imar

İmar Hukukçusundan Güncel Makaleler (imar)

imar hukuku (imar planları, arazi ve arsa düzenlemesi, kaçak yapı para cezası, inşaat ruhsatı vb.)dava dilekçe örnekleri

Tasnif edilmiş Danıştay Altıncı Dairesi İçtihatları

Danıştay imar ve imar hukuku içtihatları

imar hukuku ile ilgili terimler ve tanımlar


İmar Hukukçusu. Toki'den Ucuz Konut Satışı Devam Ediyor

+Hatalı ödemelerin geri alınması

+
18 uygulaması,

+
Danıştay içtihadı birleştirme kurulu kararı yargı kararının yerine getirilmemesi

+
Belediyelerin internet adresleri (web)

+
Görev tazminatı ile ilgili haberler

+
Konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkı

+
Toki'nin satılık evlerine yoğun talep var.

+
18. Madde uygulamasında hukuka aykırılık nedenleri imarhukukcusu cafer ergen

+Eski Haberler

+
2577 sayılı İYUK 7. Madde ile ilgili Danıştay İçtihatları

+657 sayılı Yasa uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu

+Radyoloji personelinin çalışma (mesai) saatleri

+
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kapsamında Sayıştay Genel Kurulunun 14.6.2007 tarih ve 5189/1 sayılı kararı.

· ANAYASA MAHKEMESİNİN "YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA" KARARLARI

· ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL İSTEMİYLE YAPILAN BAŞVURULAR ÜZERİNE VERİLEN KARARLAR

· İmar Hukuku Terimleri Sözlüğü

· idare hukukcusu (idare hukuku)

idari yargı
İdari yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak yürütmeyi durdurma istekli iptal ve tam yargı dava dilekçesi örneğini görmek için buraya tıklayınız.

