imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 4
imar hukuku



2577 sayılı İYUK Madde 7 ile ilgili Danıştay İçtihatları 4


Yeni Sayfa 2

Karar Özeti

Hatalı olduğu ileri sürülen intibak işlemlerinin, en geç intibak tari-

hini izleyen aybaşında aylık almakla ve sonraki yıllarda da intibaka

dayanılarak kademe ilerlemesi şeklinde yapılan yükselme işlemleri sonu

cu öğrenildiğinin ve böylece yazılı bildirimle amaçlanan "öğrenme" nin

gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği hk.[31]

 

Ege Üniversitesi Fen Fakültesinde uzman olarak çalışan davacının

1.1.1984 tarihinden geçerli olmak üzere 17.9.1985 tarihinde yapılan in

tibakının düzeltilmesi için 14.4.1987 günlü dilekçeyle yaptığı başvuru

nun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda;

İdare Mahkemesince verilen iptal kararı temyiz incelemesi sonucunda;

Danıştay Beşinci Dairesi kararı ile bozulmuş ise de, İdare Mahkemesi

bozma kararına uymayarak iptal kararında ısrar etmiştir.

Davalı idare bu kez İdare Mahkemesi ısrar kararını temyiz etmekte ve

bozulmasını istemektedir.

Danıştay Beşinci Dairesi, İdare Mahkemesi kararını, davacının hatalı

olduğundan bahisle düzeltilmesini istediği ve 1.1.1984 tarihinden ge-

çerli olmak üzere 17.9.1985 tarihinde yapılan intibakına ait işlemin

kendisine hangi tarihte tebliğ edilmiş bulunduğuna ilişkin özel bir

belge bulunmamakta ise de; adı geçenin gerek dava dilekçesindeki be-

yanlarından, gerek intibakının düzeltilmesi için idareye yaptığı baş-

vuruya ait 14.4.1987 günlü dilekçesinden, hatalı olduğunu öne sürdüğü

intibak işlemini en geç 1985 yılında öğrenmiş bulunduğunu ve böylece

"tebliğ"den beklenen amacın esasen gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından

davacının 2577 sayılı Yasanın 11.maddesinde öngörülen süreyi geçirdik-

ten ve aradan yaklaşık iki yıllık bir süre geçtikten sonra idareye yap

tığı başvuruya verilen yanıt üzerine açtığı davanın esastan inceleme

olanağı bulunmadığı, bu nedenle davanın süre aşımı yönünden reddedilme

si gerekirken, Mahkemenin belirtilen noktayı gözardı ederek uyuşmazlı-

ğın esası hakkında karar vermesinde hukuki isabet görülmediği gerekçe-

siyle bozmuştur.

İdare Mahkemesince; iptal davalarının objektif nitelikte davalar oldu-

ğu ve bu davalarda idari işlemin hukuka uygun olup, olmadığının denet-

lendiği, bu denetimin kısıtlanmasının hukuk devleti ilkesine ters düşe

ceği, öte yandan İdare Hukukuna has bir müessese olan dava açma süresi

nin hak düşürücü bir süre olmadığı, idari işlemin süreklilik arzettiği

durumlarda, idarenin hukuka uygun davranma ödevinin de sürdüğü ve kişi

nin yeniden istemde bulunmakta bir yararı kalmamış olmadığı sürece ida

reye yeniden başvurup istemde bulunarak idarenin hukuka uygun davranma

ya zorlanabilmesinin gerektiği, bu durumda kamu personelinin başlangıç

derecesinin tesbitine veya intibaklarının yapılmasına ilişkin işlemler

de, onların tüm meslek yaşamları boyunca etkisini sürdüren parasal ve

özlük hakları yönünden hukuki sonuç doğurmaya devam eden işlemler olma

sı nedeniyle 2577 sayılı yasanın 10.maddesine göre yeniden yapılacak

başvuru üzerine tesis edilen işlemlerin ileriye dönük sonuç doğurmak

üzere dava konusu edilmelerinin olanaklı kılınmasının gerektiği Danış-

tay'ın çeşitli Dairelerince verilen kararların da bu yönde bulunduğu,

belirtilen hukuksal durum karşısında davacı tarafından intibakının dü-

zeltilmesi istemiyle 27.5.1987 tarihinde idareye yapılan başvurunun

2577 sayılı Yasanın 10.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği

ve tesis edilen işleme karşı açılan davanın süresinde olduğu gerekçe-

siyle dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrar etmiş-

tir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinde, dava açma sü

resinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay

ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu ve bu sürenin idari uyuşmaz-

lıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı

hükme bağlanmakta, aynı Yasanın 11.maddesinde de "ilgililer tarafından

idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması,

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam

yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde iste-

nebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini

durdurur.

Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır, iste

ğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi

yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçen süre de hesa-

ba katılır" hükmüne yer verilmiştir.

Anayasanın 125.maddesinde ve 2577 sayılı yasanın 7.maddesinin 2-a ben-

dinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildi-

rimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralına yer veril-

mek suretiyle idari davalarda dava süresinin başlamasında yazılı bil-

dirimin esas alınması öngörülmüştür.

Bu kural yönetilenlere menfaatlerini ihlal eden nitelikteki işlemlerin

idare tarafından açık ve anlaşılır biçimde duyurularak bir yandan onla

ra bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmaları konu

sunda inceleme ve düşünme olanağı sağlamak, öte yandan gereksiz, müp-

hem ve mükerrer başvurulara meydan vermemek amacını taşımaktadır. Bu

nedenle ilke olarak idarenin işlemlerini ilgililere yazılı olarak teb-

liğ etmesi ve işlem idari yargı mercii önüne getirildiğinde de yazılı

bildirim belgesini dava dosyasına sunması gerekmektedir. Ancak bu ku-

ral idarenin yazılı bildirim belgesini dosyaya ibraz edememesi halin-

de, idare mahkemesi hakiminin uygulamayı, uygulamanın sonuçlarını, dos

yada mevcut bilgi ve belgeleri, dava konusu işlemin ve bununla ilgili

diğer işlemlerin özelliğini değerlendirerek bunları yazılı bildirime

karine olarak almasına ve belli bir tarihi yazılı bildirimin yapıldığı

en son tarih olarak kabul etmesine engel değildir. Herhalde ve durumda

yazılı bildirim belgesinin dosyaya sunulmasını gerekli görmek, kamu dü

zeninden sayılan ve idari istikrarı sağlamak amacını taşıyan "dava sü-

resi" kurumunun çoğu kez işletilmemesine ve dava hakkının kötüye kulla

nılmasına yol açmak olur.

