imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 6
imar hukuku



2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 6


Yeni Sayfa 2

Karar Özeti

İptali istenilen düzenlemeden davacının önceden yaptığı başvurular nedeniyle bilgisinin bulunduğunun kabulü zorunlu olduğundan sonradan yapılan başvuru üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği hk.[51]

 

Davacı : ...

Vekili : Av. ...

Davalı : Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

İstemin Özeti : Özel ve tüzel müteahhitlerden Ticaret Odası kayıt belgesi istenmesinin zorunlu olduğunu bildiren ... tarih ve ... sayılı işlem ile dayanağı 28.3.1981 tarih ve 17293 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Katılma Yönetmeliği'nin Müteahhitlik Karnesi Almak İçin Başvurma başlıklı 10. maddesinin 2.3.1995 tarih ve 22228 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişik (k) bendinde yeralan "Ticaret ve Sanayi Odası" ibaresinin iptali istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Yunus Çetin

Düşüncesi : 2.3.1995 tarih ve 22228 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu düzenlemeden davacının en geç ... tarihinde yaptığı başvurudan dolayı bilgisinin bulunduğunun kabulüyle ...'te açılan davada süreaşımı bulunduğundan işin esasına girilmeden davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14.maddesi uyarınca gereği görüşüldü :

Dava; Özel ve tüzel müteahhitlerden Ticaret Odası kayıt belgesi istenmesinin zorunlu olduğunu bildiren ...ve ... sayılı işlem ile dayanağı 28.3.1981 tarih ve 17293 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Katılma Yönetmeliği'nin Müteahhitlik Karnesi Almak İçin Başvurma başlıklı 10. maddesinin 2.3.1995 tarih ve 22228 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişik (k) bendinde yeralan "Ticaret ve Sanayi Odası" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiş, aynı Kanunun 11. maddesinde ise; ilgiler tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvuru tarihine kadar geçmiş süreninde hesaba katılacağı hüküm altına alınmıştır.

İdari yargılama usulünde, yazılı bildirimin esas olacağına ilişkin kural, yönetilenlere menfaatlerini ihlal eden nitelikteki işlemlerin idare tarafından açık ve anlaşılabilir bir biçimde duyurularak bir yandan onlara bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmaları konusunda inceleme ve düşünme imkanı sağlamak, öte yandan gereksiz, müphem ve mükerrer başvurulara meydan vermemek amacını taşımaktadır. Ancak bu kural, uyuşmazlıkta, uygulamayı, uygulamanın sonuçlarını, dosyada mevcut bilgi ve belgeleri, dava konusu işlemin ve bununla ilgili diğer işlemlerin özelliğinin değerlendirilerek bunların yazılı bildirime karine olarak alınmasına ve belli bir tarihin yazılı bildirimin yapıldığı en son tarih olarak kabul edilmesine engel değildir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının, Bayındırlık ve İskan Bakanlığına yaptığı ... tarih ve ... sayılı başvurusuyla, ..., ... ve ... tarihli başvurularından ve buna verilen cevaplardan bahsederek, 5590 sayılı Kanunla kurulu bulunan sanayi ve ticaret odalarına kayıtlı gerçek ve tüzel kişi müteahhit firmaların yanı sıra 507 sayılı Kanun gereğince kurulan esnaf ve sanatkar odalarına kayıtlı gerçek kişi müteahhitlerin de bulunduğu, bu nedenle Yapı Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Katılma Yönetmeliğinde ilgili esnaf ve sanatkarların mağduriyetlerini giderici yönde düzenlemeler yapılmasını istediği, aynı nitelikte yaptığı ... tarihli başvurusunun ...03 tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine anılan işlemin ve düzenlemenin iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmış olup, 2.3.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu düzenlemeyi davacının en geç ... tarihinde yaptığı başvuru tarihinde öğrendiğinin kabulü zorunlu olduğundan bu başvuru tarihinden itibaren yukarıda yazılı mevzuat hükmü uyarınca süresi içerisinde dava açılması gerekirken bu süreler geçirildikten ... tarihli başvuruya verilen cevap üzerine ... te açılan davanın süreaşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, süre aşımı nedeniyle davanın reddine, 15.10.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

DAN-KAR-DER ; SAYI:3

BŞ/ÖEK

 

 

 

 

Karar Özeti

Yurt dışında bulunan ve askerlik için başvurusu bulunmayan davacının adresinin tespit edilememesi nedeniyle ilanen yapılan çağrı üzerine yurda dönmemesi nedeniyle türk vatandaşlığından çıkarılmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı hk.[52]

 

Davacı : ...

Vekili : Av. ...

Davalı : Başbakanlık

İstemin Özeti : 7.4.1999 tarih ve 23659 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 11.3.1999 tarih ve 99/12588 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki II. Sayılı Listenin 451 sırasında yer alan hükmün, askerlik şubesine başvurması gerektiği yolundaki yazının kendisine ulaştırılmadığı, oturma izni aldıktan sonra süresi içerisinde bedelli askerlik için başvuruda bulunduğu, tekrar vatandaşlığa alınması için yaptığı başvuruya cevap verilmediği, vatansız olduğu iddialarıyla iptali istenilmektedir.

Savunmasının Özeti : Usul yönünden, davanın süre yönünden reddi gerektiği, esas; yönünden davacının 17.8.1989 da askerlik yoklamasının yapıldığı, 1995 yılına kadar askerlik için bir başvurusu bulunmaması nedeniyle İlçe Emniyet Müdürlüğünce yapılan araştırma sonucu yoklama kaçağı olduğu, yurt dışında bulunduğu ancak adresinin saptanamadığı, 28.8.1996'da Resmi Gazetede ilan yapıldığı, yurda dönmemesi üzerine 10.12.1996'da vatandaşlığın kaybının İçişleri Bakanlığına teklif edildiği, İçişleri Bakanlığınca yeniden yapılan araştırma sırasında kayıtlı olduğu ilçe askerlik şubesince yoklama kaçağı olduğunun bildirilmesi nedeniyle Bakanlar Kuruluna teklifte bulunulduğu, dava konusu karar ile vatandaşlığın kaybettirildiği, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

D.Tetkik Hakimi : Elmas Mucukgil

Düşüncesi : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49 uncu maddesi 4 üncü fıkrası hükmü uyarınca bozma kararına uyulmak suretiyle davacının bilinen adresinde yapılan inceleme sonucunda yurt dışında olduğunun tesbit edilmesine karşın herhangi bir adres saptanamadığından Resmi Gazetede yapılan ilan üzerine süresinde yurda dönmeyen davacı için tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Emin Celalettin Özkan

Düşüncesi : Dava, 7.4.1999 tarih ve 23659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, ... tarih ve ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki II sayılı listenin 451. sırasında yer alan, davacının Türk Vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; yoklama kaçağı durumunda bulunan ve yapılan araştırmalarda yurtdışında olduğu saptanan davacının, üç aylık süre içinde yurda dönerek askerlik görevini yapmak üzere ilgili mercilere başvurması gerektiğinin 28.8.1996 tarih ve 22741 sayılı Resmi Gazete'de ilan edildiği, bu ilana rağmen yurda dönmediği, Milli Savunma Bakanlığınca Türk Vatandaşlığının kaybı işlemine tabi tutulmasının İçişleri Bakanlığına önerilmesi üzerine davacı hakkında tekrar araştırma yapıldığı, ... Askerlik Şubesi Başkanlığınca yapılan yazışmalar üzerine de dava konusu işlemin tesis olunduğu anlaşılmaktadır.

