imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 7
imar hukuku



2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 7


Yeni Sayfa 2

Karar Özeti

20.4.1994 tarih ve 94/5483 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bankacı-

lık yapma izni kaldırılan Marmara Bankasında mevduat hesabı bulunan

davacının 3.6.1994 tarihinde tasarruf mevduat sigorta fonundan 150.

000.000 lirayı aldığı anda mevduatının kalan kısmının ödenmeyeceğini

öğrendiğinin kabulü gerekeceğinden, 20.2.1995 tarihinde idareye tazmi-

nat istemiyle yaptığı başvuru üzerine 27.2.1995 tarihinde açtığı dava-

nın süreaşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı hk.[61]

 

Bakanlar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bankacılık fa-

aliyeti yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Marmara Bankası A-

nonim Şirketi'ndeki tasarruf mevduatının ödenmemesi nedeniyle uğranıl-

dığı ileri sürülen zararın tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.maddesinde; dava

açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen durumlarda

Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin, i-

dari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen gün-

den, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde, ilan tarihini izleyen gün-

den itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine il-

gililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi a-

leyhine birden dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.

Aynı Yasanın 14/3-e maddesinde; dilekçelerin ilk inceleme aşa-

masında "süre aşımı" yönünden inceleneceği, 15-1/b maddesinde ise, bu

yönde yasaya aykırılık bulunursa davanın reddine karar verileceği hük-

mü yer almıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; ... tarihli Resmi Gazete'de

yayımlanan 94/5483 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bankacılık yapma

izni kaldırılan Marmara Bankasında mevduat hesabı bulunan davacının,

20.12.1994 tarihinde davalı idareye başvurarak tasarruf mevduatı si-

gorta fonundan kendisine ödeme yapılmasını istediği, ... tarihinde ...

Şubesi tarafından ... lira tasarruf mevduatı sigorta fonundan kendisi-

ne ödeme yapıldığı, ... tarihinde kayda giren dilekçe ile, bankanın

bankacılık faaliyetinin durdurulmasında davalı idarenin hizmet kusuru-

nun bulunduğu ileri sürülerek, bankadan tahsil edemediği mevduat hesa-

bı tutarının, dava açıldığı tarihteki döviz karşılığı değerinin, kara-

rın verildiği tarihte, Merkez Bankası efektif satış değeri üzerinden

karşılığının ve 10 milyon lira manevi tazminatın ödenmesine karar ve-

rilmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.

Bankadaki mevduatının tamamının kendisine ödenmeyeceğini engeç,

kendisine tasarruf mevduatı sigorta fonu kapsamında ... lira ödemenin

yapıldığı ... tarihinde öğrenen davacının ... tarihinde açtığı davanın

incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davanın, 2577 sayılı Yasanın 15/1-b mad-

desi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine, karar verildi. (MT/ES)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Özeti

Tasarrufu teşvik hesabından ödeme yapılmasına hak kazanıldığı tarihten itibaren genel zamanaşımı süresi içinde ve 2577 sayılı Yasanın 10.maddesi kapsamında idareye başvurulabileceği hk. [62]

 

Davacı; memur olarak çalıştığı sürede Tasarrufu Teşvik Hesabına yatı-

rılmayan tutarların yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtığı

davayı süre aşımı yönünden reddeden Ankara 1. İdare Mahkemesinin ...

tarih ve 1996/473 sayılı kararının; temyizen incelenip bozulmasını is-

temektedir.

Ankara 1. İdare Mahkemesi; emekli olduğu ... tarihinde tasarru-

fu teşvik fonlarının ödenmediğini öğrenen davacının bu tarihten itiba-

ren 2577 sayılı Yasanın 7. maddesinde öngörülen 60 günlük idari dava

süresini geçirdikten sonra açtığı davada süre aşımı bulunduğu gerekçe-

siyle; davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.

Davacı; emekli olduğu tarihte tasarrufu teşvik fonunun ödenme-

diğini, ödemenin yapılacağı ümidiyle bekledikten sonra 16.1.1996 tari-

hinde idareye başvurduğunu ve görevsiz yargı yerince verilen görevsiz-

lik kararından itibaren süresi içinde dava açtığını öne sürerek, anı-

lan mahkeme kararının temyiz incelenip bozulmasını istemektedir.

3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi ve Bu Tasar-

rufların Değerlendirilmesine Dair Kanun'un 4. maddesi uyarınca; "Ku-

rumlar bu Kanun hükümleri çerçevesinde çalışanların aylık ve ücretle-

rinden yapacakları tasarruf kesintisi ile sağlanacak Devlet katkıları-

nı aylık ve ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna ka-

dar T.C.Ziraat Bankasında persoeli adına açtıracakları "Tasarrufu Teş-

vik Hesabı"na yatırırlar." Bu suretle kişilerin menkul mülkiyeti ala-

nına giren ve kendi adına açılan Tasarrufu Teşvik Hesabında biriken

tasarruf kesintileri ile Devlet ve işveren katkıları, Yasanın "Ödeme-

ler" başlıklı 6. maddesine göre emeklilik veya ölüm halinde ilgililere

veya kanuni mirasçılarına neması ile birlikte ödenmektedir.

Aktarılan Yasal düzenlemeye göre, ilgililerin emekliye ayrılma-

ları halinde kendilerine, ölmeleri halinde kanuni mirasçılmarına ken-

diliğinden bir ödeme yapılmamakta; kişilerin, hesaplarında toplanan

tutarın ödenebilmesi için, 6. madde uyarınca ödemeye hak kazandıkları-

nı belgelendirerek hesabın bulunduğu bankaya başvurmaları gerekmekte-

dir.

