imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

Danıştay İkinci (2.) Daire içtihatları (113 nolu Danıştay Dergisi- imar, imar hukuku) 81
imar hukuku



Türkiyenin imar hukuku sorunları


Yeni Sayfa 12

ÜÇÜNCÜ DAİRE KARARLARI

 

KAMU ALACAKLARININ TAHSİLİ

 

          T.C.

D A N I Ş T A Y

Üçüncü Daire

Esas  No   : 2006/220

Karar No   : 2006/768

 

Özeti : 6183 sayılı Yasanın 5'inci maddesi uyarınca takip edilen amme alacağının asıl borçlu şirketin mükellefi bulunduğu vergi dairesi müdürlüğünün vermiş olduğu yetkiye dayanılarak niyabeten davacının mükellefi olduğu vergi dairesi müdürlüğünce ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırı bulunmadığından aksi gerekçeyle verilen kararın bozulması gerektiği hakkında.

 

            Temyiz Eden                 : Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğü-ADANA

            Karşı Taraf                    : …

            İstemin Özeti               : Yeminli mali müşavir olan davacının düzenlediği tasdik raporu ile haksız katma değer vergisi iadesi alınmasına sebebiyet verdiğinden bahisle, adına müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emrini; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun kapsamına giren vergi, resim ve harçlardan kaynaklanan Devlete ait kamu alacakları hakkında tahsil işlemleri ile bu alacakların güvence altına alınması için gerekli diğer işlemlerin yapılmasına, vergi mükellefinin bağlı olduğu vergi dairesinin yetkili olduğu, yasal düzenlemelerde yetki kuralının takip edilmesi gereken kişiye değil, takibin konusu olan verginin mükellefine göre belirlendiği, olayda, ödeme emri ile istenen kamu alacağının asıl borçlusu davacının işlemlerini tasdik ettiği … Dış Ticaret ve Turizm Limited Şirketi olduğundan söz konusu alacakla ilgili olarak 6183 sayılı Kanunda öngörülen takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasına bu şirketin katma değer vergisi yönünden bağlı olduğu Kocamustafapaşa Vergi Dairesinin yetkili olması karşısında davacının mükellefi olduğu davalı Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından ödeme emri düzenlenmesinde yasalara uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden Adana 2. Vergi Mahkemesinin 7.4.2004 gün ve E:2003/1223, K:2004/368 sayılı kararının; 6183 sayılı Kanunun 5'inci maddesi hükmü uyarınca niyabeten ödeme emri düzenlenmesinde yasalara aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

            Savunmanın Özeti        : Savunma verilmemiştir.

            Tetkik Hakimi               : Ahmet Derin

            Düşüncesi                     : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

            Savcı                            : İbrahim Erdoğdu

            Düşüncesi                    : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

            1998 Mart dönemi için, katma değer vergisi iadesi tasdik raporlarını düzenlediği … Dış Ticaret ve Turizm Limited Şirketi hakkında düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak, haksız iade edilen katma değer vergisinin, gecikme faizinin ve kaçakçılık cezasının tahsili amacıyla  müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla yeminli mali müşavir olan davacı adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrini iptal eden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

            6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 1'inci maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür.

            3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun serbest muhasebeci, serbest muhasebeci ve mali müşavirler ile yeminli mali müşavirlere vermiş olduğu yetkiye ilişkin mali sorumluluğu düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun Mükerrer 227'nci maddesinde; Maliye Bakanlığının; vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş, aynı maddede beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı kurala bağlanmıştır.

            6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun "Tahsilata Selahiyetli Tahsil Dairesi" başlıklı 5'inci maddesinde, takibatın, alacaklı amme idaresinin mahalli tahsil dairesince yapılacağı; borçlu veya malları başka mahallerde bulunduğu takdirde, tahsil dairesinin borçlunun veya mallarının bulunduğu mahalde yapılacak takipleri o mahaldeki aynı neviden amme idaresinin tahsil dairelerine niyabeten yaptıracağı hükmüne yer verilmiştir.