Gerek davacının dava dilekçesindeki beyanlarından, gerek intibakının

düzeltilmesi için idareye yaptığı başvuruya ait 14.4.1987 günlü dilek-

çeden hatalı olduğunu öne sürdüğü intibak işlemini en geç 1985 yılında

gğrenmiş bulunduğunun anlaşılması karşısında, adı geçenin söz konusu

işlemi en geç intibak tarihini izleyen aybaşında maaş almakla, ve son-

raki yıllarda da aynı intibaka dayanılarak kademe ilerlemesi şeklinde

yapılan yükselme işlemleri sonucu öğrendiğinin ve böylece yazılı bildi

rimle amaçlanan "öğrenme" hususunun gerçekleşmiş olduğunun kabulü zo-

runlu bulunduğundan, süresinde dava konusu edilmeyen söz konusu inti-

bak işleminin düzeltilmesi istemiyle yapılan 14.4.1987 günlü başvuru-

nun reddi üzerine açılan davanın süresinde olmadığı açıktır.

Bu nedenle "idari istikrar" ilkesi ve bu ilkeyi gerçekleştiren "dava

süresinin" getiriliş amacıyla bağdaşmayan idare mahkemesi kararında hu

kuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İzmir

2.İdare Mahkemesinin 18.11.1992 günlü, 1992/1044 sayılı ısrar kararı-

nın bozulmasına karar verildi.

KARŞI OY:

Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararı üzerine İzmir 2.İdare Mahkeme

since verilen ve iptal kararında ısrar edilmesine ilişkin bulunan kara

rın usul ve hukuka uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz ne-

denlerinden kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anla-

şıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ve İdare Mahkemesi

kararının onanması gerektiği oyuyla karara karşıyız.

 

 

ŞT/SE

 

 

 

 

 

 

Karar Özeti

Rize Ayder kaplıcasının, turizm merkezi olarak belirlenmesinde kanuna aykırılık bulunmadığı hk.[32]

 

Dava, Turizm Merkezleri oluşturulmasına dair Bakanlar Kurulunun 18.3.

1987 günlü 87/11608 sayılı Kararının; bu karara ekli listenin 18.sıra-

sında yer alan "Rize-Ayder Kaplıcası Turizm Merkezi"ne ilişkin kısmı

ile, bu karara dayanılarak hazırlanan ve Valiliğinca, 3194 sayılı İmar

Kanununun 8/b maddesine göre onaylanarak yürürlüğe konulan "Ayder Kap-

lıcası Turizm Merkezi İmar Uygulama Planı" buna ilişkin işlemlerin ip

tali istemiyle açılmıştır.

Bakanlar Kurulunun düzenleyici işlemi ile birlikte bu kararla turizm

merkezi olarak belirlenen yerin turizm amaçlı imar uygulama planı da

dava konusu edildiğinden; 2577 sayılı Kanunun 7.maddesinin 4.bendine

göre düzenleyici işlemin genel nitelikteki uygulama işlemi üzerine açı

lan davada süre aşımı bulunmamaktadır.

Davacının, turizm merkezi olarak belirlenen yerde taşınmazının bulunma

sı nedeniyle de, taraf ehliyetinin olmadığı yolundaki savunmalar yerin

de görülmemiştir.

2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 1.maddesi, Kanunun maacını, tu-

rizm sektörünü düzenleyecek, geliştirecek dinamik bir yapı ve işleyişe

kavuşturacak tertip ve tedbirlerin alınmasını sağlamak biçiminde açık-

lamış ve 4.maddesinde turizm bölgeleri, turizm alanları ve turizm mer-

kezlerinin tesbitinde' ülkenin doğal, tarihi, arkeolojik ve sosyo-kül-

türel turizm değerleri, kış, av ve su sporları ve sağlık turizmi ile

mevcut diğer turizm potansiyelinin dikkate alınacağı hükme bağlanmış-

tır.

Konuya ilişkin olarak çıkarılan ve 27.7.1987 günlü 18117 sayılı Resmi

Gazetede yayımlanan, 24.5.1983 günlü 83/6733 sayılı Bakanlar Kurulu

kararı ile yürürlüğe konulan "Turizm Bölgeleri, Turizm Alanları ve Tu-

rizm Merkezlerinin Belirlenmesi İçin Çalışma Gruplarının Oluşturulması

Görev ve Yetkileri İle Çalışma Şekline İlişkin Yönetmelik"te, turizm

bölgeleri, turizm alanları ve turizm merkezlerinin tespit ve ilan edil

mesine ilişkin hükümlere yer verilmiş ve bunların belirlenmesinde gö-

rev alacak çalışma gruplarının oluşumu, görev ve yetkileri ile çalışma

şekline ait esaslar belirlenmiştir.

2634 sayılı Kanun ve Yönetmeliğe göre, turizm merkezleri, turizm bölge

lerinin içinde veya dışında olabilir. Yeri, mevkii ve sınırları Kültür

ve Turizm Bakanlığının önerisi üzerine bakanlar kurulunca belirlenir

ve bu belirlemede, "Turizm yşnünden önem taşıma" hususu asıldır.

Turizm yönünden önem taşıdığı için turizm merkezi olarak belirlenen

bir yerin, sınırlarının ve genişliğinin ne olacağı konusunda yasal dü-

zenlemelerle herhangi bir kısıtlama bulunmamakta, yalnızca, ülkenin,

doğal tarihi, arkeolojik ve sosyo-kültürel turizm değerleri ile kış,

av ve su sporları ve sağlık turizmi ile mevcut diğer turizm potansiye-

linin dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Rize-Ayder kaplıcası olarak bilinen

yerde, debisi az olan, yöresel kaplıca turizmine hizmet veren ve yerel

olanaklarla işletilen kaplıca suyunun debisinin, yapılan çalışmalar so

nunda artması sonucu, bu yörenin doğal güzellikleri de, dikkate alına-

rak ulusal turizme hizmet verecek biçimde turizm merkezi olarak tesbi-

tinde yarar görülmesi üzerine, Bakanlık içi ve Bakanlıklar arası komis

yonlarda incelenerek, Bakanlar Kurulu kararı ile "Rize-Ayder Kaplıcası

Turizm Merkezi" olarak ilan edildiği anlaşılmaktadır.