Diğer taraftan, kurumların çalışanların aylık ve ücretlerinden

yapacakları tasarruf kesintileri ile Devlet katkılarını, aylık ve üc-

ret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar ilgili ta-

sarrufu teşvik hesabına yatırmaları zorunlu olup, 3417 sayılı Yasada

bir zamanaşımı süresi öngörülmediği gibi, 7. maddesinde süresinde ya-

pılmayan ödemeler için gecikme zammı alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bu durumda ilgililerin Tasarrufu Teşvik Hesabından ödeme yapıl-

masına hak kazandıkları tarihten itibaren genel zamanaşımı süresi içe-

risinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kap-

samında idareye başvurarak, istemlerinin kısmen, tamamen veya zımnen

reddi halinde altmış günlük idari dava süresi içinde dava açmaları

mümkündür.

Sonuçta, davacının emekli olduğu ve 3417 sayılı Yasanın 6. mad-

desi uyarınca Tasarrufu Teşvik Hesabından ödeme yapılmasına hak kazan-

dığı tarihten itibaren altmış günlük süre içerisinde idareye başvurma-

dığı ve dava açmadığından bahisle davanın süre aşımı yönünden reddine

ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüne, Anka-

ra 1. İdare Mahkemesinin ... tarih ve 1996/473 sayılı kararının bozul-

masına, karar verildi. (MT/ES)

(DAN-DER; SAYI:95)

 

 

 

 

 

 

 

Karar Özeti

Düzenleyici işlemin Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren bu iş-

lemden haberdar olan davacının 2577 sayılı Yasanın 11.maddesi uyarınca

idareye başvuru süresi geçtikten sonra yaptığı başvuru üzerine açtığı

davanın süresinde olmadığı hk.[63]

 

Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün ... gün ve ... sayılı

sosyal yardım zammının ödeneceği yolundaki başvurunun cevap verilmeye-

rek zımnen reddine ilişkin işlemi ile bunun dayanağı olan davalı ida-

rece ... gün ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Seri No:1 Sıralı

Tebliğin "Sosyal Yardım zammı Ödemeleri" başlıklı II.maddesinin 3.pa-

ragrafının ilk iki cümlesinin iptali istenilmektedir.

Dava; Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 24.9.1996

gün ve 2-1158 sayılı sosyal yardım zammının ödeneceği yolundaki başvu-

runun cevap verilmeyerek zımnen reddine ilişkin işlemi ile bunun daya-

nağı olan davalı idarece 17.6.1994 gün ve 21963 sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Seri No:1 Sıralı Tebliğin "Sosyal Yardım zammı Ödemeleri"

başlıklı II.maddesinin 3.paragrafının ilk iki cümlesinin iptali iste-

miyle açılmıştır.

2577 sayılı Yasanın 7.maddesinde; dava açma süresinin, özel ka-

nunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mah-

kemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiştir. Aynı maddenin 4.bendin-

de; "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini

izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzeri-

ne ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi

aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş

olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz" hükmü yer

almıştır.

Yasanın 11.maddesi üst makamlara başvuruyu düzenlemiştir. Bu

madde ilgililere, idari dava açmadan önce, idari işlemin kaldırılması,

geri alınması, değiştirilmesi, veya yeni bir işlem yapılması için üst

makamlara üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamlara idari dava açma

süresi içinde başvurma hakkı tanımaktadır. Maddede bu başvurunun işle-

meye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün i-

çinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı isteğin red-

dedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeni-

den işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş olan süre-

nin de hesaba katılacağı, ayrıca hükme bağlanmıştır.

Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından,

17.6.1994 gün ve 21963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Seri No:1 sı-

ralı Genel Tebliğinin "Sosyal Yardım Zammı Ödemeleri" başlıklı II.mad-

desinin 3.paragrafında; diğer kuruluşlar arasında, 2834 sayılı Yasaya

dayanılarak kurulan Tarım ve Satış Kooperatifleri ve bu Kooperatifle-

rin biraraya gelerek kurdukları Birlikler sayılmıştır.

Davacı Birlik tarafından; bu düzenleyici işlem nedeniyle sosyal

yardım zammı ödemelerinin düzenli olarak yapıldığı, davalı idarenin

647308 sayılı yazısı ile işyerinden emekli olanları gösterir listeyi

istediği, davacı Birlik tarafından ......... tarihinde, sosyal yardım

zammı ödemelerinin yapılacağının davalı Kuruma bildirdiği; dava dilek-

çesi ve eklerinin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Davacı .........

tarihinde davalı idareye yaptığı başvuruya cevap verilmemesine ilişkin

zımni ret işlemini esas almak suretiyle bu davayı açmış bulunmaktadır.

Ancak, yapmış olduğu bu başvurunun Tebliğ'le getirilen düzenlemeye u-

yacakları şeklinde bir başvuru olması nedeniyle 2577 sayılı Yasanın

11. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olarak kabulü mümkün değil-

dir.

Düzenleyici işlemin Resmi Gazete'de yayımı tarihinde, işlemden

haberdar olan davacının, 2577 sayılı Yasanın 11.maddesine göre en geç

......... günü akşamına kadar davalı idareye başvurması gerekmektedir.

Bu süre geçtikten sonra ......... tarihinde davalı idareye 2577 sayılı

Yasanın 11.maddesi kapsamında olmayan yapılan başvuraya cevap verilme-

mesi üzerine Tebliğ'e karşı açılan dava süresi içinde açılmamış bulun-

maktadır.

