imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜ?Ü DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BA?VURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
21.09.12
· İmarda kısıtlılık sorunu sona eriyor (5 Yıl ile sınırlandırıldı)
16.09.12
· imar planları ve imar uygulamaları nedeniyle ücret
08.09.12
· Tazminat davasının süreaşımı nedeniyle reddi halinde maktu avukatlık ücreti
· İlan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planının şekil eksikliği nedeniyle
· Davanın niteliği itibariyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmas
· Özel parselasyon ile belirlenmiş bulunan umumi hizmet alanları
· İmar planı ile notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması
· 5 yıllık inşaat ruhsatı süresi içinde yapı kullanma izin belgesi alınmaması hali
12.05.12
· Deprem nedeniyle oluşan zararda belediyenin kusursuz sorumluluğu yoktur
10.05.12
· Tapulu yerdeki yapı ruhsattsız da olsa 32. madde işletilmemişse tazminat gerekir
· Yeşil alan için yapılan bağış da DOP tan düşülür.
14.04.12
· Bam Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkın
· Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
06.04.12
· Anayasa Mahkemesi’ne Göre 3194/42. Maddesinin Üçüncü Fıkrası (32 md)
· 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…32…” ibaresi
01.04.12
· belediyelerin mimari projelerde meslek odasından ayrıca "proje onay belgesi" ist
· 125 nolu Danıştay Dergisi imar hukuku içtihatları
23.03.12
· Köy yerleşik alanı ve civarında imar yetkisi
· Yoldan İhdasen Oluşan Taşınmazlar Hakkında Yorum
· Anayasa Mahkemesi Kararı (Yoldan İhdas)
11.03.12
· Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı
05.03.12
· Çoğaltılmış Fikir Ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu
14.02.12
· Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı
21.12.11
· Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (21 Aralık 2011-28149)
· İmar Davaları Kitabı Üçüncü Baskı 2011
06.12.11
· İmar hukuku içtihatları (Danıştay Dergisi 124)
23.10.11
· 3194 sayılı Kanunun 5940 sayılı Kanunla değişik 42. maddesi uyarınca para cezası
· 1608 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesine ve 1 kez yasaklanan faa
· Bedele Dönüştürülen Paya Takdir Edilen Karşılığın Artırılması Davası
· Cedit-Erenler-Topçular-28 Haziran Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı
09.09.11
· Her proje için müellif sicil durum belgesi alınması zorunlu
12.08.11
· Valilik görüşü alınmadığı gerekçesiyle yıkılamayacağı
· İmar planının yürütmesinin durdurulması üzerine yapının mühürlenmesi
· Ticaret alanında akaryakıt istasyonu yapılamaz
· müellif sicil durum belgesi ibraz edilmeden yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulun
· Tadilat ruhsatının kat irtifakı sahibi kişilerin imzası, bu kişiler tarafından v
· 2981 sayılı Yasanın 10/b alanında 3194 sayılı Kanunun 18. madde uygulamasında DO
· Mutlak tarım arazileri
01.08.10
· www.idarehukuku.net Türkiye'nin İdare Hukuku - İdari Yargı Bilgilerine hoşgeldin
29.06.10
· Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
17.04.10
· Kaplıca izinlerini artık Valilikler verecek. Bakanlık yetkiyi devretti.
10.04.10
· Yeni imar para cezası hükümleri önceki (Kaçak yapı suçlarına) uygulanmaz.
08.04.10
· 3194/18 uyg. yapılmayan alanda kamulaştırma yapılabilir
03.04.10
· Nazım imar planının yürürlükteki 1/100000 ve 1/50000 ölçekli planlara uygun olma
28.01.10
· İmar planı ve inşaat ruhsatı iptali üzerine tazminat dava açma süresi
· Plan değişikliği isteminin reddi yolundaki işlemin değil doğrudan planın iptalin
· Planlı bir bölgede arazi ve arsa düzenlemesi yapılmadan kamulaştırma yapılması
· Dolgu alanında plan yapılabilmesi
· Binanın hukuken en son bittiği tarih

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SA?LIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

Danıştayın imar hukuku diğer usul ile ilgili karar örnekleri 33
imar hukuku




Yeni Sayfa 11

T.C.

DANIŞTAY

İdari Dava Daireleri

Genel Kurulu

Esas No: 2001/917

Karar No: 2004/489

Özeti: 1- Bir yönetmelik maddesinin dayanak alındığı yasanın değişmesi ya da yürürlükten kalkması durumunda, bu durumun idarelerce yapılacak bir yönetmelik değişikliğinin konusunu oluşturacağı ve ilgili yasanın eski haliyle yürürlükte olduğu döneme ilişkin yönetmelik hükümlerini sakatlamayacağı hakkında.

2- Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5/a-2. maddesindeki kolluk kuvvetinin, "hakkında tutuklama müzekkeresi kesilmesi gereken kişileri saptayarak yakalama ve gözaltına alma yetkisini tanıyan" kuralın; mevzuatta kolluk kuvvetine tanınmayan ve bu yetkinin hakime ait bir yetki olduğundan mevzuata uygun olmadığı hakkında.-DKD.5

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı )    : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı

Vekili                                     : Av. ...