Bu tespitin 2634 sayılı Kanunun amacına ve yönetmelik ile belirlenen

usul ve esaslara uygun olduğu ve böyle bir yerin turizm merkezi olarak

belirlenmesinde kamu yararı bulunduğu sonucuna varıldığından ve ayrıca

turizm merkezi kararı alınmadan önce Bakanlıklararası komisyona Ayder

Kaplıcası Turizm Merkezinin konumu ve sınırlarını gösteren harita ile

özelliklerini belirten raporun sunulduğu ve incelemenin bu çerçevede

yapıldığı anlaşıldığından; davada kararnameye yönelik olarak öne sürü-

len iptal istemi yerinde görülmemiştir.

Düzenleyici işlemle birlikte dava konusu edilen ve Rize Valiliğince

3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesinin (b) bendine göre onaylanarak

yürürlüğe konulan "Ayder Kaplıcası Turizm Merkezi İmar Uygulama Planı"

ve buna ilişkin işlemlerin iptali istemine gelince:

2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun, planlarla ilgili 7.maddesinde,

turizm bölgelerinde ve turizm merkezlerinde, Kültür ve Turizm Bakanlı-

ğınca yapılan ya da yaptırılan ve İmar ve İskan Bakanlığına sunulan

planların, altı ay içinde onaylanacağğ ve İmar İskan Bakanlııınca onay

lı nazım imar planlarına uygun olarak hazırlanacak turizm amaçlı imar

uygulama planlarını tadil etme ve onaylama yetkisinin Kültür ve Turizm

Bakanlığında olduğu hüküm altına alınmıştır.

Dava konusu edilen "Ayder Kaplıcası Turizm Merkezi İmar Uygulama Pla-

nı" ile 2634 sayılı Kanuna göre değil, 3194 sayılı Kanuna göre ve Rize

Valiliğince onaylanarak yürürlüğe konulmuştur. Bu haliyle Valilik işle

mi ile yürürlüğe konulan turizm amaçlı imar uygulama planının mevzuata

uygun olmadığı açıktır.

Ancak plan konusunda yetkili makam durumundaki Kültür ve Turizm Bakan-

lığının 23.9.1987 günlü yazıları üzerine, planın, Rize Valiliğinin

19.10.1987 günlü işlemi ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın Kararnameye yönelik bölümünün reddine,

Ayder Kaplıcası Turizm Merkezi İmar Uygulama Planı" ise, Bakanlıkça

onaylanmadığı için yürürlükten kaldırıldığından davanın bu kısmı hak-

kında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verildi.

 

(DAN-DER; SAYI:76-77)

 

 

 

 

(MT/YÖ)

 

Karar Özeti

1- Resmi Gazetede yayımlanmayan bakanlar kurulu kararına karşı açılan davada sürenin bu karara göre tesis edilen işlemin yazılı bildirim

tarihinden itibaren başlayacağı;

2- Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca inşa edilmeyen bekçi barınağının 6237 sayılı kanunun 4 ve 5.maddelerine göre il özel idaresine devredilmeyeceği hk.[33]

 

Uyuşmazlık; İyidere Balıkçı Barınağının kullanma hakkının Rize ili ö-

zel idaresine devredilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali

isteminden ibarettir.

Dava, Bakanlar Kurulu kararının, Rize İli Merkez İyidere Balıkçı Barı-

nağının kullanma hakkının Rize ili özel idaresine devredilmesine iliş-

kin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

Bakanlar Kurulunun iptali istenilen kararı Resmi Gazetede yayınlanma-

mıştır.

İyidere Balıkçı Barınağının devir teslim işlemi ise Bayındırlık ve İs-

kan Bakanlığı ile Özel İdare Kurulu arasında 12.6.1985 günlü tutanak

ile tesis edilmiş ve bu işlemde İyidere Belediyesi taraf olmamıştır.

Davacı Belediye Başkanlığının başvurusu üzerine, durumun Rize İli Özel

İdare Müdürlüğünce 21.8.1985 günlü işlemle davacıya bildirildiği ve bu

yazılı bildirim üzerine davanın süresi içinde açıldığı, dava dosyası-

nın incelenmesinden anlaşılmaktadır.

Anayasanın 125.maddesinin 3.fıkrasında yer alan "İdari işlemlere karşı

açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar" hükmü ile

2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanununun 7.maddesinin 2.bendi hükmü

uyarınca davalı idarelerin süreye ilişkin itirazları yerinde görülme-

miştir.

Genel gerekçesinde açıklandığı biçimde, "kıyı imalatını esaslı surette

ele almak" amacıyla çıkarılan 6237 sayılı Limanlar İnşaatı Hakkında

Kanun, ilk üç maddesinde yurt kıyılarındaki şehir ve kasabalarımızın

ihtiyaçlarını karşılamak üzere iskele, rıhtım, mendirek, barınak ve

limanlar inşaatı ile tesisat, teçhizat ve onarımlarıyla ilgili genel

hükümler getirmekte; 4.maddesinde ise, "yaptırılan tesisler inşalar

tamamlandıkça ilgisine göre ve icra vekilleri heyetince kararlaştırı-

lacak esaslar dairesinde işletme teşekküllerine, Özel idare veya be-

lediyelere devrolunur" hükmünü taşımaktadır. 4.maddenin madde gerekçe-

si ise, anılan maddedeki yaptırılan tesisler ibaresini "inşaaları bit-

miş veya bitecek olanlar" biçiminde açıklamaktadır.

6237 sayılı kanunun 5.maddesi ise bu Kanunun dışında; "mevcut ve husu-

si kanunları ile inşa edilmekte olanlarla, bu kanun gereğince ele alı-

nacak tesislerin bakım ve iyi halde bulundurulmaları bunları işleten

teşekküllere aittir.