Davacının ......... tarihinde yaptığı başvuru üzerine ortaya

çıkan zımni ret şeklindeki uygulama işlemine gelince;

506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının ek 24.maddesinde sosyal

yardım zammı ödemesi düzenlenmiş, aynı Yasanın 134.maddesinde ise, bu

Yasanın uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerin-

de veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği kuralına

yer verilmiştir. İlgili sosyal güvenlik kuruluşunun kamu birimi olma-

sı, kamusal nitelikte Yasanın uygulanması, kurumca bağlanan emekli ay-

lığına ek bir ödemenin belirlenmesi ve yükümlüsünün saptanması şeklin-

deki uyuşmazlığı görecek olan Yasayla belirlenen yargı yerini değiş-

tirmeyecektir. Zira, 506 sayılı Yasa idare hukuku veya özel hukukla

ilgili olma koşulunu koymadan tüm anlaşmazlıkların görüleceği yargı

yerini belirlediğinden, aksi bir kural olmadığı sürece Yasanın ilgili

maddelerinden çıkacak her türlü anlaşmazlığın yetkili iş mahkemeleri-

nin görevine girmektedir. Bu nedenle, uygulama işlemine karşı açılan

davanın görüm ve çözüm görevi İş Mahkemelerine ait bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü-

nün ... gün ve ... sayılı sosyal yardım zammının ödeneceği yolundaki

başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddine ilişkin işleme karşı açı-

lan davanın görev yönünden, davalı idarece 17.6.1994 gün ve 21963 sa-

yılı Resmi Gazete'de yayımlanan Seri No:1 sıralı Genel Tebliğ'in "Sos-

yal Yardım Zammı Ödemeleri" başlıklı II.maddesinin 3.paragrafının ip-

tali istemiyle açılan davanın ise süre yönünden reddine, karar veril-

di. (MT/ES)

 

(DAN-DER; SAYI:95)

 

 

 

 

 

Karar Özeti

Davacıdan tahsil edilen şeker fiyat farkına karşı altmış gün içinde

dava açılmadığı ve bu süre içerisinde idareye de başvurulmadığından,

bu süreler geçirildikten sonra idareye yapılan başvurunun reddine i-

lişkin işleme karşı açılan dava da süre aşımı bulunduğu hk.[64]

 

Davacıdan tahsil edilen şeker fiyat farkının iade edilmesi isteminin

reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda Manisa

İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen

16.11.1994 tarih ve 1994/702 sayılı kararın temyizen incelenip bozul-

ması istenilmektedir.

... İdare Mahkemesi; ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ve

Maliye Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılan tebliğe

dayanılarak davacıdan şeker fiyat farkı tahsil edildiğinin anlaşıldı-

ğı, ancak Danıştay Onuncu Dairesince sözkonusu tebliğin yürütülmesinin

durdurulmasına karar verilmiş olduğundan geçerliliği kalmayan tebliğ

uyarınca tahsil edilen şeker fiyat farkına yönelik tutarın iadesi is-

teminin reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu

işlemin iptaline karar vermiştir.

Davalı idare; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

iddiasıyla anılan kararın temyizen incelenip bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12.maddesinde "il-

gililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve

İdare ve Vergi Mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya

iptal ve tam yargı davası davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk

önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu hu-

sustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek

kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan

dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı açabi-

lirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır" kuralı bulunmakta olup, aynı Yasanın 7. maddesinde

ise dava açma süresi 60 gün olarak belirlenmiştir.

Davacılardan şeker fiyat farkı ... tarihinde tahsil edilmiştir.

Yukarıda anılan kural gereğince davacıların bu tarihten itibaren alt-

mış gün içinde dava açması veya aynı süre içinde ilgili idareye baş-

vurması ve bu başvurunun sonuçsuz kalması üzerine yine yasada belirle-

nen süreler içinde dava açılması gerekmektedir. Dava konusu olayda ise

davacıların sözkonusu sürelerin geçirilmesinden sonra ... tarihinde

davalı idareye yapılan başvuru üzerine verilen cevap üzerine açılan

davada süre aşımı bulunmaktadır. Öte yandan davacıdan tahsil edilen

şeker fiyat farkının dayanağı olan tebliğin önce yürütülmesinin durdu-

rulması ve daha sonra iptal edilmiş olması ilgililere yeni bir dava

açma süresi kazandırmaz.

Bu durumda, davada süre aşımı bulunmakta iken işin esasını in-

celeyen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı Yasanın 49. maddesine uygun

bulunan davalı idare temyiz isteminin kabulüyle, Manisa İdare Mahkeme-

sinin 16.11.1994 tarih ve 1994/702 sayılı kararının bozulmasına, karar

verildi. (MT/ES)

 

(DAN-DER; SAYI:94)

 

 

 

Karar Özeti

Çalışma özgürlüğünün kullanılması konusunda yapılan her yeni başvuru üzerine tesis edilecek işlem için idari dava açma süresi içinde dava

açılabileceği hk.[65]

 

Davacının kahvehane ruhsatı talebinin reddine ilişkin davalı idare

işleminin iptali istemiyle açtığı davayı süre yönünden reddeden Sa-

karya İdare Mahkemesinin 23.10.1992 tarih ve E:1991/906, K:1992/555

sayılı kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Sakarya İdare Mahkemesi, idare mahkemelerinde dava açma süresi-

nin altmış gün olduğu, davacının 3.1.1990 tarihli dilekçesiyle kahve-

hane açmak için davalı idareden ruhsat talep ettiği, bu istemin

24.1.1990 tarihli işlemle reddedildiği, ve bu ret kararın 26.1.1990

tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bu tarihten iti- baren altmış gün

içinde dava açılmayıp 12.11.1991 tarihinde aynı istemle davalı idareye

yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine 2.12.1991'de açılan davada sü-

re aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süreden reddine karar vermiş-

tir.

Davacı anılan kararın temyizen incelenip bozulmasını istemekte-

dir.

İlgililerin, Anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlük-

lerden olan Çalışma Özgürlüğünü kullanabilmeleri için gerekli işlemin

yapılmasını idareden her zaman isteyebilecekleri açıktır. Çalışma öz-

gürlüğünün kullanılabilmesi için gerekli işlemin yapılması isteminin

idarece reddedilmiş olması, aynı konuda idareye tekrar başvurulmasına

ve başvurunun reddi halinde ret işlemine karşı dava açılmasına engel

bulunmamaktadır. Çalışma özgürlüğünün sürekliliği nedeniyle bu özgür-

lüğün kullanımı konusunda yapılan her yeni başvuru üzerine idarece

tesis edilecek işlem için 2577 sayılı Yasanın 7.maddesinde öngörülen

altmış günlük süre içinde dava açılabileceğinin kabulü gerekir.