İmar

Tüm içeriği görmek için tıklayınız

İdare Hukuku

İDARE HUKUKU

imarhukukcusu.com tüm haberler

imar, Eski Haberler
20.12.09
· İmar para cezalarının uygulabilmesi için yapılması gerekenler
· 18. madde uygulamasına karşı dava açma süresi tebliğ ile başlar
16.12.09
· Yeni İmar Hukuku Alanına Hoşgeldiniz İmarhukukcusu
· İmar para cezaları değişti, ilgili haberler için başlıklara tıklayınız
09.12.09
· Ankara 1. İdare Mahkemesi Başkanı Ziya ÖZCAN Danıştay Üyeliğine seçildi.
07.12.09
· İmar Davaları Rehberi Kitabı ikinci baskısı
03.12.09
· 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi değişikliği
02.12.09
· Arsa üretimi ve değerlendirilmesi hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik
· Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişikli
· İmar Davaları Rehberi Kitabının İkinci Baskısı
18.11.09
· imar arşivi
· Kentsel Dönüşüm Alanlarında İmar Planlaması Sorunu
· idarehukuku.net ana başlıkları
12.11.09
· Üçüncü kişilere ait olan taşınmazdan geçen kıyı kenar çizgisinin belirlenmesinin
· satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet iddiasıyla parselasyon işlemine dava açılama
· Hisseli taşınmaz üzerindeki yapının ruhsatı için bağlanabilmesi için bütün hisse
· Parselasyon işlemi 3194 sayılı Yasa’nın 18. maddesi uyarınca yapılması ger
· 1/5000 ölçekli plan 1/50.000 ölçekli plana aykırı olduğundan; 1/5000 ölçekli pla
· üstün kamu yararı
· ruhsat ve eki projesine uygun olarak inşa edilen yapının, imar mevzuatı ve plana
· Kiracının, eski eser tescilinin kaldırılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle,
· 3194 sayılı Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemlerine mülk
· Hisseli taşınmaz üzerinde yapılacak inşaat için muvafakat alınmaması
· imar planı henüz yapılmamış yerdeki taşınmaz için, inşaat ruhsatı
· kiracı olarak oturmakta olduğu binanın ruhsat alınmaksızın kaçak olarak yapıldığ
· 1/1000 ölçekli imar planı ve buna bağlı uygulama işlemlerinin, üst ölçekli planl
· Yapı denetimi ile anlaştıktan sonra sorumluluğunun proje müellifi davacı mimarda
· Plansız alanda ruhsatsız olarak inşa edilen yapının, imar mevzuatına uygun hale
· ; nazım imar planının uygulama kabiliyeti bulunan alanlarda, ıslah imar planı ya
· , 4342 sayılı Yasa nazım imar planı ile getirilen kullanım kararı ile mera vasfı
· Hukuka uygun surette alınmış izin bulunmaksızın, inşa edilmiş yapı
· İdari işlem kesinleşmeden kanun değişikliği ile yeni getirilen koşullar geçerlid
· Belediye otopark ücreti
05.11.09
· www.idarehukuku.net den bazı başlıklar.
01.11.09
· Adalet Bakanlığı Hukuki Yardım Yardımları
29.10.09
· İdare Hukuku
28.10.09
· İmar Davaları Rehberi Kitabının Birinci Baskısı tükendi.
27.10.09
· 5. Dönem İdarî Yargı Hâkim Adayları İlişkin 27.10.2009 Tarihli Kur'a Kararnamesi
16.10.09
· idare hukuku
14.10.09
· www.idarehukuku.net (İDARE HUKUKU)
10.10.09
· İmar planlarına karşı her zaman dava açılabilir. Ancak usul doğru uygulanmaldır.
09.10.09
· Üst planlar iptal edilse de iptal olmadığı sürece alt planlar geçerlidir.
28.09.09
· idare Mahkemeleri Listesi (Yargı Çevreleri İller)
25.09.09
· 3194/32. maddeye göre yıkım kararı hangi yapı sahibi adına alınmalıdır ?
14.09.09
· 3194/42. maddeye göre veriler imar para cezaları geçmişte kaldı.
11.09.09
· Ruhsat yenileme süresi geçtikten sonra başvuru tarihindeki plana göre ruhsat ver
· Askı süresinde plana itiraz halinde 60 günde cevap yoksa dava açma süresi
· imar planı henüz yapılmamış yerdeki taşınmaz için inşaat ruhsatı ?
10.09.09
· Yargısal içtihatlarda ve öğretide yokluk hali, yetki ve fonksiyon gasbı.
09.09.09
· Danıştay'a göre İdari Yargıda adli tatil ne zaman sona erer.04.09.2009

Eski Haberler

İmar hukuku ile ilgili Kanunlar

+imar kanunu (3194)
+il özel idaresi kanunu (5302)
+belediye kanunu (5393)
+büyükşehir belediyesi kanunu(5216)
+kamulaştırma kanunu (2942)
+kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu (2863)

+yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması hakkında kanun (5366)
+yapı denetimi hakkında kanun (4708)
+gecekondu kanunu (775)
+imar ve gecekondu af kanunu (2981/3290)

İMAR HUKUKU İLE İLGİLİ YÖNETMELİKLER

+belediyeler tip imar yönt.
+imar affı yönetmeliği
+plansız alanlar yönt.
+plan yapım yönt.
+koruma amaçlı im. pln. yönt.
+kıyı kanunu uyg. yönt.
+tarım alanları yönt.
+karayolları kenarlarında..yönt.
+18. madde uygulama yönt.
+plan müellifleri yönt.
+gecekondu yönetmeliği

+imar ile ilgili tüm yönet.

SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Mevuzatı

idare hukuku (Danıştay) içtihatları

İdare hukuku İçtihatları

idare hukuku, iptal ve tazminat davası

İdari Yargıda (İdare Mahkemelerinde) açılacak Yürütmenin Durdurulması istekli iptal ve tazminat dava dilekçe örneği için tıklayınız.