Denizcilik Bankası Türk Anonim Ortaklığı ile İktisadi Devlet Teşekkül-

lerine ait olanların esaslı teminleri kendilerine aittir. Belediye ve

mahalli idarelere ait olanların esaslı tamirleri Bayındırlık vekaletin

ce yapılır..." hükmünü getirmiştir.

Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda Kanunun liman-

lar inşaatı konusunda Bakanlar Kuruluna, Bayındırlık Bakanına ve Mali-

ye Bakanına bir takım yetkiler verdiği; Kanun kapsamına giren tesisle-

rin inşaaları tamamlandıkça ilgisine göre Bakanlar Kurulu Kararıyla

tespit edilecek esaslar dairesinde işletme teşekküllerine, özel idare

veya belediyelere devredilmesi konusunda verilen yetkinin ise, ancak

idarece yaptırılan tesisler için sözkonusu olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı idareler savunmalarında, İyidere Balıkçı Barınağının 6237 sayı-

lı Kanunun 3.maddesine göre limanlar inşaatı Genel Müdürlüğünce yaptı-

rıldığını öne sürerek, devir konusundaki tercihin İl Özel İdaresi le-

hinde kullanıldığını açıklamakta iseler de; Dava dosyasında bulunan

belgelerin incelenmesinden, İyidere Sahil Yolu yapımı sırasında 66-083

66-536 Km. arasında kalan kesimin deniz tehribatı olan korunması ama-

cıyla Karayollarınca yapılan iki adet mahmuzun, daha sonra İyidere Be-

lediyesinin girişimleri sonucu uzatılarak balıkçı barınağı haline dö-

nüştürüldüğü, 1982 ve 1983 yıllarında ise, İyidere balıkçı barınağı-

nın, Bayındırlık Bakanlığı Limanlar İnşaatı Genel Müdürlüğünün, 1982

yılı yatırım programı, Tarım, Balıkçı limanlar sektöründe 82A110040

proje numarası ile yer alan "işletilmekte olan yapıların onarım ve

islahı bölümünden" onarım işinin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bayındırlık Bakanlığı Limanlar İnşaatı Genel Müdürlüğünün, Bayındırlık

ve İskan Bakanlığı, Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı

Genel Müdürlüğü DLH.İnşaatı 1.Bölge Müdürlüğünün yazıları da bu hususu

teyitetmektedir.

Esasen 1580 sayılı Belediye Kanununun 15.maddesinin 36.bendi de bele-

diyelere, belediye sınırları içinde umuma mahsus iskele, rıhtım ve köp

rüleri, plana göre inşa ve idama etmek yetkisini vermektedir.

Bu gerekçeyle, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca inşa edilmeyen, sade-

ce onarımı yapılan İyidere Balıkçı Barınağının, İdarece yaptırılmış

gibi düşünülüp kullanım hakkının 6237 sayılı Kanunun 4 ve 5.maddeleri-

ne göre İl Özel İdaresine devredilmesinde Kanuna uyarlık görülmemiş-

tir.

Açıklanan nedenlerle Bakanlar Kurulu Kararının, Rize İli Merkez İyide-

re Balıkçı Barınağının kullanma hakkının Rize İli Özel idaresine devre

dilmesine ilişkin kısmının iptaline karar verildi.

KARŞI OY:

İyidere Balıkçı Barınağı inşaatının; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı,

Demiryolları Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğünce

yapıldığını kanıtlayan bir belge dosya içinde yok ise de; dosyadaki

bilgi ve belgelerden İyidere Balıkçı Barınağının İyidere Belediyesince

yapıldığını kesin olarak kanıtlayan bir belge de mevcut değildir.

Bu durumda, esaslı onarımı Bayındırlık Bakanlığınca yapılan tesisin,

kullanım hakkının 6237 sayılı Kanunun 4 ve 5.maddeleri uyarınca Rize

İli Özel İdaresine devredilmesine ilişkin işlemde Kanuna aykırılık bu-

lunmadığından, çoğunlukça, Bakanlar Kurulu Kararının, bu kısmının ip-

taline ilişkin olarak verilen karara karşıyız.

 

 

 

 

 

 

(MS/SE)

 

 

 

 

 

Karar Özeti

2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca iptal davası üzerine tam yargı davası açılabilmesi yolundaki düzenlemesi ile, süresinde açılan iptal davalarında esastan verilen bir karar üzerine işlemden doğan zararların tazmini için tam yargı davası açılabilmesinin amaçlandığı, bu itibarla iptal davasının süreden reddi halinde açılan tam yargı davasının da süre nedeniyle incelenme olanağının bulunmadığı hk.[34]

 

Davacı : ?

Vekili : Av. ?

Davalılar : 1-Başbakanlık

2-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

İstemin Özeti : Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Bakanlar Kurulu'nun Çukurova Elektrik A.Ş. ile olan imtiyaz sözleşmesinin feshi ile işletmelere el konulması kararları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların faizi ile birlikte tazmini istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet E?ERCİ'nin Düşüncesi:2577 sayılı Kanun'da belirtilen sürede açılmayan davanın süre yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onüçüncü Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dava dosyası incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Bakanlar Kurulu'nun ? Elektrik A.Ş. ile olan imtiyaz sözleşmesinin feshi ile işletmelere el konulması kararları nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 8. maddesinde; sürelerin; tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, tatil günlerinin sürelere dahil olduğu kurala bağlanmış; 11. maddesinde ise; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvuru tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı; 12. maddesinde de haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zarardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri ve ilgililerin Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu hükme bağlanmıştır.