            Olayda, yeminli mali müşavir olan davacının, hakkında katma değer vergisi iadesi tasdik raporu düzenlediği … Dış Ticaret ve Turizm Limited Şirketine ait yeminli mali müşavir raporunun doğru olmaması nedeniyle haksız yere katma değer vergisi iadesi yapıldığı, adı geçen şirket ve ortaklarına ulaşılamadığından gereğinin yapılarak bilgi verilmesinin 1.9.2003 gün ve 23383 sayılı yazı ile Kocamustafapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından davacının bağlı bulunduğu Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirilmesi üzerine bu vergi dairesi tarafından müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmiştir.

            Bu durumda 6183 sayılı Yasanın 5'inci maddesi uyarınca takip edilen amme alacağının asıl borçlusu … Dış Ticaret ve Turizm Limited Şirketinin mükellefi bulunduğu Kocamustafapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünün vermiş olduğu yetkiye dayanılarak niyabeten davacının mükellefi olduğu Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğünce ödeme emri düzenlenmesinde yasalara aykırılık bulunmadığından ödeme emrinin yetkisiz vergi dairesi müdürlüğünce düzenlendiği gerekçesiyle iptali yolunda verilen karar hukuka uygun düşmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Adana 2. Vergi Mahkemesinin 7.4.2004 gün ve E:2003/1223, K:2004/368 sayılı kararının bozulmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13'üncü maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 22.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

KATMA DE?ER VERGİSİ

 

          T.C.

D A N I Ş T A Y

Üçüncü Daire

Esas  No   : 2006/398

Karar No   : 2006/620

 

Özeti : Davacı adına yapılan tarhiyat bir kısım katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi nedenine dayalı olup, 4811 sayılı Yasanın 8/7 ve 10/4 maddeleri ile saklı tutulan vergi incelemesi ve tarhiyat olanağı gözetilmeden ve hesaplanan katma değer vergisine ilişkin vergi incelemesine dayanılarak yapılmış bir tarhiyatı konu edinmeyen davanın yazılı gerekçeyle sonuçlandırılmasının hukuka aykırı olduğu hakkında.

 

            Temyiz Eden                 : Uray Vergi Dairesi Müdürlüğü-MERSİN

            Karşı Taraf                    : … İnşaat Ticaret A.Ş.

            Vekili                            : Av. …, Av. …

            İstemin Özeti               : 4811 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce başlatılan inceleme ile 1999 yılına ilişkin işlemleri incelenen davacı şirket adına, Haziran/1999 dönemi için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisini; 4811 sayılı Kanunun 5'inci maddesinde, kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlandığı halde tamamlanmamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine bu Kanunun matrah artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla devam edileceği, 8'inci maddesinde, katma değer vergisi matrahlarını maddede belirtilen oranda artıran mükellefler nezdinde inceleme ve tarhiyat yapılmayacağının kurala bağlandığı; 10'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasında ise matrah artırımında bulunan mükellefler hakkında başlanan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen ayın başından itibaren bir ay içinde sonuçlandırılmaması halinde bu işlemlere devam edilemeyeceği, inceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah farkı tespit edilmesi durumunda, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla, inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah farkının Kanunun 7'nci ve 8'inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirileceği şeklinde düzenlemeye yer verildiği, davacı şirketin 1999 takvim yılına ilişkin işlemlerinin, 1.2.2002 ve 29.4.2002 tarihli yazılarla incelemeye alındığı, inceleme elemanınca yapılan tespitleri içeren tutanağın imzalanması için şirket yetkilisine yazılan 21.3.2003 günlü yazıda tutanağın, üç gün içinde şirket yetkilisi tarafından imzalanması gerektiğinin duyurulduğu ancak, bu sürede tutanak imzalanmayarak davacı tarafından 22.3.2003 tarihli dilekçe ile katma değer vergisi yönünden matrah arttırımı talebinde bulunulduğu, Vergi Usul Kanununun 14'üncü maddesinde, vergi işlemlerinde sürelerin vergi kanunlarıyla belli edileceği, kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde sürenin, 15 günden aşağı olmamak şartıyla tebliği yapacak idarece belirleneceğinin öngörüldüğü, 141'inci maddesinde ise lüzum görülen hallerde vergilendirme ile ilgili işlemlerin tutanakla tespit ve tevsik olunabileceği, düzenlenen tutanakların birer nüshasının mükellefe veya nezdinde inceleme yapılan kimseye bırakılmasının mecburi olduğu hükmüne yer verildiği, vergi inceleme raporu ekinde yer alan ve matrahın hesaplanmasına dayanak teşkil eden tespitleri içeren 19.3.2003 tarihli tutanağın şirket yetkilisince imzalanması için verilen üç gün süre Vergi Usul Kanununda düzenlenen 15 günlük süreden az olduğu gibi incelemenin, 4811 sayılı Kanunda öngörülen bir ay içinde sonuçlandırılmamasından dolayı incelemenin devam ettirilemeyeceği ve matrah artırımında bulunulmasından sonra incelenen dönemlerle ilgili olarak tarhiyat yapılamayacağı gerekçesiyle kaldıran Mersin Vergi Mahkemesinin 6.4.2004 gün ve E:2003/529, K:2004/361 sayılı kararının; vergi incelemesinin Kanunda öngörülen sürede tamamlandığı ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