Bu itibarla, davacı tarafından kahvehane açma ruhsatı için

3.1.1990 tarihli başvurunun 24.1.1990 tarihli işlemle idarece reddin-

den sonra aynı istemle 12.11.1991 tarihinde yapılan başvurunun reddi

üzerine 2.12.1991 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından

davanın süreden reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isa-

bet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası-

nın 49.maddesine uygun bulunan davacı temyiz isteminin kabulüyle İdare

Mahkemesinin 1992/555 sayılı kararının bozulmasına karar verildi.MT/ES

 

(DAN-DER; SAYI:91)

 

 

 

Karar Özeti

1981 yılında emekli olan davacının fiili hizmet süresinin ve dolayı-

sıyla intibakının düzeltilmesi yolunda 1987 yılında yaptığı başvuru-

nun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada süre aşımı

bulunduğu hk.[66]

 

Dava, 1.1.1981 tarihi itibariyle toplan 26 yıl 9 ay hizmetiyle 3.dere-

ce 5.kademe üzerinden emeklilik tahsisi yapılan davacının, emekliliğe

esas hizmet süresinin ve bundan dolayı emekliliğine esas intibakının

düzeltilmesi yolundaki 8.1.1987 tarihli dilekçeyle yaptığı başvurusu-

nun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacının 1955-1959 yılları arasında Türk Silahlı

Kuvvetleri hesabına öğrenim gördüğü 4 yıllık sürede dikkate alınarak

8.derecenin 1.kademesinin hizmete başlangıç derecesi olarak alınmasıy-

la 26 yıl 8 ay 15 gün toplam hizmeti değerlendirildiğinde davacının

emekliye ayrıldığı tarih itibariyle 1.derecenin 4.kademesine geleceği,

bu itibarla 3.derecenin 5.kademesi üzerinden yapılan intibakın yerinde

görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 7.maddesinde, idare mahke-

mesinde dava açma süresinin 60 gün olduğu kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, 5 Mayıs 1981 tarih ve 22909 sayılı Sandık

Yönetim Kurulu kararıyla 1.1.1981 tarihinden itibaren 3.derece 5.kade-

me üzerinden emekli aylığı bağlanmasına karar verilen davacının yasada

belirtilen 60 günlük süreden çok sonra 8.1.1987 tarihinde davalı ida-

reye başvurarak fiili hizmet süresinin yanlış hesaplanmasından dolayı

intibakının da yanlış hesaplandığını öne sürerek intibakının düzeltil-

mesini istediği, İsteminin 30.1.1987 tarihli işlemle reddedilmesi üze-

rine de 6.4.1987 tarihinde dava açtığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla davanın süre yönünden reddi gerekirken esasına girilerek

işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık bulun-

mamaktadır. Açıklanan nedenlerle 2577 sayılı Yasanın değişik 49.madde-

sine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, Ankara 2.İdare

Mahkemesinin 12.6.1991 tarih ve 1991/1245 sayılı kararının bozulmasına

karar verildi.

 

(DAN-DER; SAYI:88)

 

 

 

(MT/SE)

 

 

 

 

Karar Özeti

Ek prim tahsiline ilişkin işlemin dayanağı, iptali istenilen 88/2 sayı

lı tebliğ olmadığından, bu tebliğin iptalinde davacının menfaati bulun

madığı, ancak işlemin dayanağı 86/2 sayılı tebliğin 16.maddesi yetki

yönünden mevzuata aykırı olmakla, 2577 sayılı kanununun 7.maddesinden

hareketle, ek prim tahsiline ilişkin işlemin iptali ile tahsil edilen

primin de davacıya iadesi gerektiği hk.[67]

 

Türkle evli yabancı uyruklu olan davacıdan, yerleşmek üzere Türkiye'ye

gelirken bedelsiz ithal yoluyla yurda getirdiği otomobilin ithali için

37500 DM karşılığı Türk Lirası ek prim tahsil edilmiş, dava da bu iş-

lem ile dayanağı, 88/2 sayılı Bedelsiz İthalat Tebliğinin 16.maddesi-

nin iptaline, tahsil edilen ek primin iadesine, ayrıca, markın ulaşaca

ğı değer itibariyle, prim tahsil tarihiyle iade edildiği tarih arası

farkın tazminine, bu bedele mark değeri üzerinden yıllık %9 ya da Türk

Lirası karşılığı kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont haddi üzerin

den veya enflasyon oranında faiz yürütülmesine, ancak her halde ödeme

tarihi itibariyle yasal faiz uygulanmasına, faiz olarak yasal faizin

uygulanması halinde, yasal faiz oranı %30 ile uygulanan yüksek faiz

arasındaki fark da dahil olmak üzere toplam 53.185.780 liranın tahsili

ne hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

Davalı idare savunmasında, dava konusu uygulama işleminin, 88/2 sayılı

tebliğe göre değil, 86/2 sayılı tebliğin 87/14 sayılı tebliği ile de-

ğişik 8.maddesi uyarınca tesis edildiğini belirtmesi nedeniyle, davacı

nın 88/2 sayılı tebliğin 16.maddesinin iptalini istemekte menfaati bu-

lunmamaktadır.

Davanın, davacıdan ek prim tahsil edilmesine ilişkin işleme yönelik

kısmına gelince;

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının "Piyasaların denetimi ve dış ticare-

tin düzenlenmesi" başlığını taşıyan 167.maddesi son fıkrası:

"Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi ama

cıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve

benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koyma ve bunları

kaldırmaya Bakanlar Kuruluna yetki verebilir" hükmünü taşımaktadır.

Madde gerekçesine göre, piyasaların bu şekilde denetlenmesine Anayasal

bir zorunluluk getirilmiş ve rekabetin ortadan kalktığı, tekellerin ,

kartellerin fiyatları oluşturduğu bir toplum olmanın sakıncaları önle-

nilmek istenilmiştir.