Dava dosyasının Danıştay Onuncu Dairesi'nin 14.6.2004 tarih ve E.2003/5878, K:2004/5518 sayılı kararıyla birlikte incelenmesinden; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 11.6.2003 tarih ve 9176 sayılı işlemiyle ? Elektrik A.Ş. ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan 9.3.1998 tarihli Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesinin feshine karar verildiği, şirketçe işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gerece el konulduğu, Bakanlığın fesih ve el koyma kararının re'sen uygulanmasıyla ilgili olarak 11.6.2003 tarih ve 1921 sayılı, 12.6.2003 tarih ve 1929, 1930, 1931 sayılı işlemlerin tesis edildiği, bu işlemlerin gereği olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 12.6.2003 tarih ve 1939 sayılı yazısı üzerine ve 3096 sayılı Kanunun 3. , 5. , ve geçici 2. maddelerine göre kararlaştırılan, 17.6.2003 tarih ve 25141 sayılı Resmi Gazete'de de yayımlanan 2003/5712 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ? Elektrik A.Ş.'nın Görev Bölgesinde görevlendirilmesine ilişkin 26.9.1988 tarihli kararname ile işletme haklarının bazı şirketlere verilmesine ilişkin 23.6.1989 tarihli kararnamenin yürürlükten kaldırılmasına karar verildiği; davacının idare kayıtlarına 7.8.2003 tarihinde giren 5.8.2003 tarihli dilekçeyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, başvurarak fesih ve elkoymaya ilşkin işlemlerin kaldırılmasını istediği, başvurusuna cevap verilmemesi üzerine Bakanlar Kurulu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın fesih ve elkoymaya ilişkin kararlarının iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesi'nin E:2003/5878 sayılı esasına kayıtlı davanın açıldığı, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 14.6.2004 tarih ve E.2003/5878, K:2004/5518 sayılı kararıyla davanın süre yönünden reddi üzerine bakılan tazminat davasının açıldığı anlaşılmaktadır.

? Elektrik A.Ş. ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında imzalanan Görev Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi'nin feshi ve el koyma kararı ile buna dayanılarak tesis edilen işlemler idari işlem niteliğinde olduğu gibi; idari işlemlerden kaynaklanan zararların tazmini isteminden önce, zarara neden olduğu ileri sürülen işlemlerin iptali istemiyle davacı tarafından Danıştay Onuncu Dairesi'nde İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında açılan davada, adıgeçenin idarelere yaptığını belirttiği başvuruların 2577 sayılı Yasa'nın 11 inci maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olduğunda da kuşkuya yer bulunmamaktadır.

Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca iptal davası üzerine tam yargı davası açılabilmesi yolundaki düzenleme ile, süresinde açılan iptal davalarında esastan verilen bir karar üzerine işlemden doğan zararların tazmini için tam yargı davası açılabilmesi amaçlanmıştır.

? Elektrik A.Ş.'nin hisse senetlerinin ekonomik değerini yitirmesine neden olan kararın 17.6.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine, aynı gün İMKB tarafından ? hisse senetlerinin borsa kaydından çıkarılmasına ve işlem görmekten sürekli men edilmesine karar verilerek icra edilmesi sonucu dava açma süresi yukarıda belirtilen Yasa hükümleri gereğince 18.6.2003 tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır. İncelenen olayda, davacının 7.8.2003 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na başvurduğu, yukarıda sözü edilen Yasa hükümleri gereği işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini kesen bu başvuruya davalı idarelerin 60 gün içinde cevap vermemesi üzerine dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı, davacının başvurduğu 7.8.2003 tarihi itibariyle dava açma süresinin 50 günü geçtiği dikkate alındığında 7.8.2003 tarihli başvuruya göre 6.10.2003 tarihinde, dava açma süresi yeniden işlemeye başlayacak olup, bu durumda en geç 15.10.2003 mesai saati bitimine kadar doğrudan doğruya tam yargı davasının veya iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılması gerekmektedir.

Bu durumda davacı tarafından Bakanlar Kurulu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın fesih ve elkoymaya ilişkin kararlarının iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesi'nin E:2003/5878 sayılı esasına kayıtlı açılan davanın, anılan Daire'nin 14.6.2004 tarih ve E.2003/5878, K:2004/5518 sayılı kararıyla süre yönünden reddi üzerine bakılan tam yargı davası açıldığından, süre ret kararı üzerine 19.11.2004 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile açılan tam yargı davasının da süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca davanın süreaşımı yönünden reddine, 15.300.000.-TL başvuru harcı ile 20.600.000.-TL maktu karar harcı dışındaki 435.025.000-TL nisbi harç ile artan posta giderinin istemi halinde davacıya iadesine 18.1.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

DAN-DER; SAYI: 109)

BŞ/ÖEK

 

 

 

 

 

Karar Özeti

4. sınıf emniyet müdürü olan davacının 2004 yılı terfi döneminde 3. sınıf emniyet müdürlüğüne yükseltilmediğini 12.5.2004 tarihinde öğrenmesi üzerine, 18.5.2004 tarihinde yaptığı başvurunun, 2.7.2004 tarihinde tebliğ edilen işlemle reddi üzerine 20.7.2004 tarihinde açılan davada süreaşımı bulunmadığı hk.[35]

 

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?

Karşı Taraf : İçişleri Bakanlığı-ANKARA

İsteğin Özeti : Zonguldak İdare Mahkemesinin 6.8.2004 günlü, E:2004/1006, K: 2004/908 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Deniz Levent

Düşüncesi : Davacının, 3.sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmemesi üzerine 2577 sayılı Yasa'nın 11.maddesi uyarınca yaptığı başvurusu işlemin öğrenilmesi ile işlemeye başlayan 60 günlük dava açma süresini durdurması nedeniyle söz konusu başvurusunun reddi üzerine kalan süre içinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmış olup aksi yönde verilen idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı : Erkan Cantekin

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

Dava,4 sınıf emniyet müdürü olan davacının 2003 yılı terfi döneminde 3.sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı özlük ve maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Zonguldak İdare Mahkemesinin 6.8.2004 günlü E:2004/1006, K:2004/908 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; Kastamonu Emniyet Müdürlüğünde 4.sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunca, 2004 yılında 4.sınıf emniyet müdürü rütbesinden 3.sınıf emniyet müdürü rütbesine terfilerine karar verilen personele ait listeden 12.5.2004 tarihinde 3. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmediğini öğrendiği, 18.5.2004 günlü dilekçesiyle terfi ettirilmeyişinin sebeplerinin tarafına bildirilmesini istediği, başvuruya verilen cevabın 2.7.2004 gününde tebliği üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, olayda, davacının bir üst rütbeye terfi ettirilmediğini 12.5.2004 tarihinde öğrendiği, bu tarihten itibaren altmış günlük dava açma süresinin başladığı, bu durumda sürenin son günü olan 12.7.2004 tarihi mesai bitimine kadar dava açılması gerekirken bu süre geçirilerek 20.7.2004 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esas yönünden incelenme olanağı bulunmadığı, davacı terfi ettirilmediğini 12.5.2004 tarihinde öğrendikten sonra 18.5.2004 tarihinde idareye başvuruda bulunmuş ise de terfi ettirilmeyişinin sebeplerin bildirilmesi istemine dair söz konusu başvurunun 2577 sayılı Yasanın 11.madde kapsamında bir istemi içermediği, bu nedenle dava açma süresini durduracak nitelikte bir başvuru olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.

