imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

2577 sayılı Kanunun 7. maddesi ile ilgili Danıştay içtihatları
imar hukuku



Türkiyenin imar hukuku sorunları


Yeni Sayfa 2

rarın Özeti

2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanunun yürürlükte olduğu 12.9.1980-7.12.1983 tarihleri arasında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararlarına karşı açılan iptal davalarının esasının incelenmesi gerektiği hk.[1]

 

 

 

Kararın Özeti

Vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı dava açma süresi içinde yaptığı düzeltme başvurusu reddedilen davacının, şikayet yoluna gitmeyerek açtığı davada, dilekce ve eklerinin merciine tevdii gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddinde isabet görülmediği hk.[2]

1995 ve 1996 yılları için salınan ağır kusur cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden hesaplanan ağır kusur cezasının düzeltilmesini isteyerek, vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde vergi dairesi müdürlüğüne başvuran ve istemi reddedilen yükümlünün, tarhiyatın kaldırılması istemiyle açtığı davayı süre aşımı nedeniyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmeleri Merkez Müdürlüğüne bağlı İstanbul Döner Sermaye İşletmeleri Müdürlüğünün 1995 ve 1996 yıllarına ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmediğinden bahisle resen salınan uyuşmazlık konusu vergi ve cezalara ait ihbarnamelerin 21.12.2000 gününde tebliği üzerine 4.1.2001 gününde vergi dairesine düzeltme başvurusunda bulunulduğu, düzeltme isteminin reddine dair yazının 20.2.2001 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 15.3.2001 tarihinde vergi mahkemesinde dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Vergi Usul Kanununun yukarıda sözü edilen hükümleri uyarınca, düzeltme başvurusunun reddi üzerine şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına başvurulması ve ancak Bakanlığın olumsuz yanıtı üzerine işlemin iptali istemiyle dava açılması mümkün olduğundan, merciine başvurulmadan açılan davanın incelenmesi mümkün değildir.

Bu nedenle, şikayet mercii olan Maliye Bakanlığına müracaat edilmeden açılan davada, vergi mahkemesince 2577 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan hükümleri uyarınca, dilekçenin Maliye Bakanlığına tevdii gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin 29.1.2003 günlü ve E:2003/71, K:2003/103 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 27.2.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.



 

Kararın Özeti

Düzeltme zamanaşımı süresi içinde yapılan başvurunun reddi yolundaki işleme karşı dava açılmaması nedeniyle zamanaşımı süresinden sonra yapılan aynı konudaki düzeltme başvurusu üzerine kurulan olumsuz işlemin yeni bir dava hakkı doğurmayacağı hk.[3]

 Yükümlü bankanın mülkiyetinde bulunan taşınmazların 1989 yılında ... Konut Anonim Şirketine devri nedeniyle tahsil edilen tapu harcının ret ve iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki karar temyiz edilmiştir.

Bir kısım arsalarının ... Konut Anonim Şirketine ayni sermaye olarak konulması nedeniyle 26.12.1989 tarihinde tapu harcı ödeyen yükümlü banka 22.3.1990 tarihli dilekçesiyle 2982 sayılı Kanun uyarınca her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması gerektiğini ileri sürerek düzeltme talebinde bulunmuş, ödediği tapu harcının ret ve iadesini istemiştir. Bu istemin cevapsız kalması üzerine 9.1.1998 tarihinde ikinci kez düzeltme talebinin ve Maliye Bakanlığına şikayet başvurusunun reddi üzerine 17.7.1998 tarihinde dava açmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı, 126 ncı maddesinde ise 114 üncü maddede yazılı zamanaşamı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği belirtilmiştir.

Olayda, hatanın yapıldığı 1989 yılını takip eden yıldan itibaren beş yıl olan zamanaşımı süresi içinde ve 22.3.1990 tarihinde yapılan düzeltme başvurusu, düzeltme zamanaşımı süresinde ise de, bu başvuruya yanıt verilmemek suretiyle kurulan işleme karşı süresinde dava açılmamıştır. Düzeltme zamanaşımı süresi dolduktan sonra ve 1998 yılında aynı konuda yeniden yapılan düzeltme başvurusunun reddi yeni bir dava hakkı doğurmayacağından davanın reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, 7.12.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 

 

Kararın Özeti

Mahsup isteminin kısmen reddedildiğini düzeltme fişinin tebliği ile öğrenen davacının fiili mahsubun düzeltme fişinden sonra yapıldığı iddiasının düzeltme fişinin tebliği tarihinde başlayan dava açma süresini değiştirmeyeceği hk.[4]