Karşı Taraf (Davalılar) : 1- Adalet Bakanlığı

2- İçişleri Bakanlığı

İstemin Özeti                      :    Danıştay    Onuncu    Dairesinin    24.4.2001    günlü,

E:1998/7219, K:2001/1542 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Davalı İdarelerin Savunmalarının Özeti : Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Emin Smmaz'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Zümrüt Öden'in Düşüncesi : Adalet ve İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılmış, "Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma" Yönetmeliğinin 5. maddesinin (a) fıkrasının 2 ve 5 nolu bentleri ile 21. maddesinin iptali istemiyle açılan dava

sonunda, 21.madde hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer maddelere yönelik olarak davanın reddine karar veren Danıştay Onuncu Dairesi karan temyiz edilmektedir.

Söz konusu kararda yer alan Savcı düşüncesindeki gerekçeler doğrultusunda temyiz isteminin kısmen kabulü ile, kararın Yönetmeliğin 5. maddesinin (a) fıkrasının 2 nolu bendinin reddine İlişkin kısmının bozulması, diğer kısımlarının ise onanması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MÎLLETÎ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Dava, davalı idareler tarafından birlikte çıkarılan ve 1.10.1998 tarih ve 23480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Yakalama Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 5/a-2, 5/a-5 ve 21. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi, 24.4.2001 günlü, E:1998/7219, K:2001/l542 sayılı kararıyla; Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin dava konusu edilen 21. maddesinin 13.8.1999 günlü, 23785 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, Yönetmeliğin iptali istenilen 5/a-2. 5/a-5. maddelerine gelince; 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154. maddesinde, Cumhuriyet Savcılarının gerekli araştırmaları yaparken bütün memurlardan her hertüriü bilgiyi isteyebilecekleri, gerek doğrudan doğruya gerekse zabıta makam ve memurları vasıtasıyla hertüriü tahkikatı yapabilecekleri, bütün zabıta makam ve memuriarının elkoydukları olayları yakalanan kişilere uygulanan tedbirleri Cumhuriyet Savcılarına derhal bildirmek ve Cumhuriyet Başsavcılığının adliyeye İlişkin bütün emirlerini yerine getirmekle yükümlü olduklarının hükme bağlandığı, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanununun 13/A maddesinde polisin haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama ve tutuklama kararı bulunanları veya kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için yakalanması gerekenleri, yine 13/G maddesinde, suçüstü halinde veya gecikmesinde mahzur bulunan diğer hallerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz ve delil bulunan sanıkları yakalayacağı ve gerekli kanuni işlemleri yapacağının öngörüldüğü, 1.10.1998 tarih ve 23480 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin, bütün kolluk kuvveti makam ve memurlarının Cumhuriyet Savcılarının bilgi ve emirleri doğrultusunda yürütecekleri adli soruşturma sırasında uygulayacakları esas ve usuller ile yakalanan, gözaltına alınan veya muhafaza altına alınan kişilerin hakları, nezarethane standartları ile ifade alma işlemlerinde görevli personelin eğitimine, yetki ve sorumluluklarına ilişkin hususları düzenlemek amacıyla çıkarıldığı, Yönetmeliğin 5/a-2. maddesinde kolluk kuvvetinin gecikmesinde sakınca bulunan ve Cumhuriyet Savcısına veya derhal amirlerine müracaat imkanı olmayan hallerde hakkında tutuklama müzekkeresi kesilmesi gereken kişileri veya suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hallerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan şüphelileri yakalama, gözaltına alma veya muhafaza altına almaya yetkili olduğu, 5/a-5 maddesinde ise yine kolluk kuvvetlerinin, haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama ve tutuklama kararı bulunanları veya kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri İçin yakalanması gerekenieri yakalama, gözaltına alma veya muhafaza altına almaya yetkili olduğunun belirtildiği, yönetmeliğin iptali istenilen 5/a-2 ve 5/a-5 maddelerinde, gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, gerekse 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanununa aykırı bir düzenleme yer almadığı gerekçesiyle Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 21. maddesine yönelik olarak dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 5/a-5 ve 5/a-2 maddesine yönelik olarak davanın reddine karar vermiştir.

Davacı; tutuklama müzekkeresi kesilmesi için karar verme yetkisinin yargıya ait olduğunu, yönetmeliğin 5/a-2 maddesiyle Anayasa güvencesi altında olan kişi hak ve hürriyetine ilişkin bir konuda karar verme yetkisinin yargıç dışında kişilere bırakılması sonucunu doğuracak şekilde düzenleme yapıldığını, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanununda yer almayan bir yetkinin yönetmelik hükmüyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa aykırı şekilde kolluk kuvvetlerine verildiğini, 5/a-5 maddesinde, "kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmediği İçin yakalanması gerekenler" ibaresinin yasalarda yer almayan bir uygulamaya neden olabileceğini, keyfi ve vahim sonuçlar doğuracağını belirterek Danıştay Onuncu Daire kararının reddine yönelik kısımlarını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Danıştay Onuncu Dairesinin temyizen incelenen 24.4.2001 günlü, E: 1998/7219, K:2001/1542 sayılı kararının; dava konusu yönetmeliğin 5/a-5 maddesinin kolluk kuvvetlerinin haklarında yetkili mercülerce verilen yakalama ve tutuklama kararı bulunanlar veya Kanunda İstenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için yakalanması gerekenleri yakalama, gözaltına alma veya muhafaza altına almaya yetkili oldukları yönündeki hükmü; 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetieri Kanunun 13/A maddesinin yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlükte olan hükmüne aykırı bir düzenleme içermediğinden bu maddeye yönelik davanın reddine ilişkin kısım usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2559 sayılı Yasanın 13. maddesinde yer alan " kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için yakalaması gerekenler" ibaresi 3.8.20002 günlü, 4771 sayılı Yasayla yapılan değişiklikle yasa metninden çıkarılmış ise de bu durumun idarelerce yapılacak bir yönetmelik değişikliğinin konusunu oluşturacağı ve 2559 sayılı yasanın 13. maddesinin eski haliyle yürürlükte olduğu döneme ilişkin yönetmelik hükümlerini sakatlamayacağı kuşkusuzdur.