Bu haliyle, muvazzaf askerlik görevini yapmak üzere üç ay içinde yurda dönmesi, aksi halde vatandaşlığının kaybettirileceği yolunda Resmi Gazete'de yapılan ilana rağmen yurda dönmeyen davacının Türk Vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin işlemde 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'na aykırılık bulunmamaktadır.

Belirtilen nedenle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun ... tarih ve ..., sayılı bozma kararına uyularak dosyanın esası incelenip karar verilmek üzere gereği düşünüldü:

Dava, 7.4.1999 tarih ve 23659 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 11.3.1999 tarih ve 99/12588 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki II. Sayılı Listenin 451 nci sırasında yer alan hükmün iptali istemiyle açılmıştır.

403 sayılı yasanın 45 inci maddesinde, adresi bilinmeyen bir kişi hakkında vatandaşlığın kaybettirilmesine ilişkin işlem tesis edildiği takdirde ilgiliye bu işlemin Resmi Gazete yayın tarihinden itibaren bir yıl sonra tebliğ edilmiş sayılacağı hükmüne yer verilmiş bulunmakla birlikte davacının 1.3.2000 günlü dilekçesinde vatandaşlığı kaybettiğini öğrenmiş olduğunu beyan etmesine karşın tesis edilen işlem 7.4.1999 günlü 23659 sayılı Resmi Gazetede yayınlandığından anılan 45 nci madde hükmü uyarınca ilgilinin bu işlemi 7.5.2000 gününde tebliğ etmiş sayılacağı ve 2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesi uyarınca bu günden itibaren 60 gün içinde dava açılabileceğinden, 24.5.2000 gününde açılan dava süresinde olup davacının süre defii yerinde görülmemiştir.

403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25 nci maddesi "4" fıkrasında, Yurt dışında bulunup da muvazzaf askerlik görevini yapmak veya Türkiye'de savaş ilanı üzerine, yurt dışında bulunup da yurt savunmasına katılmak için yetkili kılınmış makamlar tarafından usulen yapılacak çağrıya mazeretsiz olarak üç ay içinde icabet etmiyenlerin Türk vatandaşlığını kaybettiklerine Bakanlar Kurulu tarafından karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.

... İli nüfusuna kayıtlı olan davacının ... Askerlik Şubesince 17.8.1989 tarihinde son askerlik yoklaması yapılarak askerliğe elverişli olduğunun belirlendiği, davacının 1995 yılına kadar askerlik yapmak istemiyle herhangi bir başvuruda bulunmaması üzerine Bornova Kaymakamlığı Emniyet Müdürlüğünce yapılan araştırma sonucunda davacının gösterdiği adreste babasına ulaşıldığı, yurt dışında olduğu 4 yıldır evine gelmediği, nerede olduğunu bilmediği yolundaki babasının beyanı üzerine, yoklama kaçağı olan davacının yurda dönmesi için 28.8.1996 tarih ve 22741 sayılı Resmi Gazetede ilan yapıldığı, ilan üzerine de yurda dönmemesi nedeniyle Milli Savunma Bakanlığının 10.12.1996 tarih ve 12432 sayılı yazısı ile Türk Vatandaşlığının kaybettirilmesinin İçişleri Bakanlığına teklif edildiği, İçişleri Bakanlığı tarafından davacının nüfusuna kayıtlı olduğu ...'dan kaydı istenilerek tekrar soruşturma yaptırıldığı ancak ... Askerlik Şubesi Başkanlığı'nın 2.12.1997 tarihli yazısıyla davacının yoklama kacağı olduğunun bildirilmesi ve yurda dönmediğinin saptanması üzerine Türk Vatandaşlığının kaybettirilmesi için Bakanlar Kuruluna teklifte bulunulduğu ve 403 sayılı Yasanın 25 nci maddesi "4" fıkrası uyarınca dava konusu karar ile Türk vatandaşlığının kaybettirildiği anlaşılmıştır.

 

Usulen yapılacak çağrı"nın ne şekilde olacağı konusunda 403 sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte, bu kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin (c) bendinde, usulen yapılacak çağrının Türk kanunları ile ilgilinin oturduğu yabancı memleket mevzuatının tesbit ettiği şekillerde düşünüleceği belirtilmiştir.

Yine Tebligat Kanununun 25 nci maddesinin son fıkrasında, kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk Vatandaşı olduğu takdirde tebliğin o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabileceği hükme bağlanmıştır. Tebligat Nizamnamesinin 36,.46 ncı maddelerinde ise yabancı memlekette yapılacak tebligatın esasları düzenlenmiştir.

Aktarılan düzenleme karşısında, askerlik görevini yapmak için üç ay içerisinde Yurda dönmesi gerektiği yolunda yapılacak çağrının, ilgilinin Türk vatandaşlığını kaybetmesi gibi ağır sonuçlar doğurması karşısında, öncelikle kişinin bilinen adreslerinde tebliğ edilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Ancak dosyada mevcut bilgi belgenin incelenmesinden, davacının bilinen adresine gidildiğinde ailesinin ikamet ettiği ancak babasının ifadesinden anlaşılacağı üzere davacı hakkında nerede bulunduğu ve adresi konusunda bir bilgiye ulaşılamadığı ve 23.11.1999 tarihine kadar askerliğinin tecil edilmesi amacıyla herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, ancak bu tarihten sonra 1.3.2000 tarihinde Askerlik Şubesini arayıp başvurusunun sonucunu sorduğunda vatandaşlığı kaybettiğini öğrendiği görülmektedir.

Bu durumda, davacının bilinen adreslerinde yapılan inceleme sonucunda, yurt dışında olduğunun saptanmasına karşın herhangi bir adres tesbit edilememesi nedeniyle Resmi Gazetede yapılan ilan sonrasında tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine 6.2.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

(DAN-KAR-DER; SAYI:1) BŞ/ŞGK

 

 

 

 

Karar Özeti

Özet: Rekabet Kurulu kararına yapılan itirazı 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca dava açma süresini durdurur nitelikte bir başvuru olarak değerlendirme olanağı bulunmadığı hk.[53]

 

Davacı : ...İletişimi Hizmetleri A.Ş.