            Savunmanın Özeti        : Savunma verilmemiştir.

            Tetkik Hakimi               : Cennet Oksal

            Düşüncesi                     : 1999 yılına ilişkin olarak, hesaplanan katma değer vergisi açısından 4811 sayılı Yasaya göre matrah artırımında bulunan davacının, işlemleri, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, sonraki döneme devreden indirilebilir katma değer vergisi yönünden incelemeye alındığından, dava konusu uyuşmazlığın, Kanunun 8/7 maddesi ve 10/4. maddesi hükümleri dikkate alınarak karara bağlanması gerektiği görüşüyle kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

            Savcı                            : İbrahim Erdoğdu

            Düşüncesi                     : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

            Davacının; 1998-2001 vergilendirme dönemlerinde hesapladığı katma değer vergisi tutarlarını, 22.3.2003 tarihinde 4811 sayılı Yasanın 8'inci maddesine göre artırdığında ve istemi uyarınca ödeme planı düzenlendiğinde tartışma bulunmamaktadır.

            4811 sayılı Yasanın, katma değer vergisinde matrah artırımını düzenleyen 8'inci maddesinin 7'nci fıkrasında; artırımda bulunulan yıllarla ilgili olarak, sonraki dönemlere devreden indirilebilir katma değer vergileri ile sınırlı olarak inceleme ve tarhiyat yapma hakkı saklı tutularak; hesaplanan katma değer vergisini artıran yükümlüler hakkında inceleme ve tarhiyat yapılmayacağı, aynı maddenin 1'inci fıkrasında kurala bağlanmıştır. Matrah artırımına ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği 10'uncu maddenin 4'üncü fıkrasında ise, 8'inci maddenin yukarıda değinilen 7'nci fıkrası saklı kalmak kaydıyla, 27.2.2003 tarihinden önce başlandığı halde Mart 2003 ayı sonuna kadar sonuçlandırılmayan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine devam edilmemesi; bu süre içinde sonuçlandırılanlarda matrah farkı saptanmışsa matrah artırımı isteminin, söz konusu rapor veya takdir komisyonu kararının vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesinden önce yapılması koşuluyla bulunan matrah farkının, 8'inci madde ile birlikte değerlendirilmesi öngörülmüş ve inceleme veya takdir işleminin Mart 2003 ayı sonuna kadar sonuçlanmasından; inceleme raporu veya takdir kararının Mart 2003 ayı sonuna kadar vergi dairesi kayıtlarına intikal etmesinin anlaşılması gerektiği kurala bağlanmıştır.