Yönetmeliğin 5/a-2 maddesine gelince; dava konusu Yönetmeliğin "Yakalama, Gözaltına Alma ve Muhafaza Altına Alma Yetkisi" başlıklı 5. maddesinin (a) fıkrasının 2. bendinde, kolluk kuvvetinin, gecikmesinde sakınca bulunan ve cumhuriyet savcısına veya derhal amirlerine müracaat imkanı olmayan hallerde, hakkında tutuklama müzekkeresi kesilmesi gereken kişileri veya suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan diğer hallerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, emare ve delil bulunan şüphelileri yakalamaya, gözaltına veya muhafaza altına almaya yetkili olduğu belirtilmiştir.

1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 104. maddesinde suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin hangi hallerde tutuklanabileceği, 106. maddesinde ise sanığın tutuklamasına ancak hakimin karar verebileceği ve akabinde tutuklama müzekkeresi düzenleneceği öngörülmüş tutuklama müzekkeresinin şekli belirtilmiştir.

Yönetmelik 5/a-2 maddesinde yer alan ve kolluk kuvvetinin, hakkında tutuklama müzekkeresi kesilmesi gereken kişileri saptayarak yakalama ve gözaltına alma yetkisini tanıyan kural 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda kolluk kuvvetine tanınmayan bir yetkiyi verdiği ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda hakime tanınmış olan yetkinin kolluk kuvvetince kullanılması sonucunu doğurabilecek nitelikte bulunulduğundan anılan maddenin "hakkında tutuklama müzekkeresi kesilmesi gereken kişileri" ibaresinin iptal edilmesi gerekirken davanın bu kısmının reddedilmesinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemini kısmen reddi ile Danıştay Onuncu Dairesinin, 24.4.2001 günlü, E:1998/7219, K:2001/1542 sayılı kararının Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5/a-5 maddesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına oyçokluğu ile davacının temyiz isteminin kısmen kabulüyle, 5/a-2 maddesinin" hakkında tutuklama müzekkeresi kesilmesi gereken kişiler" ibaresine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına oybirliğiyle, 8.4.2004 günü karar verildi.

KARŞI OY

Dava konusu Yönetmeliğin 5/a-5 maddesinde yer alan "kanunda istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için yakalanması gerekenler" ibaresinin dayanağı olan ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Hakkında Kanunun 13. maddesinde yer alan hüküm 3.8.2002 günlü, 4771 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından, yönetmeliğin 5/a-5 maddesindeki ilgili ibarenin hukuki dayanağı kalmamış bulunmaktadır.

Bu durumda, kararın Yönetmeliğin S/a-5 maddesine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının da bozulması oyuyla kararın bu kısmına karşıyız.

 

DANIŞTAY

İdari Dava Daireleri

Genel Kurulu

Esas    No    :  1996/387

Karar No    :  1998/521

ÖZETİ:Yapı Tesis ve Onarım İşleri İha­lelerine Katılma Yönetmeliğinin   2.3.1995 günlü,22218   sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik ile   değiştirilen   8/III/B maddesinde teknik öğrenim gören mü­fettişlerin sayılmaması suretiyle yapılan eksik düzenlemenin yerinde olmadığı hk.-DD.103

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı)      : Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

Karşı Taraf (Davacılar)  :   ....  .......

İstemin Özeti____ :_ Yapı Tesis ve Onarım İşleri  İhalelerine Katılma

Yönetmeliğinin. 2.3.1995 günlü, 22218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetme­lik ile değiştirilen 8/III/B maddesinde, teknik öğrenim gören müfettişlerin sa­yılmaması suretiyle yapılan eksik düzenlemenin iptali istemiyle açılan dava so­nucunda; Danıştay Altıncı Dairesince verilen ve dava konusu yönetmelik maddesi­nin iptaline ilişkin bulunan 12.3.1996 günlü, E:1995/1650. K:1996/1088 sayılı kararı, davalı idare   temyiz etmekte ve kararın bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti___ ı Temyiz isteminin reddi ile usul ve kanuna uygun

bulunan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Arslan'ın Düşüncesi; Temyiz isteminin reddi ile daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Habibe Ünal'ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürü­len hususlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Danıştay Altıncı Dai­resince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan ka­rarın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle daire kararının onanması­nın uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay idari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşül­dü:

