortodonti Uzmanı olarak görev yapan davacının özel

hizmet tazminatı ve döner sermaye payının, tabip olmayan uzmanlar ye-

rine uzman tabipler için belirlenen oranlar üzerinden ve aradaki far-

kın 1981 yılından itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle

yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan

davada; davacının "Ortodonti" ana dalında uzman tabip olması nedeniyle

bu ünvana sahip olan kişiler için öngörülen oranlar üzerinden döner

sermaye payı ve özel hizmet tazminatı ödenmesi gerektiği gerekçesiyle

dava konusu işlemin bu kısmını iptal eden, ödenmeyen özel hizmet taz-

minatı ve döner sermaye payının 1981 yılından itibaren yasal faiziyle

ödemesi istemine ilişkin kısmını ise, 2577 sayılı yasanın 7.11 ve 12.

maddeleri uyarınca ... gününden itibaren hesaplanacak farkın yasal fa-

iziyle ödenmesine, bu tarihten önceki uygulamalar için süre aşımı ne-

deniyle reddine karar veren ... İdare Mahkemesinin ... gün ve ... sa-

yılı kararının; davacının " Ortodonti Uzmanı " olduğunun, ancak "Ta-

bip" olmadığının tartışmasız olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek

bozulması istemidir.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz

yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına

bağlıdır.

İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe Usul ve

Yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,

temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verildi.

(MT/ES)

 

 

 

Karar Metni

Tıpta uzmanlık öğrenimi yapan araştırma görevlilerine nöbet tazminatı ödenmesi gerektiği hk.[109]

 

K.T.Ü. Farabi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında

araştırma görevlisi olarak tıpta uzmanlık öğrenimi yapan davacının

1.1.1991 tarihine kadar ödenen nöbet tazminatının, bu tarihten itiba-

ren durdurulması üzerine, ödemesi durdurulan nöbet tazminatının ödenme

si istemiyle 31.8.1992 günlü başvurusunun reddine ilişkin işlem ile iş

lemin dayanağı Maliye Bakanlığının 12 seri nolu tebliğinin davacı ve

davaya davacı yanında katılan Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi ta-

rafından, 1989 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı ile tüm doktor

ların nöbet tazminatı almaya başladıkları, tıpta uzmanlık eğitimi yap-

ması nedeniyle 2547 sayılı Kanun ve 2914 sayılı kanuna tabi olduğu,

2914 sayılı Yasanın 20.maddesinde, bu kanunda hüküm bulunmayan haller-

de 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 657 sayılı Devlet Memurları Ka

nunu hükümleri uygulanır kuralının yer aldığı, 2809 sayılı Kanunun Ge-

çici 3.maddesi ile üniversitelerde tıpta uzmanlık eğitimi yapan araş-

tırma görevlisi doktorların, Sağlık Bakanlığı bünyesinde 657 sayılı ya

saya tabi olarak çalışan emsallerinden daha düşük düzeyde aylık olmama

ları için bir düzenleme yapıldığı, buna göre üniversitelerde tıpta uz-

manlık öğrenimi yapmakta olanlara verilecek aylıkların net tutarının

Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan aynı durumdaki personele verilen

aylık vesair ödemelerin net tutarından düşük olması durumunda, aradaki

farkın hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın kendilerine tazmi-

nat olarak ödeneceğinin belirtildiği, ayrıca 2547 sayılı Yasanın 50/e

maddesinde de, "tıpta uzmanlık öğrenimi yapanlara verilecek aylık veya

ödeneklerin tesbitinde aynı durumda bulunan Sağlık Bakanlığı personeli

aylık ve ödenekleri gözönünde tutulur" denilerek aynı statüde bulunan

doktorların yarı yasalara sağlı olmaları nedeniyle birbirleri karşısın

da mağdur olmalarının önlenilmek istenildiği, 1992 Mali Yılı Bütçe Ka-

nununda da yataklı tedavi kurumlarında nöbet tutanlardan, bu nöbet kar

şılığında kurumunca izin kullanmasına izin verilmeyenlere nöbet tazmi-

natı verileceği hükmümün yer aldığı, tüm bu hükümler karşısında Maliye

Bakanlığı tebliğinin eksik ve yetersiz olduğu öne sürülerek iptalleri

istenilmektedir.