Vekilleri : Av. ..., Av. ..., Av. ...

Davalı : Rekabet Kurumu,

Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Rekabet Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Usul yönünden; dava konusu işlemin 60 günlük yasal dava açma süresi geçirildikten sonra açıldığı, esas yönünden; dava konusu kararın, kurum elemanlarının inceleme yapmalarına engel olunması sonucu verildiği, 4054 sayılı Yasanın 16/b maddesi uyarınca verilen para cezasının kurul kararı ile kaldırıldığı, bu kısmın konusuz kaldığı, iletişim şirketinin genel müdürünün bilgisayar şifresini temin edememesinde fiili imkansızlıktan sözedilemeyeceği, işyerlerindeki odalar, bilgisayar gibi işle ilgili aletlerin özel amaçlı kullanılamayacağı, Kanundan doğan yetkilerini kullanan kamu görevlisine engel olunamayacağı, mevcut durumun incelenmesinin esas olduğu, çok kısa sürede maddi gerçeklikten uzaklaşılmasının mümkün olduğu, süreli para cezasının gereğinin yerine getirilmediği, davacıya para cezası uygulanmasının kanuni bir zorunluluk olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

D.Tetkik Hakimi : Elmas Mucukgil

Düşüncesi :. ... Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. ile ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin hakim durumlarını kötüye kullanmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u ihlal ettiklerine ilişkin bazı şirketlerin şikayette bulunmaları üzerine Kurulun telekomünikasyon piyasasında 4054 sayılı Kanun'un ihlal edilip edilmediğini ve soruşturma açılmasına gerek olup olmadığını belirlemek amacıyla verilen önaraştırma yapılması kararları çerçevesinde yetkili raportörler tarafından yerinde inceleme yapmak üzere davacı firmaya gidildiğinde yerinde inceleme yapılmasına izin verilmediği nedeniyle 4054 sayılı Yasanın 16/b ve 17/d maddeleri uyarınca verilen ... tarih ve ... sayılı kararın bu davanın konusunu oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Dosya içinde mevcut bilgi belgelerin incelenmesinden dava konusu işlemin davacıya tebliği üzerine davacı firmanın 22.11.1999 tarihli dilekçe ile itirazda bulunduğu kurul tarafından sözkonusu itiraz, 2577 sayılı Yasanın 11.maddesi kapsamında değerlendirilerek durumun yeniden incelendiği ve, 4054 sayılı Yasanın 16/b maddesi uyarınca verilen cezanın kaldırılması 17/d maddesi uyarınca verilen cezaya yönelik itirazın reddi yolunda ... tarih ve ... sayılı kararın verildiği görülmektedir.

4054 sayılı Yasanın 15.maddesinde, "Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir. Bu amaçla teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin;

a) Defterlerini, her türlü evrak ve belgelerini inceleyebilir ve gerekirse suretlerini alabilir, b) Belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir, c) Teşebbüslerin her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde incelemeler yapabilir.

İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından yapılır. Uzmanlar incelemeye giderken yanlarında incelemenin konusunu, amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösteren bir yetki belgesi bulundururlar." kuralına yer verilmiştir. 16.maddesi "b" fıkrasında, "Kurul kararı ile bilgi isteme veya yerinde inceleme hallerinde eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi halinde para cezası verir", 17.maddesi "d" fıkrasında, 15.madde uyarınca Kurul uzmanlarının yerinde inceleme yapmalarının engellenmesi halinde süreli para cezası verir" kuralı getirilmiştir.

Dosyada mevcut 9.11.1999 tarihli bilgi tutanağından yerinde inceleme yapılmasına olanak tanınmadığı görülmektedir.

Yukarıda anılan madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden amacın, mevcut bilgilere o anda ve mevcut haliyle ulaşmak ve bu bilgiler ışığında bir sonuca ulaşılmasını sağlamak olup, daha sonradan yapılacak incelemeler ile o anki bilgilere ulaşıldığından sözetme imkanı bulunmamaktadır.

Bu durumda yasanın yukarıda yer verilen hükümleri ile ulaşılmak istenilen amacı gözönünde bulundurulduğunda para cezası verilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Emin Celalettin Özkan

Düşüncesi : Dava; Rekabet Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının, davacıya para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu Kararı ile davacı şirket adına düzenlenen maktu para cezası kaldırılmış olduğundan, dava konusu işlemin bu kısmının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

Dava konusu kararın süreli para cezası verilmesine ilişkin kısmına gelince;

Dava konusu kurul kararıyla, ... Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş. (...)'nin hakim durumunu kötüye kullandığı ve ... Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. (...) ile ... Mobil İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin uyumlu eylem içinde bulundukları ve hakim durumlarını kötüye kullandıkları iddialarına ilişkin olarak başlatılan ön araştırmanın engellenmesi nedeniyle, şirketçe engellemeyi sona erdirecek bir inceleme yapılmasını temin edici davet vuku bulmadığı sürece hergün için ... TL süreli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4054 sayılı Yasa'nın ihlal edilip edilmediği ön araştırmanın konusunu oluşturduğuna göre, Kurum raportörlerinin böyle bir incelemenin yapılması konusundaki yetkilerini kullanmalarına izin verilmemesi, bir başka deyişle, 4054 sayılı Yasa'nın Kurum'a yüklediği yükümlülüğün yerine getirilmesinin engellenmesi nedeniyle, şirketce engellemeyi sona erdirecek bir davetin yapılmasına kadar süreli para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Belirtilen nedenle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Dava, Rekabet Kurulu'nun 16.11.1999 tarih ve 569-358 sayılı kararının davacıya para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı Yasanın 7.maddesi 1.fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare mahkemelerinde altmış ve Vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 2 fıkrasında, bu sürelerin; idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı, tarihi izleyen günden başlayacağı, aynı Yasanın 14.maddesinde, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3 ve 5.maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 15.maddenin 1/b fıkrasında da, süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı firmaya dava konusu kurul kararının 19.11.1999 tarihinde tebliğ edildiği, 22.11.1999 tarihinde davacı tarafından itirazda bulunulduğu, 21.12.1999 tarihli kurul kararıyla itirazın kısmen kabulü üzerine 27.1.2000 tarihinde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 55.maddesinde, Kurulun nihai kararlarına, tedbir kararlarına, para cezalarına ve süreli para cezalarına karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren süresi içinde Danıştaya başvurabilecekleri, bu süre içinde yargı yoluna başvurulmazsa kararın kesinleşeceği hükmü yer almıştır.