Yapı Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Katılma Yönetmeliğinin, 2.3.1995 günlü, 22218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik ile değiştirilen 8/111/ B maddesinde, teknik öğrenim gören müfettişlerin sayılmaması suretiyle yapılan eksik düzenlemenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda: Danıştay Altıncı Dai­resince verilen ve dava konusu eksik düzenleme işleminin iptaline ilişkin bulu­nan.  12.3.1996 günlü.  E:1995/165Q,  K:1996/1088 sayılı kararı,  davalı  idare   tem-

yiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden. Danıştay Altıncı Dairesince 2.3.1995 günlü. 22218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu değişiklik Yönetmeliğinin 7.maddesiyle, 28.3.1981 günlü. 17293 sayılı Resmi Ga­zetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı, Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Ka­tılma Yönetmeliğinin "karne tutarının tesbiti ve değerlendirme" başlığım taşı­yan 8.maddesindeki, teknik öğrenim yapanlar için ayrılmış III numaralı kısmın "teknik öğrenim yapmış olanlardan kamu kuruluşlarında kendi meslekleri ile il­gili olarak yönettikleri ve Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen esaslar dahilinde denetledikleri işlere göre" karne verilmesi konusunda düzenle­me getiren (B) bölümünün değiştirildiği ve mühendis veya mimar statüsündeki mü­fettişlere müteahhitlik karnesi verileceğine ilişkin bir kural getirilmediği, müteahhitlik karnesinin ilgilinin ihalesine katılabileceği işin grubunu ve keşif bedelinin tavanım gösteren ve bu karneye sahip olan gerçek ve tüzel kişilerin yapı, tesis ve onarım işini yapabilecek bilgi ve tecrübeye sahip bulunduğunu ka­nıtlayan bir belge olduğu, müteahhitlik hizmetlerinin devamını sağlamak için bu belgenin verilmesinin gerektiği ve müteahhitlik karnesinin devlet ihalelerinde de ibrazının zorunlu bulunduğu, davalı idareye bu konuda yetki veren yasada ida­re yönünden bağlayıcı hükümler yer almadığından idarenin bu konuda idare hukuku­nun genel prensiplerini göz Önünde bulundurmak suretiyle ve takdir hakkını ob­jektif bir biçimde kullanarak düzenleme yapma yoluna gideceğinin de açık olduğu, bu durumda idare tarafından yukarıda tanımı yapılan böyle bir belgeyi almaya hak kazandıran bilgi ve tecrübe birikiminin ya bizzat müteahhitlik yaparak veya müteahhitlik için gereken bilgileri eğitimleri sırasında almış teknik elemanlar için yapılan işleri yöneterek veya denetleyerek kazanılacağı düşüncesinden hare­ket edildiği. Yapı Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Katılma Yönetmeliğinin. "karne tutarının tesbiti ve değerlendirme" başlıklı 8.maddesinin 1.fıkrasında müteahhitlere. 2.fıkrasında taşeronlara, 3.fıkrasında teknik öğrenim yapanlara. 4.fıkrasında, şirketle ilgisi kesilenlere müteahhitlik karnesi verilebilmesi için aranılacak şartların düzenlendiği, teknik öğrenim yapanlar için müteahhit­lik karnesi verilme şartlarım düzenleyen III.fıkranın. A bendinde. Öğrenim du­rumuna göre. B bendinde, teknik Öğrenim yapmış olanlardan kamu kuruluşlarında kendi meslekleri ile ilgili olarak yürüttükleri ve Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen esaslar dahilinde denetledikleri işlere göre. C ben­dinde teknik öğrenim yapmış olanlardan özel sektör kuruluşlarında kendi meslek­leri ile ilgili olarak yaptıkları veya yönettikleri işlere göre karne verilmesi usul ve esaslarının düzenlendiği. "B" bendi uyarınca müteahhitlik karnesi veri­lebilecek kişiler ve karnenin verilmesi esaslarının ise 6 ayrı alt bent halinde sayıldığı, teknik öğrenim görmüş müfettişler için herhangi bir kural getirilme­diği. 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 'mn Teşkilat ve Görevleri Hak­kında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Teftiş Kurulu Başkanlığı" başlıklı 14.madde­sinde, teftiş kurulu başkanlığının bakanın emri veya onayı üzerine, bakan adına, bakanlık teşkilatı ile bakanlığa bağlı kuruluşların her türlü faaliyet ve işlem­leriyle ilgili olarak teftiş, inceleme ve soruşturma işlemini yürütme ve bakan­lığın amaçlarım daha iyi gerçekleştirme, mevzuata, plan ve programa uygun ça­lışmasını temin etmek amacıyla gerekli teklifleri hazırlama ve bakana sunma.