            Davacının, 1998 ve 1999 vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerinin, indirilebilir katma değer vergileri ile sınırlı olarak, 4811 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önceki tarihler olan 1.2.2002 ve 29.4.2002 tarihlerinde incelenmesine başlandığında da ihtilaf yoktur. Her ne kadar, 4811 sayılı Yasanın yürürlüğü girdiği 27.2.2003 tarihinde davacı hakkında henüz sonuçlanmamış bir vergi incelemesi bulunmaktaysa da bu incelemenin konusunun; katma değer vergisinde matrah artırımına konu oluşturabilecek olan hesaplanan katma değer vergisi değil, yüklenilen katma değer vergisi olması nedeniyle davacının, söz konusu inceleme üzerine bir kısım katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi sonucunda yapılmış vergilendirmeye ait ihbarnamelerin tebliğinden başlayarak bir ay içinde 5'inci maddedeki koşullarla ve dava açmamak şartıyla, 4811 sayılı Yasadan yararlanması söz konusu olabilirdi. 4811 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte veya bu tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içinde vergi idaresi kayıtlarına intikal etmiş bir inceleme raporu bulunmadığı takdirde devam edilmemesi öngörülen incelemeler ise matrah artırımına konu oluşturan 8'inci madde kapsamındaki vergi incelemeleridir.

            4811 sayılı Yasanın 8'inci maddesinin 1'inci fıkrasında katma değer vergisi yükümlülerinin, her bir vergilendirme dönemi için verilen beyannamelerinde hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden "hesaplanan katma değer vergisini" artırmalarına olanak tanınmıştır. Hesaplanan katma değer vergisi; yükümlülerin, bir vergilendirme döneminde yaptıkları teslim ve hizmet bedelleri toplamı üzerinden belirlendiğinden, hasılatla ilgilidir. Katma değer vergisinde matrah artırımını öngören 8'inci maddenin 1'inci fıkrası, ödenmesi gereken katma değer vergisinin yıllık tutarını artırma yönünde bir düzenleme içermediğinden, 7'nci fıkrada, kendileri hakkında sonraki dönemlere devreden indirilebilir katma değer vergisi ile sınırlı olmak üzere inceleme ve tarhiyat hakkı saklı tutulmuş, 10'uncu maddenin 4'üncü fıkrasında da aynı durum geçerli kılınmıştır. Bu yüzden 10'uncu maddede başlanan vergi incelemesinin Mart 2003 ayı sonuna kadar tamamlanması koşulunu içeren düzenleme; yükümlülerin katma değer vergisine tabi işlemleri nedeniyle hesaplanan katma değer vergisi yönünden 4811 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce başlanan vergi incelemeleri ile ilgilidir. Davacı adına bir kısım katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi nedeniyle tarhiyat yapıldığı halde 4811 sayılı Yasanın 8'inci maddesinin 7'nci fıkrası ve 10'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasında saklı tutulan vergi incelemesi ve tarhiyat olanağı gözetilmeden ve hesaplanan katma değer vergisine ilişkin vergi incelemesine dayanılarak yapılmış bir tarhiyatı konu edinmeyen bu davayı, yazılı nedenlerle sonuçlandıran vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, Mersin Vergi Mahkemesinin 6.4.2004 gün ve E:2003/529, K:2004/361 sayılı kararının yeniden karar verilmek üzere bozulmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13'üncü maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 9.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

KURUMLAR VERGİSİ

 

          T.C.

D A N I Ş T A Y

Üçüncü Daire

Esas  No   : 2005/282

Karar No   : 2006/735

 

Özeti : Devletin yatırımcıya verdiği teşviklerin bir taahhüdü niteliğinde olan teşvik belgesinin verildiği tarihte, üzerinde hangi teşviklerin ne oranda verildiğinin yazılması gerekli olup, 98/10755 sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaki düzenlemelerin yürürlük tarihinden sonra alınan teşvik belglesine uygulanması gerektiği şeklinde yorumlanması belgenin veriliş amacına daha yugun düşeceğinden, Teşvik Belgesine göre yapılan ve devam eden yatırımın, teşvik belgesinin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan sözü edilen Bakanlar Kurulu Kararındaki düzenlemelerden yararlanması gerekeceği hakkında.