Yukarıda anılan yasa maddesi ile işlemi tesis eden idarenin bu konudaki yetkisinin mutlak olduğu bu yetkinin kullanılmasına karşı dava yolundan başka başvurulabilecek bir yol tanınmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Dava konusu edilen 16.11.1999 tarihli kurul kararına karşı 22.11.1999 tarihli dilekçeyle itirazen yapılan başvuruyu yukarıda anılan 4054 sayılı Yasa hükmü karşısında 2577 sayılı Yasanın 11.maddesi uyarınca dava açma süresini durdurur nitelikte yapılmış bir başvuru olarak kabul etme olanağı bulunmamaktadır.

Bu durumda davacı firmaya 19.11.1999 tarihinde tebliğ edilen kurul kararına karşı en geç 18.1.2000 tarihinde dava açılması gerekirken 27.1.2000 tarihinde açılan davanın esasının incelenmesi olanaklı değildir.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 15.maddesi 1/b bendi uyarınca davanın süre yönünden reddine, 14.11.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

DAN-KAR-DER; SAYI:1

BŞ/ŞGK

 

 

 

Karar Özeti

Haksız yere gözaltına alınıp yargılandıktan sonra beraat edenlerin açtıkları tazminat davasının 466 sayılı yasanın 1 ve 2. maddeleri gereğince adli yargı yerinde görülmesı gerektiği hk.[54]

 

Temyiz Eden (Davacılar): 1. ... 2. ...

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : İçişleri Bakanlığı

İstemin Özeti : 8.8.1995 tarihinde haklarında yapılan bir ihbar üzerine gözaltına alınarak yurtdışına çıkışları engellenen davacıların, pasaport üzerinde sahtecilik suçundan haklarında açılan kamu davasında beraat etmiş olduklarından bahisle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu öne sürülerek yurtdışına çıkamamaları ve sanık sıfatıyla yargılanmaları nedeniyle duydukları elem ve ızdırabın karşılığı olarak her biri için 100.000.000 TL. olmak üzere toplam 200.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın süre yönünden reddine karar veren ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

D.Tetkik Hakimi : Ergün Özcan

Düşüncesi : 466 sayılı Yasanın 1/6. maddesi ve 2. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, süre yönünden reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, idare mahkemesi karararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Zümrüt Öden

Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Dava, 8.8.1995 tarihinde haklarında yapılan bir ihbar üzerine gözaltına alınarak yurtdışına çıkışları engellenen davacıların pasaport üzerinde sahtecilik suçundan haklarında açılan kamu davasında beraat etmiş olduklarından bahisle olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu öne sürülerek yurtdışına çıkamamaları ve sanık sıfatıyla yargılanmaları nedeniyle duydukları elem ve ızdırabın karşılığı olarak herbiri için 100.000.000 TL. olmak üzere toplam 200.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

... İdare Mahkemesince; davacıların gözaltına alınma ve yurtdışına çıkışlarının engellenmesi işlemleriyle haklarının ihlal edildiğini, engeç haklarında açılan kamu davasında verilen beraat kararının kesinleştiği 28.6.1996 tarihinde öğrendiklerinin kabulü gerektiği, bu tarihe göre 2577 sayılı Yasanın 7 ve 12. maddeleri uyarınca doğrudan altmış gün içinde veya 11. maddede öngörülen süreç işletildikten sonra süresi içinde dava açılması gerekirken anılan maddelerde belirtilen dava açma süreleri geçirildikten sonra 28.4.1997 tarihinde açılan davanın süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 6. bendinde, Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraatlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilenlerin uğrayacakları her türlü zararların bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödeneceği öngörülmüş olup, aynı Yasanın 2. maddesinin (1). fıkrasında, 1. maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilirler hükmüne yer verilmiştir.

Dava konusu olayda davacılar, haklarında sahte pasaportla yurtdışına çıkacakları yolunda yapılan bir ihbar üzerine gözaltına alınarak yargılanmaları sonucu beraat etmelerinden dolayı idarece haksız yere gözaltına alındıklarını öne sürerek bu olay nedeniyle yurt dışına çıkamadıkları ve sanık sıfatıyla yargılandıkları için duydukları elem ve ızdırabın giderilmesi amacıyla manevi tazminat ödenmesi istemiyle dava açmışlardır.

466 sayılı Yasanın 1. maddesinin 6. bendi uyarınca kanun dairesinde yakalandıktan sonra beraatlerine karar verilen kimselerin uğradıkları her türlü zararın tazmininin aynı Yasanın 2. maddesi 1. fıkrası gereğince ağır ceza mahkemesinden istenebileceğinden niteliği itibariyle anılan Yasanın belirtilen hükümleri kapsamında bulunan davanın görüm ve çözümlenmesi görevi adli yargı yerine aittir.

İdare Mahkemesince, davanın görev noktasından reddine karar verilmesi gerekirken süre yönünden reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... sayılı kararının bozulmasına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere anılan idare mahkemesine gönderilmesine 7.6.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YÖ/ÖEK

 

 

 

 

Karar Özeti

Ulusal yayın frekans planındaki bir kanal için usulüne uygun birden çok başvuru olması durumunda kamuya en yararlı teklifin oluşturulabilmesi için ihale usulünün uygulanması gerektiği hk.[55]

 

davacı : ... a.ş.

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) :Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı

Vekili : Av. ...

Davanın Özeti : Davacı şirketin R1(Ulusal) Radyo Yayın Lisansı başvurusunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olduğu öne sürülen ve 22.6.1995 tarih-22321sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak İsteyen Radyo Yayın Kuruluşlarına Genel Duyuru"nun 4.maddesiyle, 22.10.1995 tarih ve 22441 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak Üzere Başvuruda Bulunmuş veya Bulunacak Özel Radyo Kuruluşlarına Genel Duyuru"nun 3. maddesinin; Duyuru ile başvuru konusunda tarih sınırlaması getirilemeyeceği, duyurunun 4.maddesinin iletişim özgürlüğüne aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Davanın süresinde açılmadığı, ihalelerin Milli Güvenlik kurulunun gündemine geldiği, hükümetin Anayasal yetkisini kullanarak ihalelerin ertelenmesini talep ettiği buna istinaden ertelendiği, yayın yapan radyo kuruluşlarına kanal tahsisi ve lisans verilmesinin henüz mümkün olamadığı, 8.12.1995 tarihinde kadar başvuruda bulunan radyo kuruluşlarının yasal kabul edildiği, bu tarihten sonraki başvurların Üst Kurulca yasal kabul edilmediği, böyle bir sınırlamanın getirilmesinin teknik bakımdan zorunlu olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

D.Tetkik Hakimi : Yakup Bal

Düşüncesi : Davanın "Duyuru"lara ilişkin kısmında dayanağı mevzuata aykırı bir durum bulunmamaktadır.