özel kanunlarla verilen benzeri görevleri yapma görevlerinin bulunduğunun belir­tildiği ve teftiş kurulu ile müfettişlerin görev, yetki ve sorumluluklarının, çalışma saatlerinin tüzükle düzenleneceğinin kurala bağlandığı, 5.4.1991 günlü. 20836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğünün 9.maddesinde müfettişlerin görev ve yetkilerinin sayıldığı, bu maddenin CC) bendi ile mevzuatın uygulanmasından doğan sonuçlar üzerinde incele­me yaparak, görülecek yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi ve düzeltilmesi yollarını araştırmak ve işlerin istenen düzeyde yürütülmesini sağlamak için alınması gereken önlemleri bir raporla başkanlığa bildirmenin de müfettişlerin görevleri arasında sayıldığı, buna göre, mimar ya da mühendis statüsündeki mü-f etti şl eri n gerek yaptı ki an görevin nitel iği ne ve kul 1 andı ki an yetki! eri n özelliğine, gerekse mühendislik formasyonuna sahip olmalarına göre yönetmelikte belirtilen işlerin yapılması sırasındaki denetimler nedeniyle sorumluluk aldık­larının açık olduğu, yönetmeliğin, "teknik öğrenim yapmış olanlardan kamu kuru­luşlarında kendi meslekleri ile ilgili olarak yönettikleri ve Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen esaslar dahilinde denetledikleri işlere göre" müteahhitlik karnesi verilecek kişileri belirleyen 8/III/B bendi kapsamında tek­nik öğrenim gören müfettişlerin sayılmamasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykı­rı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle Yapı Tesis ve Onarım İşleri İhaleleri­ne Katılma Yönetmeliğinin 8/III/B maddesinde teknik öğrenim gören müfettişlerin sayılmaması suretiyle yapılan eksik düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idarece, savunma verildiği halde kararda savunma verilmediğinin belirtildiği, verdikleri savunmanın yanlışlıkla Sekizinci Daireye gönderildiği, asıl dosyasına geç intikal ettiği, savunmaları göz önüne alınmadan karar veril­mesinin yerinde olmadığı iddia edilmekte ise de; savunmanın ve temyiz dilekçe­sinin birlikte incelenerek değerlendirilmesinden, bu durumun sonuca etkili olma­dığı anlaşıldığından davalı idarenin bu iddiasına itibar edilmemiştir.

Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulundu­ğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektire­cek nitelikte olmadığı anlaşıldığından davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Danıştay Altıncı Dairesinin 12.3.1996 günlü, E:1995/1650. K:1995/1088 sayılı ka­rarının onanmasına, 6.11.1998 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI      OY

Dava, 2.3.1995 günlü, 22218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı. Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Katılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7.maddesi ile.-yeniden düzenlenen 8.maddesinin. III/B bendinin teknik öğrenim gören müfettişler yönünden eksik düzenlenmiş olma­sı nedeniyle iptali istemiyle açılmıştır.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığında Müfettiş olarak görev yapan davacılar. dava konusu yönetmeliğin 8.maddesinin III/B bendinin teknik öğrenim yapmış olan­lardan kamu kuruluşlarında kendi meslekleri ile ilgili olarak "yönettikleri ve Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen esaslar dahilinde denetle­dikleri işlere göre" ifadesiyle 6 ayrı-madde halinde müteahhitlik karnesi veril­mesi Öngörülen kişilere teknik öğrenim yapmış müfettişlerin de dahil edilmeleri gerektiğini öne sürmektedirler. Müteahhitlik karnesi, ilgilinin ihalesine katı­labileceği işin grubunu ve keşif bedelinin tavanını gösteren ve bu karneye sahip

olan kişilerin yapı. tesis ve onarım işini yapabilecek bilgi ve tecrübeye sahip bulunduğunu kanıtlayan bir belge olması nedeniyle müteahhitlik hizmetlerinin de­vamım sağlamak için bu belgenin verilmesi gerekmekte ve devlet İhalelerinde ib­razı zorunlu bulunmaktadır. Davalı idareye bu konuda yetki veren 180 sayılı Ka­nun Hükmünde Kararnamenin 2.maddesinde idare yönünden bağlayıcı hükümler yer al­madığından idarenin bu konuda idare hukukunun genel prensiplerini göz önünde bu­lundurmak suretiyle ve takdir hakkını objektif bir biçimde kullanarak düzenleme yoluna gideceği açıktır. Olayda, idare tarafından yukarıda tanımı yapılan böyle bir belgeyi almaya hak kazandıran bilgi ve tecrübe birikiminin ya bizzat müteah­hitlik yaparak ya da müteahhitlik için gereken bilgileri eğitimleri sırasında almış teknik elemanlar için, yapılan işleri yöneterek teknik sorumluluğa göre kazanılacağı düşüncesinden hareket edilmiş ve iptali istenen maddenin III/B ben­dinde, teknik öğrenim yapmış olanlardan, işi yönetenler ve Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen esaslar dahilinde denetleyenler için hüküm ge­tirilmiş, müfettişler bu bendin kapsamı dışında bırakılmıştır.

180 sayılı KHK'de Teftiş Kurulu Başkanlığı Danışma ve Denetim birimleri arasında yer almaktadır. Hüfettişlerın işlerin yapımı sırasında, Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen biçimde bir kontrol sorumluluğu bulun­mamaktadır.

Bu itibarla, kontrollük hizmetine dayalı bir ek hak tanınmamasında da takdir hakkının hatalı kullanıldığından söz edilmesi  olanağı yoktur.

Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin 12.3,1996 günlü. fc:1995?1650. K:1996/1O88 sayılı kararının bozulması oyuyla, karara karşıyız.