 Yükümlü şirketin iadesi gereken kurumlar vergisi ve fon payının Nisan 1996 dönemi gelir (stopaj) vergisine mahsubu isteminin kısmen reddi yolundaki düzeltme fişinin tebliği üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden davacının 1995 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde, mahsuplardan sonra kalan ve iadesi gereken ... lira kurumlar vergisi ile ... lira fon payı beyan edildiği, bu vergi ve fon payının da Nisan 1996 dönemi gelir (stopaj) vergisi borcuna mahsubu isteminin; ...- lira kurumlar vergisi ve ...- lira fon payına ilişkin kısmının ... tarih ve ... sayılı düzeltme fişiyle kabul edildiği, aynı düzeltme fişinde, ... İnşaatının geçici kabulünün 1992 yılında yapılmış olması, ... İnşaatının da halen devam etmesi nedeniyle söz konusu hakedişlerden kesilen verginin iade ve mahsubunun mümkün olmadığı belirtilerek düzeltme fişinin 23.10.1996 gününde davacıya tebliğ edildiği ve mahsubun 25.10.1996 gününde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Mahsup isteminin kısmen reddine ilişkin düzeltme fişinin davacıya 23.10.1996 da tebliğ edildiği ihtilafsızdır.

İdari davaların, dava konusu işlemin yazılı olarak bildiriminden başlayarak 2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesinde belirlenen 30 gün içinde açılması gerektiğinden, bu süre geçirildikten sonra, 25.11.1996 gününde açılan davanın süre aşımından reddi yolundaki ısrar kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu nedenle temyiz isteminin reddine, 26.5.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.



 

 

Kararın Özeti

Özel kanunlarda öngörülen ve bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlayan dava açma sürelerinin de ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hk.[5]

Eksik ödenen Aralık 1996 dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisinin tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Yükümlü kurumun temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; ödeme emrinin davacı kuruma ... tarihinde tebliğ edildiği, davanın yedi günlük dava açma süresi geçirildikten sonra ... tarihinde açıldığı kabul edilerek, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiş ise de, söz konusu ödeme emrine ait tebliğ alındısının incelemesinden, mahkemece tebliğ tarihi olarak kabul edilen ... tarihinin, posta merkezlerince basılan kaşedeki
... ve ... tarihlerinden çok önceki bir tarih olduğundan, tebliğ evrakının postaya verilmeden çok önceki bir tarihte tebliğ edildiğinin fiilen ve hukuken kabul edilemeyeceği, davalı idarece verilen savunmada bu konuda hiç bir iddiaya da yer verilmediği, sadece esas ile ilgili savunma yapıldığı, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların araştırılması gerekirken süre aşımı nedeniyle davanın reddinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve ...
sayılı kararıyla; aslı getirtilen tebliğ alındısından, evrakın ... tarihinde posta merkezine verildiği, tebliğin ... tarihinde yapıldığı ve aynı tarihte de, posta işletmesine teslim edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.

Direnme kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiş ve dava açma
süresinin geçmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Aralık 1996 dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi borcunun
tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiştir.

Kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı yedi gün içinde dava açılacağı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesi gereğidir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde dava açma süresinin vergi mahkemelerinde otuz gün olduğuna ilişkin kural ile özel kanunlarda öngörülen süreler saklı tutulmuş, 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında da bu kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa, bu sürelerin ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı kurala bağlanmıştır.

Çalışmaya ara verme süresinde biten sürelerin uzayacağına ilişkin bu düzenleme, özel bir düzenlemedir. Bu nedenle bitimi çalışmaya ara verme zamanına rastlayan sürenin, özel kanunlarda öngörülen dava açma süresi olması halinde de uzayacağı açıktır.

Çalışmaya ara verme zamanına rastlayan 11.8.1997 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı yedi gün içinde olmamakla birlikte uzamış süre içinde, 19.8.1997 tarihinde dava açıldığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı noktasından reddine ilişkin ısrar kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, ... Vergi Mahkemesinin ... günlü ve ... sayılı ısrar kararının bozulmasına karar verildi.

 




 

 

Kararın Özeti

İhbarnamelerin davacının eski ortağına tebliğ edildiği tarih esas alınarak davanın süre aşımından reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı hk.[6]

Yükümlünün adi ortaklık şeklinde faaliyet göstermesine karşın inşaat malzemeleri ticaretine ilişkin işlemleri şahsi işletmesine ait defterlere kaydettiğinin tespiti üzerine adına Şubat 1995 dönemi için ağır kusur cezalı katma değer vergisi salınmıştır.

Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; tarhiyata ilişkin vergi ve ceza ihbarnamesinin, ... gününde tebliğ edildiği halde, davanın 2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesinin birinci bendinde belirtilen 30 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra ... gününde açıldığı ve süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle 2577 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi uyarınca davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Yükümlünün temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; 1991 yılı uyuşmazlığıyla ilgili dosyada bulunan belgelerden; ..., ... ve ...'ın ifadelerine başvurulduğu, bu ifadelere göre ... ile ...'ın nakliyecilik faaliyetini adi ortaklık şeklinde yürüttüğü, inşaat malzemeleri ticaretinde ise adi ortaklığın söz konusu olmadığı, ... ile ...'ın herhangi bir sermaye
koymadıkları, kardan pay almak suretiyle ... ile birlikte çalıştıkları, ...'in ... tarihinde kendi adına mükellefiyet tesis ettirdiği, kardan pay almak şeklinde yürütülen ilişkinin 1994 yılında sona erdiği, 1991 yılına ilişkin dava dosyasında vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğ edildiği ... ile yükümlü ... arasında inşaat malzemeleri ticareti işinin adi ortaklık şeklinde yürütülmediği sonucuna ulaşıldığı, bu durumda yükümlünün temsilcisi, vekili veya ortağı olmayan bir kişiye ... tarihinde yapılan tebligatta yasaya uygunluk bulunmadığından,
yükümlünün ihbarnameden haberdar olduğunu ileri sürdüğü tarih esas alınarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, süre aşımı yönünden reddeden mahkeme kararında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozmaya uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; dosyadaki belgelerden, bir veya daha fazla ortağın idare ve temsil işleri ile görevlendirildiği hususunda vergi dairesine bilgi verilmediğinin anlaşıldığı, adi ortaklıkta katma değer vergisine ilişkin vergi ve ceza ihbarnamesinin ortaklardan yalnız birine tebliğinin yeterli olduğu, olayda da ortaklık adına yapılan ağır kusur cezalı tarhiyata ait ihbarnamenin ortaklardan ...'e tebliğ edildiği gerekçesiyle süre aşımı yönünden davanın reddi yolundaki ilk kararında direnmiştir.

Direnme kararını temyiz eden yükümlü davanın süresinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Şubat 1995 dönemi için salınan kusur cezalı katma değer vergisine karşı açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Dosyada bulunan inceleme raporu ve eki tutanaklardan davacının inşaat malzemeleri ticaretini öteden beri şahsi işletmesi olarak yürüttüğü, 1988 yılında ...'ın, 1992 yılında ...'in emeklerini sermaye olarak koyarak bu işletmeye ortak oldukları, 1994 yılında adi ortaklığın sona erdirildiği ve ortaklardan ...'in aynı iş yerinde ... tarihinde inşaat malzemeleri ticareti nedeniyle mükellefiyet tesis ettirdiği, inceleme elemanınca ortaklık defterinde kayıtlı olmayan belgelere ilişkin katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi sonucu cezalı tarhiyat uygulandığı ve dava konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.

İfadelerine başvurulan tüm ortaklar 1994 yılının son ayında ortaklığın sona erdiğini beyan etmelerine rağmen Şubat 1995 dönemi için düzenlenen ihbarnamelerin ... tarihinde ...'e tebliğinin yasal olduğunun kabulü mümkün değildir.

Davacı tarafından ıttıla tarihine göre 30 gün içinde açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken sürenin söz konusu bildirime ait tarih esas alınarak hesabı suretiyle davanın süre aşımından reddi yolundaki ısrar kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

Bu nedenle temyiz isteminin kabulüne, ... Vergi Mahkemesinin ... günlü ve ... sayılı ısrar kararının bozulmasına karar verildi.



 

Kararın Özeti

Tarhiyata karşı dava açma süresi içinde vergi dairesi müdürlüğüne düzeltme başvurusu reddedilen davacının şikayet başvurusunda bulunmadan açtığı davada dilekçe ve eklerinin maliye bakanlığı'na tevdii gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddinde hukuka uygunluk görülmediği hk.[7]

Yükümlü şirket adına 1989 yılı için kusur cezalı tapu harcı salınmış, gecikme faizi hesaplanmıştır. İhbarname ile duyurulan harç ve gecikme faizine karşı dava açma süresi içinde düzeltme başvurusu yapılmış, bu istemin reddi yolundaki işlemin tebliği üzerine tarhiyatın kaldırılması istemiyle vergi mahkemesinde dava açılmıştır.

Davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci ve 11 inci maddelerinde dava açma süresi ve üst mercie başvuru yollarının düzenlendiği, davacının, ... tarihinde tebliğ edilen ihbarnamede yer alan harç ve gecikme faizinin düzeltilmesi istemiyle ... tarihinde vergi dairesi müdürlüğüne başvurduğu, istemin reddine ilişkin yazının ... tarihinde tebliği üzerine, tarhiyatın kaldırılması istenerek ... tarihinde dava açıldığı, dava açma süresi ... tarihinde sona erdiğinden, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın süre aşımından reddine karar vermiştir.

Bir vergilendirme hatasına dayalı olarak vergi idaresine yapılacak düzeltme başvurusu üzerine yanıtın vergi mahkemesinde dava açma süresinden sonra verilmesi halinde şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına başvurulması gerekmektedir.

Davacı kurumun, vergisi uyuşmazlık konusu dönemde, dava açma süresini geçirmeden düzeltme istemesine rağmen, bu istemin ilgili vergi dairesi müdürlüğünce reddedildiği ancak, bu süreçte dava açma süresinin geçirildiği saptanmaktadır. Dolayısıyla başvurunun, dava açma süresinden sonra yapılmış bir başvuru olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, idari başvuru yolları tüketilmeksizin, kesin ve yürütülebilir özellikte bulunmayan düzeltme isteminin reddi üzerine vergi mahkemesine başvurulmasına olanak bulunmamaktadır.

Vergi mahkemesince, davacının vergi dairesine yaptığı başvurunun reddi sonucunda şikayet mercii olan Maliye Bakanlığına müracaat edilmeden açılan davada, dilekçenin 2577 sayılı Yasanın yukarıda açıklanan hükümleri uyarınca, Maliye Bakanlığına tevdii gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

Bu nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile ... Vergi Mahkemesinin ... günlü ve ... sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına karar verildi.

 

 

Kararın Özeti

Gümrük Yönetmeliğinin 442.maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak idarece kurulmuş bir işlem bulunmadığından, yönetmeliğin yayımı tarihine göre 2577 sayılı Yasanın 7.maddesinde öngörülen süre geçirildikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddinde hukuka aykırılık görülmediği hk.[8]

... Bitki ve Bitkisel Ürünler Gümrük Müdürlüğünde tescilli ... gün ve ... sayılı gümrük giriş beyannamesi kapsamı eşya nedeniyle hesaplanan gümrük vergisi ve katma değer vergisi ile ileride karar altına alınacak bu vergilerin üç katı tutarındaki para cezalarını da karşılayacak tutarın depoya alınması istemine yapılan itiraz üzerine Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... gün ve ... sayılı kararı ile gümrük vergisine yönelik itiraz kabul edilmiş, katma değer vergisine ilişkin itirazın reddi yolundaki kararın ... tarihinde tebliği üzerine dava açılmıştır.

Davacı şirket, 1615 sayılı Gümrük Kanununun 158 inci maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle konunun Anayasa Mahkemesine gönderilmesi ve Gümrük Yönetmeliğinin 442 nci maddesi ve izleyen maddelerinin iptaliyle para cezasının kaldırılması istemiyle dava açmıştır.

Davayı inceleyen Danıştay Yedinci Dairesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinde dava açma süresine yer verildiği, düzenleyici işlemlerin uygulanmasının, bu işleme dayanılarak idare tarafından bir işlem tesis edilmesiyle mümkün olduğu, olayda, Gümrük Yönetmeliğinin 442 nci maddesi ve izleyen maddelerinin uygulanmasına yönelik idarece tesis edilmiş bir işlemin bulunmadığı, her ne kadar davacı şirket Gümrükler Genel Müdürlüğünün ... günlü ve ... sayılı kararının tebliği üzerine dava açmışsa da, söz konusu karar; Gümrük Yönetmeliğinin 442 nci maddesi ve müteakip maddelerinin uygulanmasına değil, ithal konusu eşyalara ait gümrük vergisi ve katma değer vergileri ile ileride karar altına alınacak para cezasını karşılayacak tutarın depoya alınmasına dair Gümrük Müdürlüğü işlemine yönelik itirazın kısmen reddine ilişkin olduğu, esasen dava tarihi itibarıyla Gümrük Kanunu uyarınca alınmış bir para cezası kararının da bulunmadığı, bu nedenle, 2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının olayda uygulanması söz konusu olmadığından, 3.2.1973 günlü ve 14437 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin 442 nci maddesi ve izleyen maddelerinin yayımı tarihinden çok sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Karar yükümlü tarafından temyiz edilmiş ve gümrük para cezalarına karşı yetkili mahkemenin Gümrük Yönetmeliği ile tayininin hukuka aykırı olduğu, vergi uyuşmazlıklarında dava açma süresi 30 gün olmasına rağmen, Gümrük Kanununun 158 inci maddesiyle gümrük vergisine bağlı para cezalarına yapılacak itirazların 15 gün ile sınırlandırılmasının Anayasanın 13 üncü maddesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi Kararın özet bölümünde yazılı Danıştay Yedinci Dairesinin ... günlü ve ... sayılı Kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.

Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine karar verildi.






 

Kararın Özeti

Şikayet başvurusunun zımnen reddi üzerine 30 günlük sürede açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı hk.[9]

Satın aldığı gayrimenkul nedeniyle yükümlü şirket adına tahakkuk ettirilerek tahsil edilen tapu harcının iadesi istemiyle yaptığı düzeltme isteminin reddi üzerine şikayet yoluyla yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işleme karşı dava açılmıştır.

Davayı inceleyen ........... Vergi Mahkemesi, ... günlü, 1996/1819 sayılı kararıyla; yükümlü şirketin ... tarihli dilekçe ile yaptığı düzeltme isteminin reddine ilişkin yazının ... tarihinde tebliğ edildiği, Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla ... tarihinde başvurulduğu ve 60 günlük cevap süresinin, ... tarihinde, dava açmak için geçerli 30 günlük sürenin ise ... tarihinde sona erdiği, davanın ...
tarihinde, süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Yükümlünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, ... günlü, 1998/722 sayılı kararıyla; Davacı şirketin düzeltme isteminin reddine ilişkin işlemi ... tarihinde tebellüğ etmesi üzerine ... tarihinde Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla başvurduğu, Bakanlığın 60 günlük cevap süresinin ... tarihinde sona ermesi nedeniyle, ... tarihinde açılan davanın süresinde olduğu, uyuşmazlığın düzeltme ve şikayet müessesesi kapsamı içerisinde çözümlenmesi gerekirken, vergi mahkemesince davanın süre aşımı yönünden reddedilmesinde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü, 1998/613 sayılı kararıyla; ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak, Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla başvurma tarihine kadar geçen 22 günlük sürenin dava açma süresine eklenmemesi halinde, mükelleflerin şikayet başvurusunu istedikleri tarihte yapmaları gibi bir durumun ortaya çıkacağı, vergi mahkemesinde dava açma süresinin 30 gün olduğu, Maliye Bakanlığı işleminin dava konusu edilmesi sebebiyle, bu işlemin tebliğ tarihinden itibaren, yasa hükümleri gözardı edilerek davacılara yeniden 30 günlük dava açma süresi verilmesine imkan bulunmadığı, Maliye Bakanlığı işleminin ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da dava konusu edilmesi halinde davacılara yukarıda belirtilen esaslar dahilinde 60 günlük dava açma süresi tanındığı, 6.10.1995 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.

Israr kararı yükümlü şirket tarafından temyiz edilmiş ve davaya konu yapılan olumsuz işleme karşı 30 gün içinde dava açıldığı, davanın esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Yükümlü şirketten tahsil edilen tapu harcının iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun zımnen reddi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılan davayı süre aşımı nedeniyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Vergi Usul Kanununun 124 üncü maddesinde, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talebi reddolunanların, şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri öngörülmüştür.

 Bu düzenleme nedeniyle vergilendirmeye ilişkin işlemlerde Vergi Usul Kanununun 116 ncı maddesi ve devamında belirtilen vergilendirme ve hesap hataları bulunması halinde ilgililer, bu işlemlere karşı süresinde vergi mahkemesinde dava açabilecekleri gibi söz konusu 30 günlük süreyi geçirdikten sonra düzeltme ve şikayet yolunu da izleyebilirler. Kanunun 126 ncı maddesinde düzeltme zamanaşımı süresinin vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl olduğu kabul edilmiştir.

Bu kurallar uyarınca yapılan şikayet başvurusu üzerine açıkca veya zımnen kurulan işlemler, 2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesi uyarınca tebliğinden başlayarak 30 gün içinde vergi mahkemesinde açılacak iptal davasına konu edilebilirler. Şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemlere karşı dava açma süresi ise istemin reddedilmiş sayıldığı tarihi izleyen günden başlatılarak hesaplanacağından, tapu harcının vergi hatası nedeniyle ret ve iadesi istenerek ... tarihinde yapılan şikayet başvurusuna yanıt verilmemesi nedeniyle istemin reddedilmiş sayıldığı ... tarihi gözönüne alındığında, 30 günlük dava açma süresi geçirilmeden ve ... gününde açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.