İşleme ilişkin kısmına gelince; gerekli teknik şartları sağlayan kuruluşların başvurusunu engeller nitelikte bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı başvurusunun kabul edilip yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenle, "Duyuru"lara yönelik olarak davanın reddine, uygulama işlemine yönelik olarak ise davanın kabul edilerek iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : M.İclal Kutucu

Düşüncesi : Dava,yerel yayın yapmakta olan davacı şirketin "R1 (Ulusal) Radyo Yayın Lisansı verilmesi isteminin cevap verilmeksizin reddi yoluyla kurulan işlemin ve bu işleme dayanak olan 22.6.1999 günlü ve 22321 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak İsteyen Radyo Yayın Kuruluşlarına Genel Duyuru"nun 4.maddesiyle, 22.10.1995 günlü ve 22421 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak Üzere Başvuruda Bulunmuş veya Bulunacak Özel Radyo Kuruluşlarına Genel Duyuru"nun 3.maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 4.fıkrasında "...ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler.." denilmiş, bu suretle kişilerin menfaatını ihlale yol açan düzenleyici işlemlere karşı yargı yolunun açık tutulması ve menfaat ihlalinin sürdürülmesinin önlenmesi amaçlanmış olduğundan davalı idarenin, iptali talep edilen duyurulara karşı süresi içinde dava açılmadığı yolundaki iddiasında isabet bulunmamaktadır.

Radyo ve Televizyon yayınlarının düzenlenmesi ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş,görev,yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarılan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin "f" ve "g" bentlerinde,yurt içinden yayın yapacak kamu ve özel radyo-televizyon kuruluşlarının yayın izni ve lisans talebinde bulunabilmesi için yerine getirmeleri gerekli önşartları ve standartları "Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi" ilkeleri gözönünde bulundurarak tespit etme ve kamuoyuna duyurma, kanal ve frekans bandı tahsisinde gerekli şartları ve tahsis hakkı alanların yayına geçme süresini ve radyo ve televizyon istasyonu kuranların ödeyecekleri yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili yönetmeliklerle belirleme, geçici 6.maddesinin birinci fıkrasında da,kendi oluşumu ile yayın izni ve lisansı vermeye başlayacağı tarihe kadar geçecek süre zarfında radyo ve televizyon yayınları rejimini ayrıca ve öncelikle düzenleme görevleri Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna verilmiştir.Verilen bu yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 10 Mart 1995 günlü 22223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Radyo ve Televizyon Yayın İzni ve Lisans Yönetmeliğinin Geçici 3 üncü maddesinde, yayın kuruluşlarının,üst kurul tarafından lisans başvurusu yapılmasına ilişkin genel duyurunun yapılmasını izleyen bir ay içinde bu Yönetmeliğin ilgili hükümlerine uygun olarak lisans için başvurmak zorunda oldukları,bu süre içinde başvuruda bulunmayan kuruluşların istasyonlarının derhal kapatılacağı, "Lisans Tipleri" başlıklı 4.maddesinin c fıkrasında lisans almaya hak kazanan yayın kuruluşlarına, a-Lisans Tip R1 (Ulusal), b-Lisans Tip R2 (Bölgesel), c-Lisans Tip R3 (Yerel) d-Lisans Tip UR (Uydu) yayınlarından birisinin verilebileceği,3 Şubat 1999 günlü ve 23600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Radyo ve Televizyon Yayın İzni ve Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik"in 13 üncü maddesinde, lisans başvurularının değerlendirilmesinde üst kurulca, 7 nci maddede belirtilen başvuru dosyaları ve formlarından elde edilen bilgilere göre kuruluşların yayın lisansı alma yeterliklerinin tespit edileceği, Kanuna ve Yönetmeliğe ve diğer mevzuat hükümlerine göre yayın lisansı alma yeterliliği bulunmayan kuruluşlara durumlarının yazı ile bildirileceği belirtilmiştir.

İdari işlem ve kararların hukuka aykırılığı, bunların yapılma ve alınmaları sırasında uyulması gereken kurallarla bunların içeriğini düzenleyen kurallara uyulmaması nedeniyle olabileceğinden, yukarıda aktarılan düzenlemelere dayanılarak 22.6.1995 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Genel Duyuru'nun 4. maddesinde, başvuruların, Lisans Yönetmeliğinde tanımı yapılan Ulusal (R1), Bölgesel (R2),Yerel (R3) veya Uydu yayınlarından (UR) yalnız biri için yapılabileceğinin,22.10.1995 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Genel Duyuru'nun 3. maddesinde ise başvuruların en geç 8 Aralık 1995 günü saat 18.00 kadar yapılması gerektiğinin duyurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gibi basın-yayın özgürlüğünü kısıtlayacak bir husus da saptanmamıştır.

Ayrıca, tahsis edilecek frekans veya kanal bant sayısının doğal ortamda sabit, ancak yayın yapmak isteyen radyo sayısının fazla olması göz önünde bulundurulduğunda radyo kuruluşlarının tümüne yayın izni verilmesinin teknik bakımından mümkün olmadığı ortadadır. Bu durumda ilgililerin yapacağı başvuru için gün belirlenmesinin ve başvuruların, Lisans Yönetmeliğinde tanımı yapılan yayınlardan birisi için yapılabileceği yolunda sınırlama getirilmesinin kaçınılmaz olması nedeniyle yapılan duyurular bu bakımdan da hukuka uygun görülmüştür.

Davacı, ihalelerin bu güne kadar gerçekleşmediğini ileri sürmekte ise de,davalı idarenin savunmasından başvuru şartını yerine getiren ulusal radyoların o tarihte yayın yapan radyolar olduğu, yerel yayıncılıkla ilgili olarak 1997 yılında yapılacak ihalelerin, Milli Güvenlik Kurulunun gündemine geldiği, daha sonra Hükümetin Anayasal yetkisini kullanarak ihalelerin ertelenmesini talep etmesi ve 3 Şubat 1999 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikler gereği zamanında Başbakanlıktan alacakları Ulusal Güvenlik açısından sakınca bulunmadığını gösterir belgeyi sunamadıkları için ulusal kanal ihalesinin gerçekleşmediğinin anlaşılmış olması karşısında bu iddianın da dayanağı bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Anayasanın 133. maddesi gereği çıkarılan 3984 sayılı Kanunun verdiği yetki üzerine düzenlenerek yayımlanan yönetmeliğe dayanılarak yapılan duyurularda hukuka aykırılık bulunmadığı gibi bu duyurular esas alınarak yapılan işlemlerde de mevzuata aykırılık bulunmadığından davacı isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince önceden belli edilen ve taraflara bildirilen 3.4.2001 tarihinde davacı ... A.Ş'ni temsilen Av. ...'nın, davalı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığını temsilen Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan taraflara sonkez söz verildikten sonra duruşmaya son verildi. Dava dosyası incelenerek gereği düşünüldü:

Davalı idarenin süre def'i yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.