 

            Temyiz Eden                 : … Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş

            Karşı Taraf                    : Çakabey Vergi Dairesi Başkanlığı-İZMİR

            İstemin Özeti               : Dokuma ve konfeksiyon imalatı yapan davacı şirketin 23.2.1998 tarih ve 98/10755 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Karar'a istinaden düzenlenen 1.11.2000 tarih ve 64285 sayılı YatırımTeşvik Belgesine göre %100 yatırım indirimi hakkına sahip iken, 18.1.2001 tarih ve 2000/1821 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden normal yörelerde yatırım indirimi oranının %60'a düşürülmesi nedeniyle 2003 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini ihtirazi kayıtla vermesi üzerine adına tahakkuk ettirilen  kurumlar vergisine karşı açılan davayı; Gelir Vergisi Kanunu'nun Ek 3. maddesinde, Bakanlar Kuruluna yeni oranlar tespit etme yetkisinin verildiği, bu yetkiye dayanılarak tespit edilen yeni oranların Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren yapılan harcamalara uygulanacağının kurala bağlandığı, davacı şirketin %100 indirim oranına tabi olan 1.11.2000 tarihli Yatırım Teşvik Belgesi ile yatırımlarına başladığı görülmekte ise de,  18.1.2001 tarihi itibarıyla Resmi Gazete'de yayımlanan 2000/1821 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre bu tarihten sonra yapıldığı tartışmasız olan yatırım  harcamalarına %60 indirim oranının uygulanması sonucu tahakkuk eden vergide hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından 2000/1821 sayılı  Bakanlar Kurulu Kararının 15. maddesi ve 2001/1 seri nolu Teşvik Uygulama Tebliğinde davacı lehine düzenlemeler olduğu iddia edilmekte ise de, Gelir Vergisi Kanununun Ek 3. madde hükmünün açıklığı karşısında, bu düzenlemelerin kanun hükmünün önüne geçemeyeceğinin açık olduğu gerekçesiyle reddeden İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 3.11.2004 gün ve E:2004/394, K:2004/1091 sayılı kararının; verilmiş olan teşvik belgesindeki teşviklerin yatırım süresi boyunca yatırımcı aleyhine değiştirilemeyeceği, müktesep hak olduğu ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

            Savunmanın Özeti        : Savunma verilmemiştir.

            Tetkik Hakimi               : Filiz Gürmeriç

            Düşüncesi                     : Devletin, yatırımcıya verdiği teşviklerin bir taahhüdü niteliğinde olan teşvik belgesinin verildiği tarihte yürürlükte olan 98/10755 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenmiş ve belgede yazılı olan %100'lük yatırım indiriminden yararlandırılması gereken  davacı şirketin, 2003 yılına ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verdiği beyannamesinde ihtirazi kaydının kabul edilmemesi suretiyle adına fazladan tahakkuk ettirilen vergiye  karşı açtığı davayı reddeden Mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

            Savcı                            : Ahmet Alaybeyoğlu

            Düşüncesi                     : Davacı Kurum tarafından İhtirazi kayıtla verilen 2003 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesi üzerinden tahakkuk ettirilen vergiye karşı açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmektedir.

            Davacı Kuruma ait yatırımın 1998/10755 sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaki esaslara göre %100 oranında yatırım indirimi uygulanmak üzere teşvik belgesine bağlanmasına karşın,  2000/1821 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki kararla bu oranın indirildiğinden bahisle yapılan vergilemenin yasal olup olmadığı hususu uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır.

            Yatırım Teşvik Belgesinin alındığı tarihte yürürlükte bulunan 1998/10755 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki karara göre Davacı Kurum yatırımı için %100 oranında vergi indirimi kabul edilmiş ve buna göre teşvik belgesine bağlanmıştır.18.1.2001 günlü ve 24291 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2000/1821 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 8nci maddesinin (d) bendinde,özel önem taşıyan sektör yatırımları ismen sayılmak suretiyle sınırlandırılmış ve söz konusu yatırımın %60 oranında indirimden yararlanması gerektiği belirtilerek vergileme yapılmış ise de, bu Kararın 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yeralan  hüküm uyarınca ve ilgili mevzuatla öngörülen diğer şartların bulunmadığına dair bir tespit ortaya konulamadığı dikkate alındığında, %100 oranında vergi indiriminden yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmakta ve bu sebeple tahakkuk ettirilen uyuşmazlık konusu vergide hukuka uygunluk görülmemektedir.