Bu nedenle temyiz isteminin kabulü ile ... Vergi Mahkemesinin ... günlü, 1998/613 sayılı kararının, şikayet başvurusunun zımnen reddi yolundaki işlem Maliye Bakanlığı işlemi olduğundan, vergi dairesi müdürlüğü husumetiyle açılan davada hasım düzeltildikten sonra davanın esası incelenerek karar verilmek üzere bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, karar verildi.



 

Kararın Özeti

Düzenleyici işlemin ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük
süre içinde açılmayan davanın süre aşımından reddi gerektiği hk.[10]

Dava; 253 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Sevk İrsaliyesiin Düzenlenmesinden Sonra Emtianın Sevk Edilmesi" başlıklı (A/2) işaretli bölümünün iptali istemiyle açılmıştır.

Davayı inceleyen ... Dairesi ... günlü, 1998/2789 sayılı kararıyla; 253 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 22.1.1997 günlü 22885 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, 2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesi uyarınca ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken söz konusu Tebliğin A/2 bölümünün iptali istemiyle 6.10.1997 gününde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin 1-d bendine göre davayı süre aşımından reddetmiştir.

Kararı temyiz eden davacı kurum, davanın düzenleyici işlemin şirket aleyhine uygulanmasından sonra 60 günlük dava açma süresi içinde açıldığını, sevk irsaliyesi bulunmadığı yolunda şirket yetkililerinin gıyabında düzenlenen yoklama tutanağının tebliği üzerine açılan davanın süresinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

253 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin (A/2) işaretli bölümünün iptali istemiyle açılan davayı süre aşımından reddeden Danıştay Dördüncü Daire kararı temyiz edilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinin 4
üncü bendinde; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başladığı ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.

253 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği; 22.1.1997 günlü ve 22885 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gereken dava, ... gününde açılmıştır.

Davacı, dava konusu Genel Tebliğe dayanılarak hakkında yapılmış ve idari davaya konu edilebilecek nitelikte somut bir işlem bulunduğunu belgelemediğinden, dava açma süresinin uygulama işleminin bildirim tarihine göre hesaplanmasını gerektiren bir durum da bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, süresinde açılmayan davanın bu yönden reddinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bu nedenle temyiz isteminin reddine, karar verildi.



 

 

 

Kararın Özeti

Usulüne uygun yapılmamış bir yazılı bildirime dayanılarak davanın süre aşımı nedeniyle reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı hk.[11]

Davacı, adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı dava açmış ve ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediğini iddia etmiştir.

Davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü, 1995/92 sayılı kararıyla; ödeme emirlerinin yükümlünün adresinde aynı çatı altında oturan eşi ... imzasına ... tarihinde tebliğ edildiği, davanın, dava açma süresi geçirildikten sonra ... tarihinde açıldığı, yükümlünün 1989 yılında boşandığı eşine yapılan tebligatın geçerli olmadığını ileri sürmesi üzerine getirtilen vergi ve ceza ihbarnamesi tebliğ alındılarının incelenmesinden, ihbarnamelerin yükümlünün bilinen adresinde
... gününde eşi ... imzasına tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda yükümlünün boşandığı eşi ile aynı çatı altında oturmadığını kanıtlayamadığı, aynı çatı altında oturduğu kişiye yapılan tebligattan haberdar olmamasının da düşünülemeyeceği gerekçesiyle davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Yükümlünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi, ... günlü, 1996/128 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanununun 100 ve 101 inci maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden bilinen adresin birden çok olması halinde en son bildirilen adresin veya bu makamca tespit edilen adresin esas alınacağı, söz konusu olayda ihbarnameler ile ödeme emirlerinin tebliğ edildiği adres ile ihbarname ve takdir komisyonu kararında yazılı adresin farklı olduğu, dava dilekçesinde bildirilen adrese ise davalı idare savunması ile mahkeme kararının tebliğ edildiği, birden fazla bilinen adresi olan yükümlüye ihbarname ve ödeme emri tebligatının geçerli bir şekilde yapıldığından söz edebilmek için tebligat yapılan adresin idareye en son bildirilmiş veya usulune uygun bir şekilde tesbit edilmiş adres olması gerektiği, idarece bu yönde yapılmış bir tesbit bulunmadığı, mahkemece de bu hususun araştırılmadığı gerekçesiyle kararı bozmuş, vergi idaresinin karar düzeltme istemini reddetmiştir.

Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve 1997/247 sayılı kararıyla ilk kararında ısrar etmiştir.

Direnme kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiş ve 1989 yılında boşandığı eşi ile birlikte oturmadığını, tebligatlardan tesadüfen haber olduğunu ve buna göre süresinde dava açıldığını ileri sürerek bozulmasını istemiştir.

Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davayı süre aşımı nedeniyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin ... adresinde, "aynı çatı altında oturan eşi Ayfer Kul" imzasına ... tarihinde tebliğ edildiği ve ... tarihinde mahkeme kaydına giren dilekçe ile dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava dilekçesine ekli ... Asliye Hukuk Mahkemesinin, ... günlü ve 1989/550 sayılı ilamından, davacı ve ...'un 1989 yılında boşanmış oldukları görülmektedir. Ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla davacı ve Ayfer Kul'un boşanmış oldukları ve aynı çatı altında yaşadıklarına dair de herhangi bir tespit bulunmadığı anlaşılmaktadır.

2577 sayılı Yasanın 7 nci maddesinde dava açma sürelerine yer verilmiş ve bu sürelerin başlaması yazılı bildirimin usule uygun olarak yapılmış olmasına bağlanmıştır. Ödeme emrine ait yazılı bildirimin Vergi Usul Kanununun 100 üncü ve 101 inci maddeleri gereğince yükümlünün bilinen en son adresinde yapılması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; takdir komisyonu kararları ve ihbarnamelerde yükümlüye ait adresin, ... şeklinde yazıldığı ancak, ihbarnamelerin ve ödeme emirlerinin ... adresinde, idarenin savunması ile kararın ise dava dilekçesinde bildirilen ... adresinde tebliğ edildiği belirlenmektedir. Bu durumda davacının birden fazla bilinen adresi olduğu anlaşılmaktadır. Ödeme emirlerine ilişkin tebliğin geçerli kabul edilebilmesi için tebligat yapılan adresin, Vergi Usul Kanununun 100 üncü ve 101 inci maddeleri uyarınca idareye en son bildirilmiş veya idarece usulüne uygun bir şekilde saptanmış ve tebligata elverişli adres olması gerekmektedir.

Herhangi bir kanıt bulunmadığı halde, davacının boşandığı da sabit, eski eşine ait ikametgah adresinde ikamet ettiği yaklaşımıyla verilen, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Bu nedenle temyiz isteminin kabulüne, ... Vergi Mahkemesinin ... günlü, 1997/247 sayılı kararının bozulmasına, karar verildi.

 

Kararın Özeti

İdari yargılama hukukunda dava açma sürelerinin kamu düzeniyle ilgili olduğu ve hak düşürücü süre niteliği taşıdığı, ancak yasada öngörülen hallerde uzayacağı, duracağı ve kesileceği, vergi mahkemesinde 30 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği hk.[12]

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, eğlence vergisi hasılatının % 10'unun İzmir Veremle Savaş Derneğine ödenmesi istemiyle dernek tarafından 26.10.1990 gününde yapılan başvuruya cevap verilmemek suretiyle kurulan olumsuz işleme karşı ... tarihinde açılan dava, İzmir 3.İdare Mahkemesince reddedilmiştir.

Davacının temyiz başvurusu, Danıştay Dokuzuncu Dairesince incelenmiş ve karar; 2576 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca, eğlence vergisi hasılatından Veremle Savaş Derneğine pay ayırılmasının, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alması nedeniyle, sosyal amaçlı yardımlara ilişkin uyuşmazlıkların çözümünün vergi mahkemesinin görevine girdiği, bu nedenle dosyanın vergi mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden söz edilerek bozulmuş ve bu karar uyarınca dosya, vergi mahkemesine gönderilmiştir.