Davacı, davalı idareye yapmış olduğu başvurusuna ilişkin dilekçenin itiraz mahiyetinde olduğunu, itiraz dilekçesinde, açıkça kararı kabul etmediğine dair ifade bulunmamasının nedeninin polis idari yapısının gereği böyle bir ifade kullanılmasının sakıncalı olmasından kaynaklandığını, aksi takdirde itiraz amacı olmayan bir dilekçeyi kuruma vermesinin nedeni olmayacağını, davanın süresinde açıldığını öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinde, İdare Mahkemelerinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde yazılı bildirim tarihinden itibaren altmış gün olduğuna işaret edilmiş, 11. maddesinin 3. fıkrasında, "ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, 60 gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı kurala bağlanmıştır.

Olayda, İdare mahkemesince; 4.sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunca, 2004 yılında 3.sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine yükseltilmesine karar verilen personele ait listeden 12.5.2004 tarihinde 3.sınıfa terfi ettirilmediğini öğrendiği, 18.5.2004 tarihinde idareye verdiği dilekçe ile terfi ettirilmeyişinin sebeplerinin bildirilmesine dair yaptığı başvurusunun 2577 sayılı Yasa'nın 11.maddesi kapsamında bir istemi içermediği, bu nedenle dava açma süresini durduracak nitelikte bir başvuru olmadığından öğrenme tarihi olan 12.5.2004 tarihinden itibaren 60 günlük sürenin son günü 12.7.2004 tarihine kadar dava açmayarak 20.7.2004 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle inceleme olanağı bulunamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de;davacının 3.sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmediğini 12.5.2004 tarihinde yayımlanan terfi listesinden öğrenmesi üzerine 2577 sayılı Yasa'nın 11.maddesinin tanıdığı başvuru hakkını kullanarak 18.5.2004 tarihinde davalı idare kayıtlarına geçen dilekçe ile yaptığı başvuruda, terfi ettirilen kişilerden rütbe terfi süresini yeni doldurmuş ve kıdem sırasında son sırada bulunan kişinin terfi ettiğini, kendisinin ise 32.sırada bulunmasına rağmen terfi ettirilmeyişinin nedenlerinin bildirilmesini istediği, bu durumda, 3.sınıf emniyet müdürlüğüne yükseltilmemesi işlemine karşı itirazına ilişkin iradesini ortaya koyarak yapmış olduğu 2577 sayılı Yasa'nın 11.maddesi kapsamında bulunan başvurusunun idareye ulaşması üzerine işlemin öğrenilmesi ile başlayan 60 günlük dava açma süresinin durduğu, başvurusunun idarece reddine ilişkin işlemin davacıya 2.7.2004 tarihinde tebliği ile yeniden işlemeye başlayan dava açma süresinden kalan 53 günlük süre içinde 20.7.2004 tarihinde kayda geçen dilekçe ile açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmış olup davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle,davacının temyiz talebinin kabulü ile Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 6.8.2004 günlü, E: 2004/1006 , K:2004/908 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan 16.400.000..lira yürütmenin durdurulması harcının isteği halinde davacıya iadesine 28.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

(DAN-DER; SAYI:110)

BŞ/ÖEK

 

 

 

 

Karar Özeti

Komiser yardımcılığına terfi tarihi 30.6.1999 olarak belirlenerek bu husus kendisine 9.3.2000 tarihinde bildirilen davacının kıdem sıralamasının düzeltilmesi için 10.4.2000 tarihinde yaptığı başvurunun reddi üzerine dava açmayıp, 2002 yılında yeniden yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı süre aşımı bulunmadığı hk.[36]

 

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): İçişleri Bakanlığı-ANKARA

Karşı Taraf : ...

İsteğin Özeti : Ankara 11. İdare Mahkemesinin 11.3.2003 günlü, E:2002/332, K:2003/336 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Deniz Levent

Düşüncesi : Davacının terfi tarihinin düzeltilmesi istemiyle açtığı davanın süresinde olmadığı anlaşıldığından idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Yaşar Uğurlu

Düşüncesi :İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

Komiser yardımcısı olan davacı, komiser yardımcılarının kıdem sıralamasını gösteren 14.3.2002 tarihli işlemin düzeltilmesi için 20.5.2002 tarihinde yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 7.6.2002 günlü işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

Ankara 11.İdare Mahkemesinin 11.3.2003 günlü E:2002/332, K:2003/336 sayılı kararıyla; davacının 1998 yılında açılan komiser yardımcılığı kursunu tamamladıktan sonra 30.6.1999 tarihinde komiser yardımcısı olarak göreve başladığı, terfisinin aynı dönemde polis akademisi mezunları ile birlikte yapılmadığı, kıdem sıralamasını gösteren listenin Emniyet Genel Müdürlüğünün 14.3.2002 günlü işlemi ile duyurulduğu, davacının bu işlemin iptali istemiyle dava açtığının anlaşıldığı , Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Rütbe Yükselmeleri ile Görev Ünvanlarında Uygulanacak Esaslara Dair Yönetmelik hükümlerinde polis amirlerinden polis akademesi mezunları ile 4 yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olan polis memurlarından 6 aylık komiser yardımcılığı kursunu başarı ile bitirmiş olanlar aynı grup içinde değerlendirildiği ve komiser yardımcılığına atananların aynı yıl yaz dönemi polis akademisi mezunları ile birlikte topluca yapılacağının belirtildiği, bu düzenlemenin emniyet personeli arasındaki eşitliğin sağlanmasına yönelik olduğu, her ne kadar davacının bulunduğu komiser yardımcılığı rütbesine terfi ettiği 30.6.1999 tarihi esas alınarak kıdem sıralaması yapılmış ise de, mevzuat hükümlerine göre davacının aynı yıl yaz dönemi polis akademesi mezunları ile birlikte topluca atanmasının yapılması gerektiğinden, dava konusu işlemde ilgininin atamasının yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Davalı idare, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1.maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, 11.maddesinin ilk üç bendinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan, üst makam yoksa işlemi tesis etmiş olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması durumunda ise dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçen sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır.