İMAR

imar
içtihatları

Ankara Bölge İdare Mahkemesi

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Ankara Bölge İdare Mahkemesi
Konya Bölge İdare Mahkemesi
Aydın Bölge İdare Mahkemesi
Edirne Bölge İdare Mahkemesi
Manisa Bölge İdare Mahkemesi
Ordu Bölge İdare Mahkemesi
Van Bölge İdare Mahkemesi
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
Antalya Bölge İdare Mahkemesi
Gaziantep Bölge idare Mahkemesi
Denizli Bölge İdare Mahkemesi
Adana Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge İdare Mahkemesi
Erzurum Bölge İdare Mahkemesi
Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi
Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi
Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Malatya Bölge İdare Mahkemesi
Sivas Bölge İdare Mahkemesi
Kayseri Bölge İdare Mahkemesi
Trabzon Bölge İdare Mahkemesi
İdari Yargı (İDARE HUKUKU) Kitapları (Yayınları)
Bölge İdare Mahkemelerinin İnternet (Web) Adresleri - Sayfaları
BÖLGE İDARE MAHKEMELERİNİN İTİRAZ MERCİLERİ
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun
Devlet Memurları Kanunu
Danıştay Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
İdari Yargılama usulü Kanunu
Hakimler ve Savcılar Kanunu
399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Personel Rejimlerinin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK''nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

yürütmenin durdurulmasına ya da iptale ilişkin kararların uygulanmaması, kamu görevlilerinin ödence ile sorumlu tutulması için yeterlidir.
Yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin hukuki sorumluluğu yönüne gidilebilmesi için, ilgilinin açmış olduğu iptal davası sonucunun beklenmesine gerek yoktur.






1- Danıştayca
verilen yürütmenin durdurulmasına ya da iptaline ilişkin kararların
uygulanmaması, kamu görevlilerinin tazminat ile sorumlu tutulması için
yeterlidir. Sorumluluk için ayrıca kin, hınç, düşmanlık ve benzeri duyguların
etkisi altında davrandıklarının araştırılması gerekmez.

2- Yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin hukuki
sorumluluğu yönüne gidilebilmesi için, ilgilinin açmış olduğu iptal davası
sonucunun beklenmesine gerek yoktur.




Danıştay’ca verilen yürütmenin durdurulması karalarının yerine getirilesinde ihmal gösterilmesi veya ısrarla yerine geterilmesinden kaçınılması derece derece görevi savsaksamak veya görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun İçtihadı Birleştirmeye konu olan 25/9/1978 gün ve 230/330 sayılı kararında benimsenmiştir.

Yargıtay ve Danıştay kararlarında, suçun oluşması için Danıştay kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin ayrıca garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisi altında hareket etmesi aranmamaktadır. Sadece kararın uygulanmaması suç teşkil ettiğine göre bu suçtan bir zarar meydana gelmişse, zararın ödetilmesi de doğaldır.

Öte yandan, kişisel kusurun saptanması için sayılan duyguların etkisi altında davranıldığının belirlenip ortaya çıkarılmasında ispat yönünden büyük güçlükler vardır. Böyle bir görüşün kabulü halinde gereğini yerine getirmeyen görevlinin hukuki sorumluluğu ancak peksınırlı durumlarda mümkün olabilecek ve böylece Danıştay kararlarının uygulanması olanağı hemen hemen ortadan kalkacaktır.

Bu nedenlerle Danıştay’ca verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararlarının yalnızca uygulanmamasının, bu kararları uygulamayan kamu görevlilerinin, zararın gerçekleşmesi halinde tazminatla sorumlu tutulması için yeterli olduğu, sorumluluk için ayrıca kin, garaz, husumet ve benzeri duyguların etkisi altında hareket ettiklerinin araştırılasına gerek bulunmadığı kabul edilmiştir.

İçtihatların birletirilmesine konu olan ikinci husus, ilgili tarafından Danıştay’da açılan iptal davasının, yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisi hakkında adliye mahkemelerinde açılmış bulunan tazminat davası için bekletici sorun sayılması gerekip gerekmediği konusudur.