 

 

T.C.

DANIŞTAY

İdari Dava Daireleri

Genel Kurulu

Esas No: 2001/120

Karar No: 2004/495

Özeti : 7.12.1996 günlü, 22840 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 96/22 sayılı Tebliğ ekindeki taahhütname örneğinin "aksi takdirde ithal lisansı kapsamı toplam mal bedelinin % l'inin ödemenin yapılacağı tarihteki döviz kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığını yatırım fonuna gelir kaydedilmek üzere ödeyeceğimizi ve ödemeyi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapacağımızı kabul ve taahhüt ederiz." kısmında mevzuata aykırılık bulunmadığı hakkında.-DKD.5

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Vekili                                     : Av.......

Karşı Taraf (Davalı)       : Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı

İstemin Özeti                      :    Danıştay    Onuncu    Dairesinin    4.10.2000    günlü,

E:1998/4443, K:2000/4923 sayılı ret kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Yakup Balın Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Bilgin Ansan'ın Düşüncesi: 7.12.1996 tarihli Resmi Gazetede neşredilen Tek Taraflı Kontrol Sistemi Kapsamında Uygulanacak Kotaların İlk Bölümünün Dağıtımı ve Yönetimine İlişkin 96/22 sayılı Tebliğ ekindeki Ek 3 Taahütname Örneğinin ithal lisansı kapsamı toplam mal bedelinin % 1' i oranında ceza alınmasını öngören kısmının iptali talebiyle açılan davayı red eden Danıştay 10 uncu Dairesi kararının temyizen incelenerek bozulması talep edilmlektedir.

Bilindiği gibi 6 Mart 1995 tarihinde Brüksel'de yapılan 36 inci dönem Avrupa Topluluğu Türkiye Ortaklık Konseyi toplantısında 22 yıl sürmesi kabul edilmiş olan geçiş, dönem sona ererek, nihai döneme geçişi sağlayan Avrupa Topluluğu Türkiye Gümrük Birliğinin tamamlanmasına ilişkin 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Karan ile Tavsiye Kararı ve Mali İşbirliği Deklerasyonu imzalanmıştır.

Bu kararda Türkiye'nin uyum yapması kabul edilen Avrupa Topluluğu tekstil ve konfeksiyon ürünleri ile ilgili mevzuatlara ilişkin olarak

1-   Belirli tekstil  ürünleri  ithalatında  gözetim  ve  koruma  tedbirleri  hakkındaki
mevzuat

2- İkili anlaşmalar, protokoller ve diğer düzenlemeler kapsamı dışında belirli ülkeler
menşeli tekstil ürünleri ithalatında gözetim ve koruma tedbirleri hakkında mevzuat 1 Haziran
1995 tarihli Resmi Gazetede neşredilmiştir.

Bu mevzuatlar ile Avrupa Topluluğunun üçüncü ülkeler menşeli belirli tekstil ürünleri ithalatında uyguladığı gözetim ve koruma tedbirleri Türkiye tarafından da aynen kabul edilmiş ve bu husus ilgili ülkelere bildirilmiş ve bu bildirimleri kabul eden ülkelerle 6.11.1995 tarihinden itibaren kotaların yönetimi çift taraflı kontrol sistemine göre yürütülmeye başlanmıştır. 1996 yılında 32 ülke için kota tesbit edilmişken 1998 yılında kotaya tabi ülke sayısı 21 e indirilmiş ve bu 21 ülkeden II tanesi İle de anlaşma sağlanarak kota yönetiminde çift taraflı kontrol uygulamasına başlanmıştır.

Çift taraflı kontrol sisteminde kota dağıtımı ihracatçı ülke tarafından yapılmaktadır. İhracatçı ülkeden ihraç lisansının aslını getiren firmalara Dış Ticaret Müsteşarlığınca söz konusu ihraç lisansı üzerinde belirtilen kota miktarına göre doğrudan ithal lisansı verilmektedir. Tek taraflı kontrol sisteminde ise kota dağıtımı yılda İki kere Ocak ve Temmuz aylarında Dış Ticaret Müsteşarlığınca yapılmaktadır.

İşte gümrük birliğinin düzgün bir şekilde işleyebilmesi; gümrüklerden alınan istatistik! verilerin yani kota kullanım durumlarının Avrupa Topluluğuna ve çift taraflı kontrol sistemi uygulayan ülkelere zamanında bildirilmesi ve bu mevzuata göre ürün kotegorileri arasında aktarma taleplerinin karşılanması ve tek taraflı kontrol sisteminde de dağıtımlardan arta kalan kullanılmayan kota miktarlarının tesbit edilerek ara dönemde dağıtılabilmesi firmalardan alınacak bu belge ve bilgilere bağlı bulunmaktadır.