15.2.1984 günlü, 18313 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2976 sayılı

"Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun"un "Amaç ve Kapsam" başlı-

ğındaki 1.maddesi:

"Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi ama

cıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve

benzeri yükümlülükler konulması ve kaldırılması, bu yükümlülüklere

ilişkin esasların tesbit edilmesi ve oluşan fonların kullanılması bu

kanun hükümlerine göre yürütülür" hükmünü içermekte, 2.maddesi ile de

Bakanlar Kurulunun bu Kanun kapsamındaki konularda düzenlemeler yapma-

ya yetkili olduğu belirtilmektedir.

Adı geçen Yasanın "Ek Mali Yükümlülükler" başlığındaki 3.maddeside:

"İthalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali

yükümlülüklerin nev'i, miktarı, tahsili, takibi, iadesi gerektiğinde

bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esas

ları Bakanlar Kurulu gösterilir.

Ek Mali yükümlülüklerin tahsiline 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tah-

sil Usulü Hakkında Kanun uygulanır" hükmünü getirmiştir.

Dava konusu olaya gelince, davacının bedelsiz ithalat yoluyla yurda ge

tirdiği otomobilin ithali, söz konusu aracın motor hacminin 86/2 sayı-

lı tebliğin değişik 8.maddesinde öngörülen motor hacmini geçmesi nede-

niyle, ancak Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca düzenle

nen 86/2 sayılı tebliğin 16.maddesinde yer alan ve "Bu Tebliğle kabul

edilen haller dışında kalan bedelsiz ithal taleplerini inceleyerek,

prim tahsili suretiyle istisnai olarak bedelsiz ithal izni vermeye Baş

bakanlık Hazine ve Dış ticaret Müsteşarlığı yetkilidir" kuralı uyarın-

ca, ek prim ödemesiyle mümkün olduğundan, söz konusu ek primin davacı

açısında mali yükümlülük olduğu tartışmasızdır.

Ancak, anılan yasal düzenleme karşısında, dış ticaret işlemleri üzerin

de Bakanlar Kurulu dışında başka bir idari merci tarafından ek mali yü

kümlülük konulması, Bakanlar Kurulu'nun söz konusu yetkisini başka bir

mercie devretmesi olanaksız bulunmaktadır.

Bu durumda, 86/2 sayılı Tebliğin 16.maddesinin yetki yönünden mevzuata

aykırılığı açıktır.

2577 sayılı Kanunun 7.maddesi son cümlesinde düzenleyici işlemin iptal

edilmemiş olmasının, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olma

yacağı hükme bağlanmıştır.

Hal böyle olunca, yetkisiz bir idari merci tarafından yapılan düzenle-

meye dayalı olarak tesis edilen işlemde isabet bulunmamakla, bu işlem

nedeniyle tahsil edilen primin de davacıya iadesi gerekir.

Öte yandan davacı, tahsil edilen ek primin iadesinin yanı sıra, markın

ulaşacağı değer itibariyle prim tahsil tarihi ile iade edildiği tarih

arası farkın tazminini istemekte ise de; bu husus kurulumuzca idarenin

tazmin sorumluluğunu gerektirir nitelikte değerlendirilmemiştir.

Ayrıca, Dairemizce, davacıya iade edilmesi öngörülen ek prim tutarına

%30 yasal faiz yürütülmesi gerektiği kabul edilmiş olmakla birlikte,

davacının yasal faiz oranı %30 ile uygulanan yüksek faiz arasındaki

farkın tahsiline hükmedilmesi yolundaki istemi, söz konusu fark, idare

nin tazmin sorumluluğunu gerektirir nitelikte değerlendirilmediğinden

yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davanın, 88/2 sayılı Bedelsiz İthalat Tebliğinin

16.maddesinin iptaline yönelik kısmının, davacının bu tebliğin iptali-

de menfaati bulunmamakla ehliyet yönünden reddine, 86/2 sayılı tebliğ

uyarınca tesis edilen uygulama işleminin ise iptaline, tahsil edilen

ek primin, tahsil tarihinden itibaren işletilecek %30 yasal faiziyle

birlikte davacıya iadesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar

verildi.

 

(DAN-DER; SAYI:80)

 

BŞ/SE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Özeti

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.4.1973 günlü ve E:1972/2

K:1973/10 sayılı kararına göre,bir para karşılığı makbuz düzenlenmesinin kesin idari işlem olduğu ve makbuz karşılığı ödeme yapılmasının tebliğ sayılacağı hk.[68]

 

Türk'le evli yabancı olan davacıdan, bedelsiz ithal yoluyla yurda ge-

tirdiği otomobilin ithali için, 15.500 DM.karşılığı ek prim tahsil

edilmiş davada bu işlem ile dayanağı tebliğin iptaline, tahsil edilen

ek primin iadesine ve bu işlem nedeniyle uğranılan zararın tazminine

hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı Kanunun 7.maddesinde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde

dava açma süresinin 60 gün olduğu belirtilmiş, 12.maddesinde de; ilgi-

lilerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve

idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya ip

tal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri hükme bağlanmış-

tır.

Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, davacının dava konusu yaptığı ek

primleri, ... ve .... günlü makbuzlarla ödediği, böylece uyuşmazlık ko

nusu primle ilgili olarak kesin işlem tesis ve tebliğ edildiği anlaşıl

maktadır. Çünkü, 14.4.1973 günlü ve E:1972/2, K:1973/10 sayılı Danış-

tay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; bir para karşılığında makbuz

düzenlenmesi kesin idari işlemdir ve makbuz karşılığı ödeme yapılması

tebliğ sayılır.

Bu durumda, 17.12.1987 ve 14.3.1988 tarihli makbuz karşılığı ödeme ya-

pılmak suretiyle tebliğ edilen idari işlemlere karşı, bu tarihlerden

itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten

sonra 16.5.1988 günü açılan bu davanın süre aşımı nedeniyle esasını in

celeme olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın süre yönünden reddine karar verildi.