Dava, davacı şirketin R1 (Ulusal) Radyo Yayın Lisansı başvurusunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olduğu öne sürülen ve 22.6.1995 tarih-22321 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak İsteyen Radyo Yayın Kuruluşlarına Genel Duyuru'nun 4. maddesiyle, 22.10.1995 tarih ve 22441 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak Üzere Başvuruda Bulunmuş veya Bulunacak Özel Radyo Kuruluşlarına Genel Duyuru'nun 3. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

3984 sayılı Radyo ve Telvizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un 8. maddesinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun görev ve yetkileri düzenlenmiş ve (b) fıkrasında önşartları yerine getirmiş müracaatçı kuruluşlara, tarafsızlık ve hakkaniyet ölçüleri dahilnde yayın izni ve lisans vermek, 16 ncı maddeye uygun olarak ulusal, bölgesel ve yerel planlamalardaki kanal ve frekans bandlarının Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu eliyle kullanılan kanal ve frekans bandları dışında kalanların enaz %50'sinin zaman paylaşımlı ve bölgesel dengelere uygun biçimde kullanımını gözeterek kanal ve frekans bandları tahsis etmek, (f) fıkrasında yurt içinden yayın yapacak kamu ve özel radyo televizyon kuruluşlarının yayın izni ve lisans talebinde bulunabilmek için yerine getirmeleri gerekli önşartları ve standartları Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi ilkeleri göz önünde bulundurularak tespit etmek ve kamu oyuna duyurmak, (g) fıkrasında kanal ve frekans bandı tahsisinde gerekli şartları ve tahsis hakkı alanların yayına geçme süresini ve radyo ve televizyon istasyonu kuranların ödeyecekleri yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili Yönetmeliklerle belirlemek, (p) fıkrasında, bu Kanun ve Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi ilkelerine uygun biçimde çalışma ve faaliyetleri ile ilgili Yönetmelik ve diğer düzenlemeleri hazırlamak Üst Kurulun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

Yine aynı Yasanın 16. maddesinde kamu ve tüm özel radyo ve televizyon kuruluşlarına kanal ve frekans bandı tahsisi ile yayın izni ile lisansı vermek ve bu tahsis ve izni iptal etmesi yetkisinin münhasıran Üst Kurula ait olduğu, 29. madesinde ise özel radyo ve televizyon kuruluşlarının anonim şirket olarak kurulacakları, şirketin ancak bir radyo ve bir televizyon işletmesi kurabileceği hükmü yer almaktadır.

3984 sayılı Yasanın Geçici 1.maddesinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyelerinin, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisince seçileceği, Geçici 5. maddesinde Üst Kurulun, oluşumunu takip eden engeç dört ay içinde, öncelikle ihtiyaç duyduğu kanal ve frekans bantları planlamasını yaptıracağı, Geçici 6. Maddesinde Üst Kurulun kendi oluşumu ile yayın izni ve lisansı vermeye başlayacağı tarihe kadar geçecek süre zarfındaki radyo ve televizyon yayınları rejimini ayrıca ve öncelikle düzenleyeceği, bu süre zarfında kullanılmakta olan kanal ve frekansların, kullananlar için herhangi bir suretle müktesep hak teşkil etmeyeceği Geçici 9. maddesinde bu kanunda sözü edilen yönetmeliklerin Üst Kurulun oluşumunu takip eden dört ay içinde hazırlanacağı ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gireceği öngörülmüştür.

10.3.1995 tarih ve 22223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Radyo ve Televizyon Yayın İzni ve Lisans Yönetmeliğinin 4. maddesinde Üst Kurulun, yasalara ve bu Yönetmeliğe uygun olmak koşuluyla 3 üncü maddede tanımlanan yayın hizmetlerinden birinin kurulabilmesi için "lisans" verebileceği, 5. maddesinde ulusal, bölgesel ve yerel ölçüde yayın hizmeti vermek isteyen, Kanun'da ve ilgili Yönetmeliklerde öngörülen özelliklere sahip olan kuruluşların, yayın şebekesi veya istasyonu kurmak ve işletmek için bu Yönetmelikte belirtilen şekilde Üst Kurula yazılı olarak başvuracakları, 13/b maddesinde Ulusal Yayın Frekans Planındaki bir kanal için usulüne uygun birden çok başvuru olması durumunda bu Yönetmeliğe göre belirlenecek "Lisans Ücreti" taban alınarak açık arttırma yoluyla ihale usulünün uygulanacağı, bu Yönetmelikte aksi belirtilmedikçe ihale işlemleri için Üst Kurulun Alım Satım Yönetmeliği hükümlerinin uygulanacağı, Geçici 1. maddesinde bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte yayında bulunan radyo ve televizyon istasyonlarının yeri, kullandığı frekans kanalı, en yüksek yayın gücü ve yayın saatlerinin bir ay içinde Üst Kurula bildirileceği, Geçici 3. maddede yayın kuruluşlarının, Üst Kurul tarafından lisans başvurusu yapılmasına ilişkin genel duyurunun yapılmasını izleyen bir ay içinde bu Yönetmeliğin ilgili hükümlerine uygun olarak lisans için başvurmak zorunda oldukları, bu süre içinde başvuruda bulunulmayan kuruluşların istasyonlarının derhal kapatılacağı esası getirilmiştir.

16.3.1995 tarih ve 22229 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Özel Radyo ve Televizyon Yayın Kuruluşlarının Kuruluşlarında Uyması Gerekli Asgari İdari ve Mali Şartlarla Yayın Alanı, Yayın Saat ve Süreleri Hakkında Yönetmeliğin 4.maddesinde Türkiye'de kurulacak özel radyo ve televizyon kuruluşlarının kuruluş şartları düzenlenmiş, 6. maddesinde de bir anonim şirketin ençok bir radyo ve bir televizyon işletmesi kurabileceğine işaret edilmiştir.