            Açıklanan nedenle temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Vergi Mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

            Yatırım indirimi, bir teşvik aracı olarak 202 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu'na  eklenmiştir. Yatırım indiriminin konusu ve nispeti başlıklı Ek 3'üncü maddenin 1.1.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı  Kanunla değişik fıkrasında, yatırım indirimi oranının, yatırım tutarının %40'ı olduğu, Bakanlar Kurulunun bu oranı kalkınma planı ve yıllık programlarda özel önem taşıdığı belirtilen sektörlerde yapılan yatırımlar için %100'e, 250 milyon ABD Doları karşılığı Türk Lirasını aşan sınai yatırımlarda %200'e kadar artırmaya veya kanuni orandan az  olmamak üzere yeniden tespit etmeye yetkili olduğu, Bakanlar Kurulunca tespit edilen yeni oranların, Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren yapılan harcamalara uygulanacağı, yatırım indiriminin başlangıcı ve uygulama süresi başlıklı Ek 4'üncü maddesinde ise, yatırım indiriminin uygulanmasına, yatırım teşvik belgesinin alındığı tarihte beyanname verme süresi geçmemiş hesap döneminden itibaren başlanacağı ve indirimden yararlanılacak miktara ulaşıncaya kadar devam olunacağı, yapılan yatırım harcamalarının ilgili yıl kazancından indirilemeyen kısmının, izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre  bu yıllar için belirlenen yeniden değereleme oranında artırılarak dikkate alınacağı, teşvik belgesiz yatırımların bu maddedeki yeniden değerleme hükümlerinden yararlanamayacağı, her yatırım için faydalanılacak indirim tutarının, o yatırım içerisinde yer alan indirimden yararlanabilecek aktif kıymetlerin değerleri toplamına, Yatırım Teşvik Belgesinde yer alan indirim oranının uygulanması suretiyle hesaplanacağı kurala bağlanmıştır. Bakanlar Kurulunun 25 Mart 1998 tarihli ve 23297 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 98/10755 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları ve Yatırımları Teşvik Fonu Esasları Hakkında Karar'ın Yatırım İndirimi başlıklı 7. maddesinde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Ek 3'üncü maddesi hükmü uyarınca yatırım indirimi uygulaması açısından, yatırım teşvik belgesi kapsamında gelişmiş yöreler ve normal yörelerde gerçekleştirilecek yatırımların Özel Önem Taşıyan Sektör yatırımı olduğu öngörülmüş, normal yörelerde ve kalkınmada öncelikli yöreler ile 5'inci maddede belirtilen gelişmiş yörelerde yapılacak yatırımlar için yatırım indirimi oranı %100 olarak belirlenmiştir. 18 Ocak 2001 tarihli ve 24291 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2000/1821 sayılı Kararın 8'inci maddesinin son fıkrasında, normal yörelerde yapılacak yatırımlar için yatırım indirimi oranı %60 olarak tespit edilmiş olup, 15'inci maddesinde de, daha önceki yıl kararlarına göre teşvik belgesine bağlanan yatırımlarla ilgili uygulamalara, teşvik belgesinin istinat ettiği Karar ile diğer ilgili kararlarda belirtilen hükümler çerçevesinde devam olunacağı açıklanmıştır. Bu kararın uygulanmasına ilişkin 2001/1 nolu Tebliğin 55'inci maddesinde de aynı açıklamaya yer verilmiştir.

            Kuralları yukarıda açıklanan bu düzenlemelere göre, Devletin yatırımcıya verdiği teşviklerin bir taahhüdü niteliğinde olan teşvik belgesinin, verildiği tarihte, üzerinde hangi teşviklerin, ne oranda verildiğinin yazılması gerekmektedir. Ek 3'üncü maddede yer alan "Bakanlar Kurulunca tespit edilen yeni oranlar, Bakanlar Kurulu Kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren yapılan harcamalara uygulanır" şeklindeki ibarenin de, söz konusu kararın, yürürlük tarihinden sonra teşvik belgesi alanlara uygulanması gerektiği şeklinde yorumlanması, belgenin veriliş amacına daha uygun düşmektedir.