10.3.1989 gün ve 20104 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve iptali iste

nilen Maliye ve Gümürk Bakanlığı 12 seri nolu Yükseköğretim Kanunu ve

Yükseköğretim Personel Kanunu Genel Tebliği ile, gerek çeşitli yüksek-

öğretim kurumlarından Bakanlığa intikal eden yazılardan, gerekse Bütçe

Kontrolörlerinin yaptıkları incelemeler sonucunda hazırlanan raporlar-

dan, Üniversitelerde tıpta uzmanlık öğremini yapanlara ödenecek fark

tazminatının hesabında tereddütlerin bulunduğu ve farklı uygulamaların

yapıldığının anlaşıldığı gerekçe gösterilerek, 2547 sayılı Yasanın 50.

maddesi ile 3/t maddesi ve 2547 sayılı Yasının 50/e maddesine açıklık

getiren 2809 sayılı Yasanın Geçici 3.maddesi açıklandıktan sonra, Tıp

Fakültelerinde araştırma görevi kadrolarında uzmanlık eğitimi yapan

doktorlar ile Sağlık Bakanlığına bağlık Kurumlarda aynı durumdaki dok-

torların aylıkları arasındaki net farkın nasıl hesaplanacağı örnekler

verilerek açıklanmıştır.

Dava konusu işlemde, davacıya nöbet tazminatı ödenememesi 12 seri nolu

Genel Tebliği hükümlerine dayandırılmış ise de, adı geçen Genel Tebliğ

de nöbet tazminatına değinen bir hüküm ve açıklama yer almadığından,

davanın Genel Tebliğin iptaline ilişkin kısmının reddi gerekmektedir.

Davanın, davacıya nöbet tazminatı ödenemiyeceğine ilişkin kısmına ge-

lince;

2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının 50/e maddesinde, tıpta uzmanlık öğ

renimi yapanlara verilecek aylık veya ödeneklerin tesbitinde ayni du-

rumdaki Sağlık Bakanlığındaki personelir aylık ve ödemeklerinin gözö-

nünde tutulacağı, ayrıca sözü edilen (e) fıkrasına göre yapılacak uygu

lamalara açıklık getiren 2809 sayılı Yasının geçici 3.maddesinde de,

tıpta uzmanlık öğrenimi yapmakta olanlara yapılacak aylık ve her türlü

ödemelerin net tutarının Sağlık Bakanlığının aynı durumda bulunan per-

soneline verilen aylık ve her türlü ödemelerin net tutarından az olma-

sı halinde aradaki farkın hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın

kendilerine tazminat olarak ödeneceği kurala bağlanmıştır.

Uyuşmazlık, Maliye Bakanlığınca bu son maddedeki hükmün devamlı nite-

likteki ödemelerle ilgili olduğu kabul edilerek Genel Tebliğde nöbet

tazminatına ilişkin bu hükme yer verilmemesinden kaynaklanmıştır.

Sağlık Bakanlığının aynı durumda bulunan personeline ödenen nöbet taz-

minatının, 2914 sayılı Yasanın Geçici 3.maddesi uyarınca tıpta uzman-

lık öğrenimi gören araştırma görevlilerine de ödenmesi yasanın hükmüne

ve amacına uygundur.

Aksine bir yorum yasanın amacına aykırı olacağı ve aynı işi yapan kişi

ler arasında adaletsiz bir durum yaratacağından, tıpta uzmanlık öğreni

mi yapan davacıya nöbet tazminatı verilmemesine ilişkin işlemde hukuka

uyarlık görülmemiştir.

Davanın nöbet tazminatı ödenmesi istemine ilişkin kısmı ise, tam yargı

davası niteliğinde olduğundan, davacıya ödenmesi gereken nöbet tazmina

tının hesaplanmasında 2577 sayılı Yasanın sürelere ilişkin hükümleri-

nin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12.maddesi İdari İşlemler-

den, 13.maddesi de idari eylemlerden doğan zararların karşılanması ama

cıyla açılacak tam yargı davalarının açılma yöntem ve sürelerini düzen

lemiş bulunmaktadır.

"İptal ve Tam Yargı Davaları" başlığını taşıyan ve "ilgililer hakları-

nı ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve İdare ve Vergi

Mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yar-

gı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası aça-

rak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya ka

nun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir

işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden iti-

baren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de il-

gililerin, 11.madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü

nü koyan 12.maddeye göre, maddi ve manevi zararlara neden olan idari

işlemlerden dolayı ilgili doğrudan doğruya tam yargı davası açabilece-

ği gibi iptal ve tam yargı davasını birlikte de açabilir; ya da önce

iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki

kararın tebliğinden itibaren de dava açma süresi içinde tam yargı dava

sı açma yoluna gidebilir.