 

(DAN-DER;SAYI:78-79) BŞ/YÖ

 

 

Karar Özeti

1- Futbol Federasyonunca çıkarılıp ülke çapında uygulanan düzenleyici işlem niteliğindeki türkiye ligleri statüsünün bir hükmünün uygulama işlemiyle birlikte iptalı istemine yönelik davanın, ilk derece mahkeme si olarak danıştay'da çözümleneceği;

2- Düzenleyici işlemlere karşı uygulama işlemı üzerine açılan davada,

dava açma süresinin, uygulama işleminin tebliğ tarihi başlangıç alınıp

hesaplanacağı;

3- Profesyonel kulüp sayısını belirleme konusunda yasayla yetkili kı-

lınan idarenin, çıkarttığı türkiye ligleri statüsünde, ikinci ligden

düşen futbol takımlarının profesyonel faaliyetine son verilmesi kura-

lına yer vermesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı hk.[69]

 

2575 Sayılı Danıştay Kanununun 24.maddesinde, Danıştay'ın ilk derece

mahkemesi olarak bakacağı davalar tek tek sayılmış olup, söz konusu

maddenin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca 1982-1983 Türkiye Ligleri

Statüsü kamu kuruluşu olan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Futbol Fe-

derasyonunca çıkarılıp ülke çapında uygulanan düzenleyici işlem nite-

liğinde bulunduğundan statünün bir hükmünün, bu hükme dayalı uygulama

işleminin iptaline yönelik bu davanın da ilk derece mahkemesi olarak

Danıştay'da görülecek davalardan olduğu tartışmasızdır.

Öte yandan, 25 Temmuz 1982 günlü Resmi Gazetede yayınlanan dava konusu

statü hükmüne karşı uygulama işlemi üzerine gelindiği açık bulunduğun-

dan ve iptali istenilen statü hükmü sonuçlarını 1982-1983 lig sezonu-

nun sonu olan Haziran ayında meydana getirdiği dava dilekçesi ve savun

ma ve eklerinin incelenmesinden anlaşıldığından, yine Haziran ayı için

de açılan dava da 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.madde-

sinin 4.fıkrasına göre süresinde açılmıştır.

Bu durum karşısında davalı idarenin göreve ve süreye ilişkin itirazla-

rı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi;

Dava, Profesyonel Futbol Yönetmeliğinin 51 ve 52.maddelerine ilişkin

olarak Futbol Federasyonunca düzenlenip yürürlüğe giren 1982-1983 dö-

nemi Türkiye Profesyonel Futbol Ligleri Statüsünün 5.maddesinin (b)

fıkrasındaki "tenzil edilen 20 futbol takımının faaliyeti futbol fede-

rasyonu tarafından iptal edilir." hükmü ile bu hüküm uyarınca davacı

kulübün futbol takımının sezon bitiminde ikinci ligden düşmesi nedeniy

le profesyonel faaliyetine son verilmesine dair Beden Terbiyesi Genel

Müdürlüğü Futbol Federasyonu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanununun 1.maddesi yurttaşın fizik ve mo-

ral kabiliyetlerinin ulusal ve inkilapçı amaçlara göre gelişimini sağ-

layan oyun, jimnastik ve spor faaliyetlerini sevk ve idare etmek ama-

cıyla en son olarak Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlanan, tüzel kişi-

liğe haiz bir Beden Terbiyesi Genel direktörlüğünün kurulmuş olduğunu

hükme bağlarken ülkemizde spor faaliyetlerinin sevk ve idaresinin Dev-

let'e ait olduğunu açıkça vurgulamaktadır. Çeşitli dallardaki spor

faaliyetlerinin bu Genel Müdürlüğe bağlı Federasyonlarca yürütülmekte

olduğu da bilinen bir gerçektir. Yine 3530 sayılı yasanın 9.maddesinde

yer alan hüküm gereğince spor faaliyetlerinin bağlı olduğu kurallar da

Genel Müdürlük Merkez Danışma Kurulunca hazırlanan ve Gençlik ve Spor

Bakanlığınca onaylanan yönetmelikler ile düzenlenmektedir.

Öte yandan, Türkiye'de futbol faaliyetlerinin amatör ve profesyonel ol

mak üzere iki ayrı statü içinde meydana geldiği ihtilafsızdır. Asıl ga

yesi gençliğin ruh ve beden sağlığını geliştirmek olan futbol faaliyet

leri içinde profesyonellik istisnai bir nitelik taşımakta ve profesyo-

nel takım kuran kulüplerle profesyonel futbolcular, kulüp ve şahıslar-

la Futbol Federasyonu arasındaki ilişkiler, "Profesyonel Futbol Yönet-

meliği" adını taşıyan ayrı ve özel bir yönetmelikle düzenlenmiş bulun-

maktadır. Nitekim Yönetmeliğin en son şekliyle "amaç ve kapsam" başlı-

ğını taşıyan 1.maddesi "Bu Yönetmelik, Kulüplerin Profesyonel takım ku

rabilmelerini, futbolun geliştirilmesini sağlamak ve profesyonelliğin

esaslarını belirlemek amacı ile düzenlenmiştir." hükmüne yer vermiş-

tir.

Yine aynı Yönetmeliğin "Ligler ve Fikstür" başlıklı 51.maddeesinde,

"Türkiye Profesyonel liglerinin adet ve hangi takımlardan teşekkül

edeceğinin Futbol Federasyonunca tesbit edileceği ve muhtelif bölgeler

deki profesyonel takımların adedi profesyonel lig teşkil edecek miktar

da bulunmaz ise veya sair sebeblerden lig teşkili mümkün olmazsa, bu

profesyonel takımların kendi bölgelerindeki amatör liglerde oynamaları

na futbol federasyonunca müsaade edilebileceği, ayrıca profesyonel ta-

kımların alacağı derecelerin futbol federasyonunca verileceği ve trans

fer ayından evvel ilan ve ilgililere bildirilecek karara göre değerlen

dirileceği, fikstürlerin tanzimi ile sonuçlarının ilanın da futbol

federasyonuna ait olduğu hükme bağlandıktan sonra "kümeler ve gruplar"

başlığını taşıyan 52.maddesinde de, "futbol federasyonu lüzum gördüğü

takdirde, profesyonel takımların kuvvet ve deplasman yönünü gözönünde

tutarak kümelere ve icabında gruplara ayırabilir. Kümelerde ve kümele-

re dahil gruplarda takım adetlerinde arttırma ve eksiltme yapabilir.