İthalatçı firmalardan bu bilgi ve belgelerin alınması da mevzuatta mecbur edici hükümlerle sağlanmıştır. Başlangıçta 1996 yılında taahhütnamelerde % 10 parasal cezai müeyyide ile birlikte ithal lisansı üzerinde belirtilen miktarın en az % 50 sinin fiili ithalatını gerçekleştirmeyen firmalara aynı ülke ve aynı ürün kategorisinde iki kota dağıtım döneminden faydalanamama cezası getirilmiş daha sonra firmaların bu hükümlere uymaya başlaması üzerine cezai müeyyide % 10 dan % 1 e indirilmiş ve tam bir uyum sağlanınca 27.3.1997 tarihli Resmi Gazetede neşredilen 97/2 sayılı Tebliğ ile tamamen kaldırılarak Yönetmelik değişikliği ile iki kota dağıtım döneminden istifade edememe cezası da kaldırılarak ithal lisansının geçerlilik süresinin bitimini müteakip en geç 15 işgünü içinde İade edilmemesi halinde müteakip ithal lisansları talepleri söz konusu ithal lisansı iade edilene kadar değerlendirmeye alınmayacağı hükmü getirilmiştir.

Davacı ayrıca Dış Ticaret Müsteşarlığının çıkardığı ve çıkaracağı tebliğler ile bu çeşit parasal müeyyideler koyabileceğini ancak dava konusu tebliğde böyle bir müeyyide koymadığını bu müeyyidenin sadece 96/22 sayılı Tebliğin ekinde bulunan ek 3 sayılı taahütname örneğinde bulunduğundan geçerli sayılamıyacağını iddia etmektedir.

Ancak 96/22 sayılı Tebliğin 3 üncü maddesi 2 inci paragrafında "Başvuruya beyan sahibine ait imza sirküleri ve ek 3 te yer alan taahütname eklenecektir." amir hükmü gereğince ek 3 teki taahütname hükümleri de 96/22 sayılı Tebliğ hükümlerine dahil bulunmaktadır.

Açıklanan sebeblerle dava konusu 7.2.1996 tarihli Resmi Gazetede neşredilen Tek Taraflı Kontrol Sistemi Kapsamında Uygulanacak Kotaların İlk Bölümünün Dağıtım ve Yönetimine İlişkin 96/22 sayılı Tebliğin ekindeki Ek 3 Taahütname Örneğinin ithal lisansı kapsamı toplam mal bedelinin % l'i oranında ceza alınmasını öngören hükmü, 1 Haziran 1995 tarihli mükerrer Resmi Gazetede neşredilen 95/6815 sayılı Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Koruma Önlemleri Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararının 13 üncü maddesine müstenid aynı Resmi Gazetede neşredilen Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında

Gözetim ve Koruma Önlemleri Hakkındaki Yönetmeliğin 31 inci maddesine ve yine 96/22 sayılı Tebliğin 3 üncü maddesi 2 inci paragrafı amir hükmüne uygun bulunduğundan hukuki mesnedi bulunmayan temyiz talebinin reddi ile Danıştay 10 uncu Dairesi kararının tasdiki gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: Dava; 7.12.1996 günlü, 22840 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 96/22 sayılı Tebliğ ekindeki Ek:III sayılı Taahhütname Örneğinin "aksi takdirde İthal Lisansı Kapsamı toplam mal bedelinin % l'inin ödemenin yapılacağı tarihteki döviz kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığını Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonuna gelir kaydedilmek üzere ödeyeceğimizi ve ödemeyi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yapacağımızı kabul ve taahhüt ederiz." kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onuncu Dairesi 4.10.2000 günlü, E:1998/4443, K:2000/4923 sayılı kararıyla; 1.6.1995 günlü, 22300 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 95/6815 sayılı Kararla yürürlüğe konulan Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Kararın yetkiye İlişkin 3. maddesinin (c) fıkrasında, ithalinde miktar kısıtlaması yapılmak suretiyle korunma önlemi uygulanan tekstil ürünleri için tesbit edilen kotaların dağıtım usul ve esaslarını belirlemeye Dış Ticaret Müsteşarlığının yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 11. maddesinde de, bu Karar ve Karar'a dayanılarak çıkarılacak yönetmelikler çerçevesinde alınacak taahhütnamelere aykırı davrananlar ile bu karara aykırı hareket edenler ve ithalat işlemlerinde sahte belge kullananlar veya ithalat işlemlerine esas olan belgelerde tahrifat yapanlar hakkında, uygulanacak yaptırımlar ile gerekli hallerde alınacak taahhütnamelerde belirtilen miktarın fona gelir kaydedilmesine ait esasların Yönetmelik İle tesbit edileceğinin öngörüldüğü, 1.6.1995 günlü, 22300 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin 28. maddesinde, "Bu yönetmelik hükümleri kapsamında gerçek veya tüzel kişilerce ithalat işlemlerine esas olan belgelerde tahrifat yapıldığının veya sahte beige kullanıldığının ithal lisansının üçüncü kişilere devredildiğinin veya verilen taahütnamelere aykırı davranıldığının Müsteşarlık Denetim Birimince belirlenmesi durumunda, ilgili kanun hükümleri saklı kalmak üzere, bu kişilerin başlamış bulunan işlemleri hariç üç yıla kadar ithalattan menedilmesi veya ithal lisanslarının İptal edilerek Müsteşarlıkça tayin edilecek süre içinde yeni belge düzenlenmemesi kararlaştınlabilir.... Ayrıca taahütname alınan durumlarda taahütnamede belirtilen meblağ 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tahsil edilerek Yatırımları ve Döviz Kazandırıcı Hizmetleri Teşvik Fonuna gelir kaydedilir" hükmünün yer aldığı, aynı Yönetmeliğin 31. maddesinde de "bu yönetmelikte belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin tebliğ çıkarmaya Müsteşarlık yetkilidir" şeklinde düzenleme getirildiği, belirtilen düzenlemeler gereğince yayımlanan tebliğler ile bu tebliğler gereğince taahhütname alınması ve anılan taahhütnamelere ilişkin esasiarın belirlenmesinde Dış Ticaret Müsteşarlığımın yetkili bulunduğu, Yönetmeliğin 28. maddesindeki, taahhütname alınan durumlarda, taahhütnamede belirtilen meblağın 6183 sayılı Kanunun hükümleri çerçevesinde tahsil edileceği yolunda getirilen düzenleme ile Bakanlar Kurulu Kararı gereğinin yerine getirilmiş olduğu, bu durumda, davacı iddiasının aksine 96/22 sayılı Tebliğ ekinde bulunan taahhütnamede yer alan yaptırımın hukuki dayanağının bulunduğu, ayrıca, yine davacı tarafından, sözkonusu yaptırım şeklinin sonraki düzenlemelerle ortadan kaldırıldığı belirtilmekte ise de, bu değişiklikler idarenin yetkisi dahilinde uluslararası ticaretin gereklerine uygun olarak izlenen ekonomik politikaların bir gereği olup, dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırılığı konusunda belirleyici bir unsur kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Davacı; cezai yaptırımların ancak kanun ile konulabileceğini, taahhütname ile konulan cezai yaptırımın yasal dayanağı bulunmadığını, kaldı ki ithal izninin kullanılan kısmı üzerinden yaptırım uygulanması gerekirken toplam mal bedeli üzerinden ceza alınmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını öne sürerek, Daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını İstemektedir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 4.10.2000 günlü, E:i998/4443, K:2000/4923 sayılı kararının onanmasina, 8.4.2004 günü oybirliği ile karar verildi.