12.Maddenin son tümcesinin yollamada bulunduğu, 11.madde "Üst Makamla-

ra başvurma" yı düzenlemekte olup ilk üç fıkrası "ilgililer tarafından

idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması,

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdran, üst makam

yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde iste-

nebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini

durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sa-

yılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava aç

ma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş sü

rede hesaba katılır" hükmünü taşımaktadır.

12.Madde, belirtilen seçeneklerin dışında, dördüncü bir seçeneği daha

düzenlemiş bulunmakta ve ilgililerin "... bir işlemin icrası sebebiyle

doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası" davası açabileceklerine işaret etmektedir. Bu tümce

521.sayılı Danıştay Kanununun 71.maddesine, 1740 sayılı Yasa ile yapı-

lan değişiklikle eklenmiş ve 2577 sayılı Yasanın 12.maddesinde 71.mad-

denin değişik Özeti aynen tekrarlanmıştır. Mülga 521 sayılı Yasanın

sözkonusu maddesinde yapılan değişiklik gerekçesine göre, hakkın ihla-

li işlemin icrası (uygulanması) tarihinde vuku bulmuş ise, tam yargı

davası işlemin uygulandığı tarihten itibaren yasal süre içinde açılabi

lecektir.

Bu hükümler karşısında, özel hizmet tazminatı yönünden belli bir uygu-

lama tarihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda İdari Yargılama

Usulü Kanununun 7.maddesini göre uygulama tarihinden itibaren altmış

gün içinde, uygulama üzerine davacı idareye başvurmuş ise 12.maddenin

göndermede bulunduğu 11.maddeye göre idarenin bu başvuruya cevap verme

miş olduğu hallerde uygulama tarihinden itibaren engeç 20 gün, idare-

nin cevap verdiği durumlarda ise uygulama tarihinden başvuru tarihine

kadar geçen süre de hesaba katılmak koşuluyla cevabın davacıya tebliğ

tarihinden itibaren almış gün içinde idari davanın açılmış olması gere

kir.

Başka bir anlatımla dava, davacının idareye başvurduğu tarihten itiba-

ren 120 gün içinde açılmış ise ilgiliye, davanın açıldığı tarihten ge-

riye doğru 120 günü geçmemek koşuluyla, başvuru tarihinden geriye doğ-

ru altmış günlük süre içindeki ilk uygulama esas alınarak özel hizmet

tazminatının ödenmesi gerekecek, idareye başvuru tarihinden itibaren

120 günlük ya da idarenin cevabının tebliğ tarihinden itibaren altmış

günlük süreler geçtikten sonra açılmış olan davalarda ise ancak dava

tarihinden geriye doğru altmış günlük süre içinde kalan ilk uygulama-

dan doğan zarara hükmedilebilecektir.

Olayda davacının, 1.9.1991 tarihinden itibaren tuttuğu nöbet tazminatı

nın ödenmesi istemiyle 31.8.1992 günlü başvuru dilekçesi ile idareye

yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine 15.9.1992 tarihinde dava açıl-

dığından, nöbet tazminatının idareye başvuru tarihinden geriye doğru

60 günlük kısmının davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle davanın Genel Tebliğe ilişkin kısmının reddine,

dava konusu işlemin iptaline ve nöbet tazminatının, idareye başvuru ta

rihinden geriye doğru 60 günlük süreye ilişkin kısmının, başvuru tari-

hinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine, nöbet tazmina

tı ödenmesi isteminin fazlaya ilişkin kısmının süre aşımı sebebiyle

reddine karar verildi.