Radyo ve Televizyon Yayın İzni ve Lisans Yönetmeliği'nin Geçici 3. maddesine dayanılarak, Yasal düzenleme yapılmadan önce yayında olan kuruluşlara lisans verilebilmesi için yapılan ve 22.6.1995 tarih ve 22321 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Lisans ve Yayın İzni Almak İsteyen Radyo Yayın Kuruluşlarına Genel Duyuru'nun iptali istenilen 4. maddesinde başvuruların, lisans Yönetmeliğinde tanımı yapılan Ulusal(R1), Bölgesel(R2), Yerel(R3) veya uydu yayınlarından (UR) yalnız biri için yapılabileceği, yine 22.10.1995 tarih ve 22441 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak Üzere Başvuruda Bulunmuş veya Bulunacak Özel Radyo Kuruluşlarına Genel Duyuru"nun iptali istenilen 3. maddesinde ise özel radyo kuruluşları'nın başvurularını, Üst Kurul'a en geç 8 Aralık 1995 günü saat 18.00'e kadar ulaştırmış olmalarının zorunlu olduğu belirtilmektedir.

Sözkonusu her iki duyurunun iptali istenilen maddeleri yukarıda aktarılan yasal düzenlemelerin ve geçiş döneminin gereğine uygun hükümler içermekte olup, hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davanın, davacı şirketin R1 (Ulusal) Radyo Yayın Lisansı başvurusunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işleme yönelik kısmına gelince;

Yasaların geçici maddeleri ile Yasanın yürürlüğünden önceki olay ve durumlara ilişkin uygulama Yöntemi, kapsamı ve yeni uygulama geçiş esasları düzenlenir. Bu amacın gerçekleştirilmesi ile geçici maddeler işlevini yitirir.

3984 Sayılı Yasa ile radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usullerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.

Ancak 3984 Sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce fiilen radyo ve televizyon yayıncılığına başlamış olan özel kuruluşların yeni hukuki duruma intibakını sağlamak için yasanın Geçici 5. maddesinde Üst Kurulun oluşumunu takip eden engeç 4 ay içinde, öncelikle ihtiyaç duyduğu kanal ve frekans bantları planlamasını yaptırması, Geçici 6. maddesinde Üst Kurulun, kendi oluşumu ile yayın izni ve lisansı vermeye başlayacağı tarihe kadar geçecek süre içindeki radyo ve televizyon yayınları rejimini ilgilileri için kazanılmış hak teşkil etmeyecek şekilde ayrıca ve öncelikle düzenlemesi Üst Kurula görev olarak verilmiş, Radyo ve Televizyon Yayın İzni ve Lisans Yönetmeliğinin Geçici 3. maddesinde de yayın kuruluşlarının Üst Kurul tarafından lisans başvurusu yapılmasına ilişkin genel duyurunun yapılmasını izleyen bir ay içinde Yönetmeliğin ilgili hükümlerine uygun olarak başvurmak zorunda oldukları, bu süre içinde başvuruda bulunmayan kuruluşların istasyonlarının derhal kapatılacağı şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle bir geçiş dönemi öngörülmesine karşın, davalı idare savunmasında da belirtildiği üzere 1997 yılında yapılan ihalelerin Milli Güvenlik Kurulunun gündemine gelmesi, Hükümetin, ihalelerin ertelenmesini talep etmesi üzerine bu güne değin duyuru gerekleri yerine getirilmemiş, bu suretle geçiş dönemi henüz tamamlanamamıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda gerek 3984 Sayılı Yasa, gerek ilgili Yönetmelikte öngörülen geçici maddelerle düzenlenmiş olan geçiş dönemi gereklerinin halen tamamlanamadığının tartışmasız olması karşısında; ilgili Yasanın yürürlüğe girdiği 24.4.1994 tarihinden sonra kurulan yayıncı kuruluşların yayın lisansı başvurularının değerlendirmeye alınmaması, yasanın yürürlüğe girmesinden önce fiili durum yaratarak yayına başlayan kuruluşlar lehine bir durum yaratır ki bu da 3984 Sayılı Yasanın amacına tamamen aykırı bir uygulama oluşturur.

3984 Sayılı Yasanın 8/b maddesinde de vurgulandığı gibi Üst Kurul Önşartları yerine getirmiş müracaatçı kuruluşlara, tarafsızlık ve hakkaniyet ölçüleri dahilinde yayın izni ve lisansı vermekle görevlendirilmiştir. Ulusal Yayın Frekans Planındaki bir kanal için usulüne uygun birden çok başvuru olması durumunda da kamuya en yararlı teklifin oluşturulabilmesi için ihale usulünün uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, davacı şirketin R1 (Ulusal) Radyo Yayın Lisansı başvurusunun gerek 3984 Sayılı Yasa gerekse ilgili diğer mevzuat çerçevesinde değerlendirilip, durumunun uygun görülmesi halinde başvurusunun kabul edilmesi gerekirken, dava konusu edilen duyuruda öngörülen sürede başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle isteminin reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacı şirketin R1 (Ulusal) Radyo Yayın Lisansı başvurusunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline, davanın; 22.6.1995 tarih ve 22321 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak İsteyen Radyo Yayın Kuruluşlarına Genel Duyurunun 4. maddesiyle, 22.10.1995 tarih ve 22441 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Lisans ve Yayın İzni Almak Üzere Başvuruda Bulunmuş veya Bulunacak Özel Radyo Kuruluşlarına Genel Duyuru'nun" 3. maddesi yönünden reddine 3.4.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YÖ/ÖEK

 

 

Karar Özeti

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ve Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesi b fıkrasında muhtelif zamanlarda aynı veya farklı türden işledikleri iki veya daha fazla suçtan dolayı mahkemelerce cezalandırılanlar ibaresinde suçun niteliğinin ortaya konulmadığından anılan hükümde hukuka uyarlık görülmediğinden bu hükme istinaden tesis olunan işlemin iptali gerekirken aksi yolda verilen idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği hk.[56]

 

Temyiz Eden (Davacı) : ...

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : ... Valiliği

İstemin Özeti : Davacıya ait silah bulundurma ruhsatının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucu ... İdare mahkemesince, davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve ... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

D.Tetkik Hakimi : Elmas Mucukgil

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile anılan idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı : Emin Celalettin Özkan

Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Dava, davacıya ait silah bulundurma ruhsatının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacının devir aldığı silah için bulundurma ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvuru sonrasında hakkında yapılan araştırmada Vergi Kaçakçılığına Teşebbüs, Gıda Maddeleri Tüzüğüne Muhalefet, Noksan Gramajlı Ekmek İmal Etmek suçlarından yargılanarak ceza aldığı, iki veya daha fazla suçtan ceza alanlara ruhsat verilmeyeceğinin yönetmelikle düzenlendiği bu doğrultuda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, hukuka uyarlık bulunmadığı iddiasıyla anılan idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ve Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri veya mesken ve işyerinde bulundurabilecekleri saymak suretiyle belirlenirken anılan maddenin 5. fıkrasında Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da bu kapsamda yer alacağı öngörülmüştür. Yine aynı maddenin son fıkrasında, ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

Yasanın verdiği yetkiye dayanılmak suretiyle 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilerek yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinde silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller belirlenmiş olay tarihinde yürürlükte olan şekliyle sözü edilen maddenin "b" fıkrasında" muhtelif zamanlarda aynı veya farklı türden işledikleri iki veya daha fazla suçtan dolayı mahkemelerce cezalandırılan ve bu cezaları kesinleşip adli sicillerine işlenmiş olanlara" da bu kapsamda yer verilmiştir.