            Davacıya, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğünce verilen 1 Kasım 2000 tarih ve 64285 sayılı Yatırım Teşvik Belgesinde,  yatırımın yerinin İzmir Sarnıç (normal yöre), yatırım  indirimi nispetinin %100 olarak gösterildiği, yatırıma başlama tarihinin 25.8.2000 olduğu, bitirme  tarihinin ise 25.8.2003 tarihine kadar uzatıldığı anlaşılmakta olup, davacıya verilen bu Teşvik Belgesine göre yatırımın 2003 yılında da devam eden bir yatırım olması karşısında, bu belgede gösterilen ve belgenin  düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 98/10755 sayılı  Bakanlar Kurulu Kararına göre normal yörede yapılacak yatırımda uygulanması öngörülen %100'lük  yatırım indirimi nisbetinden yararlandırılması gerekeceğinden, davacı şirketin 2003 yılı için verdiği kurumlar vergisi beyannamesine ilişkin ihtirazi kaydı kabul edilmeyerek fazladan yapılan tahakkuka karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle İzmir 3. Vergi Mahkemesinin 3.11.2004 gün ve E:2004/394, K:2004/1091 sayılı kararının bozulmasına, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 21.3.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

 

K A R Ş I   O Y

            Devletin yatırımcılara tanıdığı teşvik, bu konudaki yasal düzenlemelerle sınırlı taahhüt niteliğindedir. Yatırım indirimi teşviki de, Gelir Vergisi Kanununun Ek 3'üncü maddesinde açıkça düzenlendiği gibi aynı maddede Bakanlar Kuruluna tanınan yetki uyarınca indirim oranı tespiti ve Resmi Gazetede yayımlanmamış olması koşuluyla teşvik belgesinde yazılı miktarla sınırlı bir teşviktir. Tüm yatırımcılar bu oranların Bakanlar Kurulunca yasada tanınan yetki ile değiştirebileceğini de bilmektedir.

            Vergilendirilmesi gereken kazancın bir kısmının vergi dışı bırakılmasını gerektiren durumların yorum yoluyla değiştirilebileceğinin kabulü yasallık ilkesine aykırı olduğundan ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenen vergi mahkemesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında istemin kabulünü gerektirecek durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.

 

VERGİ USULÜ

 

          T.C.

D A N I Ş T A Y

Üçüncü Daire

Esas  No   : 2005/2364

Karar No   : 2006/942

 

Özeti : Vergilendirilmeyecek bir unsurun matraha dahil edilmesi 213 Yasanın 117'nci maddesine göre açık bir vergi hatası oluşturduğundan, yargı yerlerince daha önce hakkında verilmiş bir karar bulunmayn bu hatarın düzeltme hükümlerine göre giderilmesi şartları mevcut olup, tarhiyattan önce uzlmaşmaya varılması halinde tutanakla saptanan bu husus  hakkında dava açılamayacağına ilişkin vergi hatası kapsamı dışındaki durumlar için öngörülen Ek 11'inci maddesine dayanılarak davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu hakkında.

 

            Kararın Düzeltilmesini İsteyenler: 1- …, 2- … ,3- …, 4- …, 5- …

            Vekilleri                        : Av. …-Av. …

            Karşı Taraf                    : Maliye Bakanlığı-ANKARA

            İstemin Özeti               : Davacıların off-shore hesaptan elde ettikleri faiz gelirini beyan etmedikleri yolunda düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca tarhiyat öncesi uzlaşmaya varıldıktan sonra matrahta hata yapıldığı ileri sürülerek uzlaşma tutanağının iptali ile fazla yapılan ödemenin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle düzeltme yoluyla yaptıkları şikayet başvurusunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davayı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Tarhiyat Öncesi Uzlaşma" başlıklı Ek 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında; tarhiyattan önce uzlaşmaya varılması halinde tutanakla tespit edilen bu husus hakkında dava açılamayacağı ve hiçbir mercie şikayette bulunulamayacağının kurala bağlanmış olması karşısında davacının hata iddiasıyla yaptığı başvuru üzerine, uzlaşılan vergi ve cezaya karşı hiç bir mercie şikayette bulunulamayacağı yolunda tesis edilen dava konusu işlemde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Adana 2. Vergi Mahkemesinin 20.4.2004 gün ve E:2003/937, K:2004/482 sayılı kararına yönelik temyiz istemini reddeden Danıştay Üçüncü Dairesinin 26.5.2005 gün ve E:2004/2208, K:2005/1330 sayılı kararının; faiz gelirinin üzerinden hesaplandığı ana paranın da matraha dahil edilerek yapılan tarhiyatta açıkça vergilendirme hatası bulunduğu ileri sürülerek düzeltilmesi istenmiştir.