Davayı inceleyen İzmir 3.vergi Mahkemesi, ... günlü ve ... sayılı kararıyla; Danıştay Dokuzuncu Dairesince davanın görüm ve çözümünün vergi mahkemesine ait olduğuna karar verildiğinden, mahkemelerince görev uyuşmazlığının devam ettirilmesinin mümkün olmadığı, dava açma sürelerinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci ve 8 inci maddelerinde düzenlendiği, olayda, eğlence vergisi payının ödenmesi için davalı idareye 26.10.1990 tarihinde başvurulduğu, 2577 sayılı Yasanın 10 uncu maddesi uyarınca 60 gün içinde cevap verilmediğinden, bu sürenin bittiği ... tarihinde isteğin reddedilmiş sayıldığı, yasadan dolayı kurulmuş sayılan olumsuz işleme karşı, vergi mahkemelerinde dava açılması halinde geçerli olan 30 günlük dava açma süresinin ... tarihinde sona ereceği, ... tarihinde açılan davanın süre aşımı
nedeniyle reddi gerektiği ancak, davanın konusunun, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükle veya bunlara ait zam ve cezalarla ilgili olmadığı, vergi hasılatından kesilecek payın davacı derneğe ödenmesiyle ilgili bulunduğu, nitekim, davacı tarafından da, davanın çözümünün, idare mahkemesinin görevine girdiği düşüncesiyle bu mahkemelerde geçerli olan 60 günlük dava açma süresi içinde ve ... tarihinde dava açıldığı, idare mahkemesince verilen kararın, Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından görev yönünden bozulması üzerine dosyanın mahkemelerine intikal ettiği, davanın çözümünün idare veya vergi mahkemesinden hangisinin görevine gireceği hususunun mahkemeler arasında dahi değişik yorumlandığı, davanın görüm ve çözümünün hangi mahkemenin görevine girdiğinin davacı tarafından tespitin çok zor olduğu, bu yüzden davacının idare mahkemesinde dava açmasından dolayı kusurlu görülemeyeceği, her ikisi de idari yargı mercii olan idare ve vergi mahkemelerinde dava açma sürelerinin farklı düzenlenmesinden kaynaklanan bu durumun, davacı aleyhine yorumlanarak idare mahkemesinde süresi içinde açılan davanın, Danıştay kararıyla görevlendirilen vergi mahkemesinde süre aşımından reddinin, genel hukuk kuralları, hakkaniyet ve adalet prensiplerine ters düşeceği, kendi kusuru dışında yargı mercilerinin farklı görüşleri nedeniyle dava açma hakkının engellenmesi sonucunu doğuracağı, her ne kadar, idare mahkemesince görev yönünden reddedilen ve işlemin tebliğinden itibaren 31 ila 60 ıncı gün arasında açılmış olan ve vergi mahkemesinin görevindeki her dava için bu mahkemelerde açılacak davanın süre aşımından reddi gerekmekte ve aksi görüşle bu davaların süresinde kabulü halinde, vergi mahkemesinde dava açma süresini geçiren bazı kişilerce süresi geçen vergi davalarının idare mahkemesinde açılabileceği ancak, bunun açıkça vergi mahkemesinin görevinde olmasına rağmen idare mahkemesinde açılan davalarla sınırlı tutulması gerektiği, bu nedenle, idare mahkemesinde görev yönünden reddedilerek vergi mahkemesine gelen dava dosyalarının yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda titizlikle incelenmesi ve davanın süresinde olup olmadığına, olayın gelişimine göre karar verilmesinin hakkaniyet gereği olduğu, aksi halde, idare mahkemesinde dava açan herkesin, dava açma süresi 60 gün olmasına karşın, mahkemece davanın görev yönünden reddi ile dosyanın vergi mahkemesine gönderilmesi olasılığını düşünerek, vergi
mahkemeleri için belirlenen 30 günlük dava açma süresini esas alarak dava açması gibi hukuki dayanağı olmayan güvensiz bir durumun ortaya çıkacağı, bu açıklamalar karşısında davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 103 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca, belediyelerin eğlence vergisi hasılatının % 10'unu verem savaşına ayıracakları, kendi sınırları içinde, veremle savaş derneği teşkilatı varsa bu payı yardım olarak adı geçen derneğe verecekleri hüküm altına alınarak belediyelerin bu konuda yükümlü kılındıkları, teşkilat tabirinin, bir amacı gerçekleştirmek üzere olşuturulan kuruluşu ifade ettiği, veremle savaş dispanserleri, veremle savaş amacını gerçekleştirmek ve uygulamak üzere oluşturulmuş hastane, sanatoryum, provantoryum, aeryum ve BCG kampanyası ile gezici röntgen, verem tarama ekipleri gibi kuruluşlardan biri olduğu, İzmir Veremle Savaş Derneği Ana Tüzüğünün, 4. ve 5 inci maddelerinde amacın, görev ve çalışma esaslarının gösterildiği, ayrıca tüzükte, derneğin şubesi olmadığının belirtildiği, bu durumda, derneğin amaç ve görevleri kapsamında yardım yaptığı tüm kuruluşların, derneğin teşkilatı olarak kabul edilmesi gerektiği, sözü edilen maddede, dernek veya şube sözcüğünün değil, teşkilat sözcüğünün kullanıldığı, kaldı ki Veremle
Savaş D


imar hukukçusu








belediyelerin "imar", "ımar" ve "imar hukuku", "ımar hukuku", "kaçak yapı", imar planı", "arazi ve arsa düzenlemesi", "imar para cezaları", "imar kirliliği suçları", ve her türlü imar sorunlarına çözüm getirecek olan "imar hukukcusu" ve "ımar hukukçusu".

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-06-21 (2248 okuma)

[ Geri Dön ]