Dava dosyasın da bulunan belgelerin incelenmesinden; polis memuru iken 1998 yılında açılan komiser yardımcılığı kursunu tamamlayarak 30.6.1999 tarihinde komiser yardımcılığına atanan ve aynı tarihte göreve başlayan davacıya, bu atama tarihi esas alınarak belirlenen kıdem sıralamasını gösteren 9.3.2000 günlü 501196 sayılı listenin tebliği üzerine 10.4.2000 tarihli dilekçesiyle, polis akademisi mezunlarıyla birlikte mezun olmadığını yayımlanan kıdem kitapcığından öğrendiğini belirterek kıdem sıralamasındaki yerinin düzeltilmesi istemiyle idareye başvurduğu, başvurusunun reddine ilişkin 9.5.2000 tarihli işlem davacıya 16.5.2000 tarihinde tebliğ edildiği halde bu işlemin iptali talebiyle dava açmadığı, ancak kendisiyle aynı durumdaki bir kişi tarafından açılan davada İdare Mahkemesince işlemin iptal edilmesi nedeniyle bu kişinin kıdem sıralamasındaki yerinin düzeltildiğini 14.3.2002 tarihli kıdem sıralamasını gösteren listeden öğrendiğinden bahisle kendisinin de kıdem sıralamasındaki yerinin düzeltilmesi için 20.5.2002 tarihinde yaptığı başvurusunun reddedilmesine ilişkin 7.6.2002 günlü, işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlamıştır.

Olayda, 30.6.1999 tarihinde komiser yardımcılığına atanan ve aynı tarihte göreve başlayan davacının, 9.3.2000 tarihli kıdem listesinin tebliği üzerine 10.4.2000 tarihinde kıdem sıralamasının düzeltilmesi istemiyle 2577 sayılı Yasanın 11.maddesi uyarınca itirazda bulunduğu, bu başvurusunun reddine ilişkin 9.5.2000 tarihli işlem 16.5.2000 tarihinde kendine tebliğ edildiği halde kalan dava açma süresi içinde söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açmadığı, bu süreler geçirildikten çok sonra aynı kıdem ve atama tarihini ihtiva eden 14.3.2002 tarihli kıdem sıralamasını gösterir listede mezuniyet tarihinin hatalı olduğunu öne sürerek 20.5.2002 tarihinde yaptığı başvurunun da yukarıda anılan 11.madde hükmü uyarınca yeni bir dava açma süresi ihya etmeyeceği açık olup İdare Mahkemesince bu hususlar gözetilerek bakılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Ankara 11. İdare Mahkemesince verilen 11.3.2003 günlü, E:2002/332, K:2003/336 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 21.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YÖ/ŞGK

 

 

 

 

Karar Özeti

PTT personel yönetmeliğinin 140 ve 141. maddeleri uyarınca disiplin

cezalarının kesinleşme tarihinin bu disiplin cezalarına karşı yapılan

itirazın reddine dair işlemin ilgiliye tebliğ edildiği tarih olduğu,

bu nedenle davada süre aşımı bulunmadığı hk.[37]

 

Samsun İdare Mahkemesinin 8.1.1999 günlü, E:1998/856, K.1999/5 sayılı

kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması

isteminden ibarettir.

Davalı idarede teknisyen olarak görev yapan davacı, Personel

Yönetmeliğinin 120/j ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 45/b

maddesi uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin Yüksek Disiplin

Kurulunun 17.10.1997 günlü, 48 sayılı ve bu kararın kesinleşmesine

ilişkin 11.5.1998 günlü, 20 sayılı kararlarının iptali istemiyle dava

açmıştır.

Samsun İdare Mahkemesinin 8.1.1999 günlü, ... K:1999/5 sayılı

kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinde,

"Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde,

Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün ve vergi mahkemelerinde

otuz gündür.Bu süreler idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıl-

dığı tarihi izleyen günden başlar." hükmünün ve yine aynı Yasanın 11.

maddesinde de, "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari

işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir iş-

lem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makam-

dan, idari dava açma süresi içinde istenebilir.Bu başvurma, işlemeye

başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir

cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin redddedilmesi veya

reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar

ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmünün

yer aldığı, dosyanın incelenmesinden; davacının Ordu Telekom Müdürlü-

ğünde görevli iken telefondan yararlanmak suretiyle oluşan hırsızlık

suçundan hüküm giydiği ve hapis cezasının ağır para cezasına çevrile-

rek ertelendiği, davalı idarenin 17.10.1997 gün ve 48 sayılı işlemiyle

sözleşmesinin feshine karar verildiği, bu işlemin 11.2.1998 tarihinde

davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından aynı gün karara itiraz

edildiği, itiraz tarihinden itibaren kanunda öngörülen 60 günlük süre

içinde cevap verilmemesine rağmen dava açılmayarak itiraz üzerine ve-

rilecek cevabın beklendiği, itirazın reddine ilişkin 11.5.1998 gün ve

20 sayılı işlemin 20.8.1998 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve

9.10.1998 tarihinde bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, anılan

Kanunun 11.maddesi hükmü uyarınca davalı idareye itirazın yapıldığı

11.2.1998 tarihinden sonraki 61.günde yani 12.4.1998 tarihinde işle-

meye başlayan dava açma süresi 11.6.1998 tarihinde dolmasına rağmen,

bu süre geçirildikten sonra 9.10.1998 tarihinde açılan davada süre

aşımı bulunduğundan olayın esasının incelenemeyeceği ve dava açma sü-

resi geçirildikten sonra davacıya verilen cevabın dava açma süresini

yeniden başlatmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle dava süre aşımı yö-

nünden reddedilmiştir.