T.C.

DANIŞTAY

İdari Dava Daireleri

Genel Kurulu

Esas   No:  1997/445    ■

Karar No:  1999/121

ÖZETİ : Patent ve Marka Vekilleri Sınav Yönetmeliğinin 15. maddesinin hukuka uy­gun olduğu hk.-DD.101

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)  : Kendi adına asaleten

Türkiye Barolar Birliğini temsilen Av.   ...

Veki 1 i________________________ ı Av.   ...

Karşı Taraf (Davalılar)       : 1-Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

2-Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Vekili: Av. ...

İstemin özeti_______________ ı Patent ve Marka Vekilleri-Sınav Yö­
netmeliği ile 1136 sayılı Avukatlık Yasası ile Anayasa'ya aykırı düzenlemeler
getirildiğini ve özel. zorunlu bir vekalet kurumu oluşturulduğunu Öne sürerek;
14.4.1995 günlü 22258 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Patent
ve Marka Vekilleri Sınav Yönetmeliğinin 15.maddesinin iptali istemiyle açılan
dava sonucunda Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bu­
lunan 4.6.1997 günlü. E:1995/3391. K:1997/2150 sayılı kararı davacı temyiz et­
mekte ve bozulmasını istemektedir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Savunmasının Özeti : Türk Patent Enstitüsü

nezdinde yapılacak işlemlerin, özel uzmanlık bilgisi, özel donanım ve sürekli takip gerektirdiğini. Avukatlık Yasasının 35.maddesinin son fıkrası ile 544 sa­yılı KHK.nin 30.maddesinin, bu düzenlemeye olanak tanıdığını ve çıkarılan yönet­meliğin Anayasa'ya aykırı olmadığını belirterek temyiz isteminin reddi gerekti­ğini savunmaktadır.

Türk Patent Enstitüsü Başkanlığının Savunmasının Özeti: Dava konusu dü­zenleme ile her ne kadar özel ve zorunlu bir vekalet kurumu oluşturulduğu iddia edilmekte ise de başvuru sahiplerinin Türk Patent Enstitüsü'nde işlem yapmaları için vekil tutma zorunlulukları bulunmadığını, vekil tutmaksızın da işlem yapa­bileceklerini bunu engelleyen bir hükmün ne 544 sayılı KHK de ne de dava konusu edilen yönetmelikte düzenlendiğini belirterek, temyiz isteminin reddi ile daire kararının onanması gerektiğini savunmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Tuncay Dündar'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin red­di gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi_________ ı İhtilaf 14.4.1995 ta­
rihli Resmi Gazetede neşredilen Patent ve Marka Vekilleri Sınav Yönetmeliğinin
15 inci maddesinin iptali talebi ile açılan davayı red eden Danıştay 10 uncu
Daire kararının temyiz yolu ile incelenerek bozulması talebine ilişkin bulunmak­
tadır.

Davacının 544 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 30 uncu maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddiası ciddi görüşmeyerek işin esasına geçildi.

14.4.1995 tarihli Resmi Gazetede neşredilen Patent ve Marka Vekilleri Sı­nav Yönetmeliğinin Enstitü Nezdinde Vekillik Yapma başlıklı 15 inci maddesi "Enst


imar hukukcusu








Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-06-06 (1693 okuma)

[ Geri Dön ]