Federasyon kümeler ve gruplar arasındaki terfi tenzil esaslarını tayi-

ne, düşecek ve yükselecek takım adedini tespite yetkilidir. Federasyo-

nun alacağı kararlar en geç müsabakaların başlamasından 15 gün evvel

bölgelere ve kulüplere duyurulur ve ilan tarihinden itibaren geçerli

olmak üzere Resmi Gazete'de yayımlanır" hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, 1982-1983 futbol sezonunda, aynı yı-

lın ligler statüsünün 2.maddesi ile 5.maddesinin (b) fıkrasının ilk

cümlesiyle getirilen düzenleme gereği olarak A,B,C,D, şeklinde 16 şar

takımdan 4 grupta toplanan ikinci ligden 12,13,14,15 ve 16.dereceleri

alan (son beş takım) toplam 20 takım otomatik olarak tenzil edileceğin

den, grubunda belirtilen derecelerden birini alan davacı kulübün de i-

kinci ligden düştüğü ve o yılki ligler statüsünde 3.küme yer almadığın

dan, bölgelerindeki 1.amatör küme müsabakalarına katılma hakkı verildi

ği, bu davaya konu ligler statüsünün 5.maddesinin (b) fıkrasının ikin-

ci cümlesinde yer alan hüküm uyarınca da içlerinde davacı kulubün de

olduğu tenzil edilen toplam 20 takımın da bu ligden düşmüş olmaları ne

deniyle profesyonel faaliyetlerinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekilince Profesyonel Futbol Yönetmeliğinin 52.maddesi ile fut-

bol federasyonuna Türkiye Profesyonel Liginde yer alan takımların pro-

fesyonelliklerini iptal yetkisi tanınmadığı, aynı yönetmeliğin değişik

3.maddesinde profesyonel takım kurulabilmesi için aranması gerekli ko-

şulların tek tek sayıldığı, bu koşullardan birinin kaybedilmesi hali

gerçekleşmeden ve 4.maddenin son fıkrasında yer alan kulubün profesyo-

nel faaliyetinin iptal edilmesini gerektiren hal mevcut olmadan ve bu

konuda düzenleme getiren yönetmelik hükümleri değiştirilmedikçe profes

yonelliğin kaybı sonuçunu doğuracak dava konusu statü hükmünün ve uygu

lama işleminin yetkisizlikle ve sakat bulunduğu öne sürülmektedir.

Gerçekten olayda, söz konusu niteliğin kaybını gerektiren durumların

gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Ancak, profesyonel kulüp sayısını be-

lirlemek ve bu sayıyı azaltmak, çoğaltmak suretiyle değiştirmek sonucu

nu doğuracak kararlar alma ve bu hali uygulamaya koyma yolunda işlem-

ler yapmak yetkisi davalı Genel Müdürlüğe yönetmelik hükümleri ile a-

çıkca verilmemiş olmakla beraber bu yetki 3530 sayılı kuruluş Kanunu-

nun 1.maddesi ile idareye verilen görev ve yetkiler ile ilgili federas

yona yüklenen sorumluluklar içinde esasen var olduğundan ve kanunla i-

dareye tanınan görev ve yetkinin yönetmelikte tekrar edilmemiş olması

hali dava konusu statü hükmünü yetki yönünden sakatlamıyacağı gibi da-

va konusu olaydaki şekilde bu yetkinin kullanılmasında da ilgili yasa

ve yönetmeliğin yukarıda Özeti yazılı maddelerinin düzenleme tarzına

aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yoldaki iddi

ası yerinde görülmemiştir.

Öte yandan profesyonel takım sayısını azaltma yolundaki statü hükmünün

bu nitelikteki takımların diğer ülkelerdeki sayısı ile ülkemizdeki sa-

yısı karşılaştırılarak, 4. beş yıllık kalkınma planında yer alan tavsi

ye hükmü uyarınca ve ülkemizde sporun gelişmesi ve kalkınması amacına

yönelik olarak, ülkemizin özellik gösteren cografi durumu ve iklim

şartları karşısında profesyonel takım sayısının çokluğunun beraberinde

getirdiği sakıncalar gözönünde tutularak ve ayrıca hangi takımların

bir azaltmaya tabi tutulması gerektiği konusundaki objektif ölçüm ve

değerlendirme ilkelerine tamamen uygun olarak düzenlendiği ve yapılan

düzenlemenin de objektif ve tarafsız olarak uygulamaya konulduğu dava

dosyasının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı vekili-

nin diğer iddiaları da dava konusu statü hükmünün iptalini haklı kıla-

cak nitelikte olmadığı gibi uygulama işleminde de bu statü hükmüne uy-

mayan bir yön bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine

karar verildi.

AYRIŞIK OY:

Profesyonel Futbol Yönetmeliğinin değişik 3.maddesinde profesyonel ta-

kım kurma isteğinde bulunan kuluplerin yerine getirmesi gereken koşul-

lar tek tek sayılmıştır.

Adı geçen yönetmeliğin değişik 3.maddesinin son bendinde, profesyonel

takım kurulduktan sonra, profesyonel takım kurma için aranan koşullar-

dan herhangi birinin kaybedilmesi ve anılan yönetmeliğin 4.maddesinde

belirtildiği şekilde profesyonel futbol takımı kuran kulübün 3.maddeye

göre teşkil edeceği genç takımın federasyonunca düzenlenecek müsabaka-

lara katılmamakta direnmesi halinde kulübün profesyonel faaliyetinin

futbol federasyonunca iptal edileceği hükümlerine yer verilmiştir.