Davacı, sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin Yönetim Kurulu

Kararıyla kesinleşeceğini, ortada böyle bir karar bulunmadığını, ken-

disine de bu konuda tebligat yapılmadığından dava açma süresinin devam

ettiğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelene-

rek bozulmasını istemektedir.

2 Nisan 1975 tarihli 15196 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan PTT

Personel Yönetmeliğinin 125.maddesinde; ilgili personel hakkında gö-

revden çıkarma cezasının Yüksek Disiplin Kurulunca verilebileceği,

126.maddesinde, ataması Yönetim Kuruluna ait olan personelin görevden

çıkarma cezalarının Yönetim Kurulu, diğer personel hakkında ise Yük-

sek Disiplin Kurulu kararıyla tekemmül edeceği hükme bağlanmış olup,

140.maddesinde, disiplin cezalarına karşı itiraz yolu düzenlenmiş ve

Yüksek Disiplin Kurulunca verilen cezalara karşı yine Yüksek Disiplin

Kuruluna itiraz edebileceği belirtilmiş ayrıca, "itiraz süresi" baş-

lıklı 141. maddesinde de; atamaya yetkili amir ve disiplin kurulu ka-

rarlarına yapılacak itirazların, disiplin cezasının ilgiliye tebliğ

tarihinden itibaren 10 gün içinde yapılması gerekeceği, atamaya yetki-

li amir ve Yüksek Disiplin Kurulu kararlarına karşı kanuni süreler

içinde yargı mercilerine başvurulabileceği, bu süreler içinde itiraz

edilmeyen disiplin cezalarının kesinleşmiş olacağı hükmü yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden; davalı idarede teknisyen olarak çalı-

şan davacının, şefin odasında bulunan devlete ait telefonlardan ayrı

zamanlarda yararlanarak hırsızlık suçunu işlediği sabit olduğundan ba-

hisle yargılanması sonucunda Ordu Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.1995

günlü, ..., K:1995/150 sayılı kararıyla 2 ay 17 gün hapis cezası aldı-

ğı, bu cezanın ağır para cezasına çevrilip tecil edildiği, bu suç ne-

deniyle Türk Telekomünikasyon A.Ş Yüksek Disiplin Kurulunun 17.10.1997

günlü 48 sayılı kararıyla disiplin yönünden durumu değerlendirilerek

Personel Yönetmeliğinin 120/j ve 399 sayılı KHK'nin 45/b maddeleri

uyarınca sözleşmesinin feshedildiği, bu kararın kendisine 11.2.1998

tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacının aynı günlü dilekçe ile

itiraz ettiği ve itirazın reddine ilişkin 11.5.1998 günlü 20 sayılı

Yüksek Disiplin Kurulu kararının 20.8.1998 tarihinde tebliğ edilmesi

üzerine de 9.10.1998 tarihinde bakılan davayı açtığı anlaşılmıştır.

Bu durumda; davacı hakkında tesis edilen işlemin disiplin ceza-

sı mahiyetinde olduğu açık olup, yukarıda anılan hükümler uyarınca di-

siplin cezasının kesinleşme tarihi, bu disiplin cezasına karşı yapılan

itirazın reddine dair işlemin ilgiliye tebliğ tarihi olduğundan, iti-

razının reddine dair işlemin 20.8.1998 tarihinde davacıya tebliğ

edilmesi üzerine bu tarihten itibaren 60 gün içinde açılan davada süre

aşımı bulunmadığından, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ka-

rarda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle,

Samsun İdare Mahkemesince verilen 8.1.1999 günlü, E:1998/856, K:1999/5

sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesi-

nin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa

ile değişik 3.fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar göze-

tilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye

gönderilmesine karar verildi. BŞ/ES

 

 

 

 

 

 

 

 

Karar Özeti

Kamu personeli yabancı dil seviye tespit sınavında başarılı olanların,

sınav tarihinden itibaren beş yıl içinde ileriye dönük şekilde hukuki

soruşturmadan yararlanmak üzere 2577 sayılı yasanın 10.maddesi uyarın-

ca idareye başvurmaları ve anılan hüküm gereğince dava açmaları mümkün

bulunduğundan 2577 sayılı yasanın 12.maddesi hükmü gereğince davanın

süre aşımı yönünden reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.[38]

 

Davacı, 3.11.l992 günününde yapılan Kamu Personeli Yabancı Dil

Sınavında 85 puan alarak başarılı olması ve (B) düzeyini tutturmasına

karşın yabancı dil tazminatından yararlandırılmaması üzerine yabancı

dil tazminatının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin

işlemin iptali ve yabancı dil tazminatının 1992 yılı Kasım ayından i-

tibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle da-

va açmıştır.

Malatya İdare Mahkemesinin 8.3.1995 günlü, 1995/183 sayılı ka-

rarıyla, olayda, davacının yabancı dil tazminatından yararlandırılması

talebiyle 25.8.1994 günlü dilekçe ile başvurduğu, bu başvurudan önceki

son icra tarihinin son aylık aldığı tarih olan 15.8.1994 olduğu, ida-

renin 25.8.1994 tarihli başvuruya en son 24.10.1994 gününde cevap ver-

mesi gerektiği, idarenin 26.9.1994 tarihinde işlem tesis ettiği ancak

bu işlemi davacıya 15.11.1994 günü tebliğ ettiğinin anlaşıldığı, dava-







Yeni Sayfa 1





belediyelerin "imar", "ımar" ve "imar
hukuku", "ımar hukuku", "kaçak yapı", imar planı", "arazi ve arsa düzenlemesi",
"imar para

cezaları", "imar kirliliği suçları", "idare hukuku", "idari yargılama usulü" ve
her türlü imar sorunlarına çözüm getirecek olan "imar hukukcusu" ve "ımar
hukukçusu".












imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-10-08 (1812 okuma)

[ Geri Dön ]