            Savunmanın Özeti        : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

            Tetkik Hakimi               : Birgül Öğülmüş

            Düşüncesi                     : Tarh işlemlerine başlamadan önce yükümlülerin idare ile anlaşmaları ve verginin bir an önce tahsilinin sağlanmasını öngören uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma sağlandıktan sonra ortada açık bir vergilendirme hatası bulunduğunun anlaşılması halinde bu hataların düzeltilmesine ilişkin 213 sayılı Yasanın 120 ve devamı maddelerindeki kurallara göre işlem yapılması gerekeceğinden istemin kabulü ile Daire kararı kaldırıldıktan sonra Ek 11'inci maddenin lafzından hareketle davanın reddi yolunda verilen kararın bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

            Savcı                : Zerrin Güngör

            Düşüncesi         : Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

            Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen sebepler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmüne uygun bulunduğundan kararın  düzeltilmesi isteminin kabulüne ve Danıştay Üçüncü Dairesinin 26.5.2005 gün ve E:2004/2208, K:2005/1330 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosya yeniden incelendi ve işin gereği görüşülüp düşünüldü:

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 116'ncı maddesinde; vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olduğu belirtilmiş, 117'nci maddesi ile de vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların fazla gösterilmiş olması hesap hataları arasında sayılmıştır.

            Yükümlülerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri Yasanın 122 ve 124'üncü maddelerinde düzenlenmiş, 125'inci maddesinde de, düzeltmenin şümulüne yer verilmiştir. Buna göre vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay'dan geçmiş olan muamelelerde dahi vergi hataları bulunduğu takdirde, bu hataların Yasada öngörülen usuller dairesinde düzeltilebileceğini kabul eden yasa koyucu, sadece hatalar hakkında, anılan yargı mercileri tarafından bir karar verilmiş olması halini düzeltme yapılmasına engel saymış, bunun dışında bir kısıtlama öngörmemiştir.

            213 sayılı Yasanın 3.Bölümünde uzlaşma müessesesi düzenlenmiş, tarhiyat öncesi uzlaşmayla ilgili Ek 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında, tarhiyattan önce uzlaşmaya varılması halinde tutanakla saptanan bu husus hakkında dava açılamayacağı ve hiç bir mercie şikayette bulunulamayacağı kurala bağlanmıştır.

            Davacıların off-shore hesaptan elde ettikleri faiz geliri nedeniyle yapılan inceleme sonucu tarhiyat öncesi uzlaşmaya varıldıktan sonra tarhiyata esas alınan matraha, faizin üzerinden hesaplandığı ana paranın da dahil edildiğinin anlaşılması üzerine bu durumun hata oluşturduğu yolunda düzeltme yoluyla yaptıkları şikayet başvurusunun, Ek 11'inci maddenin ikinci fıkrasına dayanılarak reddedildiği, vergi mahkemesinin de bu kuralı esas alarak davanın reddi yolunda verdiği kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.

            Vergilendirilmeyecek bir unsurun matraha dahil edilmesi, 213 sayılı Yasanın 117'inci maddesine göre açık bir vergi hatası oluşturmaktadır. Yargı yerlerince daha önce hakkında verilmiş bir karar bulunmayan bu hatanın düzeltme hükümlerine göre giderilmesinin şartları mevcut olup, uzlaşmaya varılmış olmasının düzeltme ile ilgili hükümlerin uygulanmasını engellemediği sonucuna varıldığından, vergi hatası kapsamı dışındaki durumlar için öngörülen Ek 11'inci maddenin sözü edilen kuralına dayanılarak verilen karar hukuka uygun düşmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Adana 2. Vergi Mahkemesinin 20.4.2004 gün ve E:2003/937, K:2004/482 sayılı kararının bozulmasına, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 4.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.


imar hukukcusu








Türkiyenin imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-06-09 (1747 okuma)

[ Geri Dön ]