(DAN-DER; SAYI:91) ŞT/NÇ

 

 

 

Karar Metni

Tıpta uzmanlık eğitimi yapan ve fakülteye bağlı uygulama hastanesinde araştırma görevlisi hekimi olarak çalışan davacının yasal zorunlu çalışma süresini aşan ve izin verilerek karşılanamayan nöbet hizmetleri için emsalı sağlık personeline ödenen miktar gözönüne alınarak ücret ödenmesi gerektiği hk.[110]

 

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde asistan olarak görev ya

pan davacının, 1992 Mali Yılı Bütçe Yasasının 46.maddesinin d bendi

uyarınca nöbet tazminatı ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine

ilişkin işlemin iptali ve hakettiği nöbet tazminatlarının yasal faiziy

le birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; Ankara Üniversitesi Tıp

Fakültesi Hastanesinde asistan olarak çalışmakla yataklı tedavi kuru-

munda görev yaptğı açık olan davacının, 1992 yılı Bütçe Yasasının 46.

maddesinin d bendi uyarınca 1.4.1992 gününden itibaren nöbet hizmetle-

ri tazminatından yararlandırılması gerekirken, aksine tesis edilen iş-

lemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemi ip-

tal iden ve 1.4.1992 tarihinden itibaren nöbet tazminatı ödenmesine ve

dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ilişkin Ankara 6.İda

re Mahkemesinin 8.4.1994 gün ve 827 sayılı kararının bozulması istemi-

dir.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu

ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Ya-

sasının 49.maddesinde belirtilen nedenlenden birinin bulunması halinde

mümkün olup, davalı idarece öne sürülen hususlar mahkeme kararının, iş

lemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nite-

likte görülmemiştir.

İdare Mahkemesi kararının davacıya 1.4.1992 gününden itibaren ödenmesi

gereken nöbet hizmetleri tazminatının, dava tarihinden itibaren uygula

nacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına ge-

lince;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 12.maddesi idari işlemler-

den, 13.maddesi de idari eylemlerden doğan zararların karşılanması ama

cıyla açılacak tam yargı davalarının açılma yöntem ve usullerini düzen

lemiş bulunmaktadır.

"İptal ve Tam Yargı Davaları" başlığını taşıyan ve "ilgililer hakları-

nı ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a Ve İdare ve Vergi

Mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yar-

gı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası aça-

rak, bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya

kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya

bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden

itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de

ilgililerin 11.madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kura

lının yeraldığı 12.maddeye göre, maddi ve manevi zararlara neden olan

idari işlemlerden dolayı ilglii doğrudan doğruya tam yargı davası aça-

bileceği gibi iptal ve tam yargı davasını birlikte açabilir; ya da ön-

ce iptal davası açarak bu davanın kararı bağlanması üzerine, bu husus-

taki kararın tebliğinden itibaren de dava süresi içinde tam yargı dava

sı açma yoluna gidebilir.

12.maddenin son tümcesinin yollamada bulunduğu 11.madde "Üst makamlara

başvurma" yı düzenlemekte olup ilk üç fıkrası" İlgililer tarafından

idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması de

ğiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yok

sa işlemi yapmış olan makamdan, İdari dava açma süresi içinde istenebi

lir. Bu başvurma işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdu

rur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılma halinde dava açma süresi

yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesa

ba katılır." kuralı yer almaktadır.

12.madde, belirtilen seçeneklerin dışında, dördüncü bir seçeneği daha

düzenlenmiş bulunmakta ve ilgililerin "... bir işlemin icrası sebebiy-

le doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi için-

de tam yargı davası" açabileceklerine işaret etmektedir. Bu tümce 521

sayılı Danıştay Kanununun 71.maddesine, 1740 sayılı Yasa ile yapılan

değişiklikle eklenmiş ve 2577 sayılı Yasanın 12.maddesinde 71.maddenin

değişik Özeti aynen tekrarlanmıştır. 521 yasılı Yasanın söz konusu mad

desinde yapılan değişiklik gerekçesine göre, hakkın ihlali işlemin ic-

rası (uygulanması) tarihinde vuku bulmuş ise, tam yargı davacı işlemin

uygulandığı tarihten itibaren yasal süre içinde açılabilecektir.

Bu hükümler karşısında, nöbet tazminatı yönünden belli bir uygulama ta

rihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda İdari Yargılama Usulü






Yeni Sayfa 1





belediyelerin "imar", "ımar" ve "imar
hukuku", "ımar hukuku", "kaçak yapı", imar planı", "arazi ve arsa düzenlemesi",
"imar para

cezaları", "imar kirliliği suçları", "idare hukuku", "idari yargılama usulü" ve
her türlü imar sorunlarına çözüm getirecek olan "imar hukukcusu" ve "ımar
hukukçusu".












imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-10-08 (1863 okuma)

[ Geri Dön ]