25.7.1982 tarih ve 17762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve iptali

istenen Türkiye Ligleri Statüsünün ve buna dayanan işlemin dayanağını

profesyonel futbol yönetmeliğinin 52.maddesi teşkil etmektedir.

Anılan 52.madde, "futbol federasyonu luzüm gördüğü takdirde profesyo-

nel takımların kuvvet ve deplasman yönünü gözönünde tutarak kümelere

ve icabında gruplara ayırabilir. Kümelerde veya kümelere dahil gruplar

da takım adetlerinde arttırma ve eksiltme yapabilir. Federasyon küme-

ler ve gruplar arasındaki terfi ve tenzil esaslarını tayine, düşecek

ve yükselecek takım adedini tesbite yetkilidir. Federasyonun alacağı

kararlar en geç müsabakaların başlamasından 15 gün evvel ilgili bölge-

lere ve kulüplere duyurulur ve ilan tarihinden itibaren geçerli olmak

üzere Resmi Gazetede yayımlanır." hükmünü içermektedir.

Söz konusu maddede, Türkiye ikinci liginden düşen takımların profesyo-

nel faaliyetlerinin futbol federasyonunca iptal edileceğine ilişkin

bir hükme yer verilmemiştir.

1982-1983 Türkiye ikinci lig müsabakaları sonunda ikinci ligten düşen

davacı takımın Profesyonel Futbol Yönetmeliğinin değişik 3.maddesinde

aranan koşulları kaybettiğine ve anılan yönetmeliğin 4.maddesindeki

koşulun gerçekleştiğine ilişkin bir savunma davalı idarece ileri sürül

mediği gibi bu konuda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle Profesyonel Futbol Yönetmeliği hükümlerine uygun

bulunmayan dava konusu işlemlerin iptali gerektiği görüşü ile çoğunlu-

ğun aksi yoldaki kararına katılmıyorum.

 

(DAN-DER, SAYI:56-57)

(MS/MÜ)

 

 

 

 

Karar Özeti

Yükümlü tarafından ödeme emrine ilişkin tebliğ alındısındakı imzanın kendisine ait olmadiğı ileri sürüldüğünden, tebliğin usulüne uygun olup olmadığı ve söz konusu imzanın yükümlüye ait olup olmadığı araştırılmadan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinde isabet görülmediği hk.[70]

 

Temyiz İsteminde Bulunan : ?

Karşı Taraf : ? Vergi Dairesi Müdürlüğü

İstemin Özeti : Yükümlü adına Ağustos-Aralık/1996 ve Ocak/1997 dönemlerine ait cezalı katma değer vergileri ile hesaplanan gecikme zammının tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında aynı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 ve vergi mahkemesinde 30 gün olduğunun kurala bağlandığı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hükmüne yer verildiği, dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emirlerinin 17.1.1999 tarihinde tebliğ edildiği ileri sürülmekte ise de, savunma ve eki belgelerden söz konusu ödeme emirlerinin posta yoluyla 16.8.1999 ve 10.12.1999 tarihlerinde bizzat yükümlüye tebliğ edildiği, 17.1.1999 tarihli tebligatın ise yükümlünün muhasebecisinin başvurusu üzerine sözkonusu ödeme emirlerinde yazılı borçların dökümlerinin alınması ile ilgili olduğunun anlaşıldığı, bu durumda, 16.8.1999 ve 10.12.1999 tarihlerinde tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı 7 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 14.2.2000 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava açıldığından süreaşımı bulunduğu gerekçesiyle reddeden ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı kararının; ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındılarındaki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Tetkik Hakimi Aydemir Saydan'ın Düşüncesi : Olayda, dava konusu ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin tebliğ alındılarında bulunan imzanın yükümlü tarafından kendisine ait olmadığı ileri sürüldüğünden bu hususun araştırılması sonucu karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davayı reddeden vergi mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlıkta; yükümlü adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı süreaşımı yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, aynı Kanunun 58. maddesinde kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 94. maddesinin 1. fıkrasında tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, aynı maddeye 2365 sayılı Kanunun 18. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında tebliğin, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı belirtilmiştir.

Yükümlü tarafından adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davanın, vergi mahkemesi tarafından, sözkonusu ödeme emirlerinin yükümlüye 16.8.1999 ve 10.12.1999 tarihlerinde tebliğ edildiği halde 7 günlük dava açma süresi geçirilerek 14.2.2000 tarihinde açıldığı gerekçesiyle süreaşımı nedeniyle reddedildiği anlaşılmıştır.

Yükümlü ise temyiz dilekçesinde ödeme emirlerinin kendisine tebliğ edilmediğini ve alındılardaki imzanın kendisine ait olmadığnı ileri sürmekte olup yukarıda açıklanan Kanun hükümlerine göre tebliğ mükellefe yapılacağından yükümlünün ödeme emirlerinin kendisine tebliğ edilmediği iddiasının araştırılması bakımından ödeme emirlerine ait tebliğ alındılarındaki imzanın yükümlüye ait olup olmadığı hususunun tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu durumda vergi mahkemesince tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözönüne alınmaksızın davanın süreaşımı yönünden reddedilmesinde isabet bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı kararının bozulmasına 21.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

(DAN-KAR-DER; SAYI:5)

 

 

 

 







Yeni Sayfa 1





belediyelerin "imar", "ımar" ve "imar
hukuku", "ımar hukuku", "kaçak yapı", imar planı", "arazi ve arsa düzenlemesi",
"imar para

cezaları", "imar kirliliği suçları", "idare hukuku", "idari yargılama usulü" ve
her türlü imar sorunlarına çözüm getirecek olan "imar hukukcusu" ve "ımar
hukukçusu".












imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-10-08 (2138 okuma)

[ Geri Dön ]