Davacının vergi kaçakçılığına teşebbüs suçundan yargılandığı bir ay hapis cezası ile bir ay süreyle ticaret, sanat ve meslek icrasından mahrumiyetine, hapis cezasının para cezasına çevrilerek ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, gıda maddeleri tüzüğüne muhalefet suçundan altı ay hapis ve para cezasına hükmedildiği ve hapis cezasının para cezasına çevrildiği, noksan gramajlı ekmek imal etmek suçundan ise yargılanarak 7 gün süreyle hapis ve ağır para cezasına karar verildiği, hapis cezasının para cezasına çevrildiği, birden fazla suç işlediği nedeniyle daha önce adına düzenlenmiş olan silah bulundurma ruhsatının iptal edildiği anlaşılmaktadır.

6136 sayılı Yasa, ateşli silahları kimlerin taşıyıp bulundurabileceğini saymak suretiyle belirlerken Valilerce verilecek izin vesikasını alanları da bu kapsama dahil etmiş ve izin vesikasını Valilerin verebilme koşullarının ise Yönetmelikle belirleneceğini kurala bağlamıştır.

Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan Yönetmeliğin Yasayla tanınan yetkiye istinadan hazırlandığı ve yürürlüğe girdiği tartışmasız olmakla birlikte, Yasanın benimsediği şekilde silah ruhsatını alabilecek kişiler, meslek mensupları sayılmak suretiyle belirlenirken silah ruhsatı verilmesini engelleyen hallerde tek tek sayılmak suretiyle ortaya konulmuştur.

Herne kadar dayanak alınan Yönetmeliğin 16. maddesini oluşturan fıkralarda suç ve cezalar tek tek sayılarak açıklanmış ise de "b" fıkrasında, "muhtelif zamanlarda aynı veya farklı türden işledikleri iki veya daha fazla suçtan dolayı mahkemelerce cezalandırılanlar" ibaresine yer verilerek suçun niteliği ortaya konulmamış, hangi iki suçun bu fıkra kapsamında değerlendirilebileceği konusunda diğer fıkrada olduğu gibi yoruma açık olmayacak biçimde açık ve kesin bir düzenleme yapılmadığından, sözügeçen yönetmelik hükmünde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 4. fıkrasında, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel oluşturmayacağı hükme bağlanmış bulunduğundan, Yönetmeliğin hukuka aykırılığı saptanan 16. maddesinin (b) fıkrasına dayanılarak tesis olunan dava konusu işlemin idare mahkemesince iptaline karar verilmesi gerekirken aksi yolda verilen kararda isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle ... İdare Mahkemesinin davanın reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı kararının bozulmasına, 16.1.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

AZLIK OYU

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasının gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

YÖ/ŞGK

 

 

 

Karar Özeti

Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan iki kez yargılanarak ceza alan davacının silah taşıma ruhsatı talebinin; ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında yönetmeliğin 16. maddesi "bu" fıkrası hükmünde yer verilen muhtelif zamanlarda aynı veya farklı türden işledikleri iki veya daha fazla suçtan dolayı mahkemelerce cezalandırılanlar" kapsamında değerlendirilebilecek iki suçun niteliği ortaya konulmamış olmasına karşın bu hükme dayanılmak suretiyle reddedilmesinde hukuka ve dayanağı hk.[57]

 

Temyiz Eden (Davacı) : ...

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : ... Valiliği

İstemin Özeti : Benzin istasyonu işletmeciliği yapan davacının silah ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucu ... 2. İdare mahkemesince, davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve ... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

D.Tetkik Hakimi : Elmas Mucukgil

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile anılan idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı : Bilgin Arısan

Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Dava, benzin istasyonu işletmeciliği yapan davacının silah ruhsatı verilmesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, 213 sayılı Yasanın 360. maddesi uyarınca vergi kaçakçılığı suçundan iki kez yargılanıp ağır para cezasına çarptırılan davacının 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16/b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, aynı Yönetmelik maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca sabıka kaydı silinmiş olsa bile iki defa suç işlediği tartışmasız bulunduğundan davacıya silah ruhsatı verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ayrıca Yönetmeliğin 16/b maddesinin değişik şeklinin davacı lehine bir düzenleme getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, hukuka uyarlık bulunmadığı iddiasıyla anılan idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ve Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyabilecekleri veya mesken ve işyerinde bulundurabilecekleri saymak suretiyle belirlenirken anılan maddenin 5. fıkrasında Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da bu kapsamda yer alacağı öngörülmüştür. Yine aynı maddenin son fıkrasında, ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma veya bulundurma izni verilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

Yasanın verdiği yetkiye dayanılmak suretiyle 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilerek yürürlüğe gören Yönetmeliğin 16. maddesinde silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller belirlenmiş sözü edilen maddenin "b" fıkrasında" muhtelif zamanlarda aynı veya farklı türden işledikleri iki veya daha fazla suçtan dolayı mahkemelerce cezalandırılan ve bu cezaları kesinleşip adli sicillerine işlenmiş olanlara" da bu kapsamda yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 213 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan yargılandığı, 25 gün hapis cezası verildiği para cezasına çevrilmek suretiyle ertelendiği, yine 213 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan yargılandığı, 1 ay hapis ve 1 ay süre ile ticaret, sanat ve meslek icrasından yasaklanma kararı verildiği ve hapis cezasının para cezasına çevrildiği daha sonra sabıka kayıtlarının adli sicilden silindiği anlaşılmaktadır.

6136 sayılı Yasa, ateşli silahları kimlerin taşıyıp bulundurabileceğini saymak suretiyle belirlerken Valilerce verilecek izin vesikasının alanlarıda bu kapsama dahil etmiş ve izin vesikasını Valilerin verebilme koşullarının ise Yönetmelikle belirleneceğini kurala bağlamıştır.

Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan Yönetmel







Yeni Sayfa 1





belediyelerin "imar", "ımar" ve "imar
hukuku", "ımar hukuku", "kaçak yapı", imar planı", "arazi ve arsa düzenlemesi",
"imar para

cezaları", "imar kirliliği suçları", "idare hukuku", "idari yargılama usulü" ve
her türlü imar sorunlarına çözüm getirecek olan "imar hukukcusu" ve "ımar
hukukçusu".












imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-10-08 (2145 okuma)

[ Geri Dön ]