Tazminat davasının iptal davasının sonucuna kadar bekletilmesi gerektiğine ilişkin görüşün gerekçesi dört noktada toplanmaktadır:

1-Yürütmenin durdurulması kararları, idarece yapılan işlemin uygulanmasının dava sonucuna kadar ertelenmesini öngören arar kararlarıdır. İptal kararları ise uyuşmazlığı kesin olarak çözen, kesin hüküm teşkil eden ve işlemi ortadan kaldıran kararlardır. Bu itibarla iptal kararları ile yürütmenin durdurulması kararları arasında fark vardır. Yürütmenin durdurulması kararları koruyucu önlem niteliğinde ara kararları olduğu için haklıyı haksızı ayırmaz. Böyle bir karara rağmen açılmış bulunan iptal davası sonuçta red edilebilir. Onun için yürütmenin durdurulması kararlarının yerine getirilmemesi anında bir zararın doğduğu kabul edilemez. Ancak iptal kararı verilmesi halinde maddi ve manevi zararın nitelik ve kapsamı belli olacaktır. Henüz zarar doğmadan bir kimsenin tazminat yükümlülüğü ile karşı karşıya bırakıması hukukun üstünlüğü ilkaesiyle de bağdaşmaz. İptal davasının reddi halinde, işlemi dava edilen idare işleminin hukuka ve yasaya uygun olduğu gerçekleşmiş olur. Bu durumda ise, yürütmenin durdurulması kararını yerine getirilmemesi suretiyle sabit olan hukuka aykırı davranış ile doğduğu ileri sürülen zarar arasında uygun sebep sonuç bağı yok demektir ve artık kamu görevlisinin tazminatla sorumlu tutulması söz konusu olamaz.

2-Danıştay Kanunu’nun 94 üncü maddesi uyarınca, yürütmenin durdurulması kararının verilebilmesi için teminat alınmaktadır.  Bu teminat, ileride iptal davasının reddi halinde idarenin uğradığı zararın teminattan karşılanması amacını gütmektedir, öyle ise iptal davasınınsonucu beklenmelidir.

3-Yürütmenin durdurulması kararı uygulansa idi, o takdirde açtığı iptal davasında haksız çıkan davacının mal varlığı idare aleyhine artacak idi. mal varlığının haksız olarak artacağı hallerde ise bu artışa velev ki hukuka aykırı bir eylemde (yürütmenin durdurulması kararını uygulamamak suretiyle) engel olan kamu görevlisi taminat deme yükümlülüğü altına sokulamaz.

4-Danıştay Beşinci Dairesi de 3/12/1969 gün ve 1968/8483 Esas, 1969/4297 Karar sayılı ilamında iptal davasının kabulü ve idare işleminin iptali halinde, bir tek tazminat isteğinin ileri sürülebileceği, hem yürütmenin durdurulması, hem de iptal kararının uygulanmaması nedeniyle ayrı ayrı isteğin söz konusu olamayacağını kabul etmiştir. Bu da iptal davasının sonucunun beklenmesi gerektiği görüşünü doğrulamaktadır.

Bu gerekçeler aşağıda sırasıyla belirtilen nedenlerle benimsenmiştir.

1-İptal kararları uyuşmazlığı kesin olarak çözen, idari işlemi ortadan kaldıran ve kesin hüküm teşkil eden kararlardır. Yürütmenin durdurulması kararları bu nitelikte olmamakla beraber iptal kararları ile ortak yanları vardır. Yürütmenin durdurulması kararları iptal kararları gibi geriye yürür ve ileriye de yöneliktir. Böylece bu kararlar, dava konusu tasarrufun ve ona bağlı olarak yapılan işlemlerin durdurulmasını ve yapıldıkları andan önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağladığı gibi bu durumun korunmasını ve devamını da gerekli kılar. Yine bu kararlara da iptal kararları gibi idare uymak zorundadır. Ancak iptal kararları dava konusu idari işlemin mevzuata ve hukuka aykırılığını tespit edip idareye hitap eden bir emir ve direktifi içermediği halde yürütmenin durdurulması karalarında bir emir ve direktif de yer almaktadır.

Bu ilkeler gerek doktrinde gerekse uygulamada benimsenmiş bulunmaktadır.

Bu açıklamalardan çıkan sonuca göre , yürütmenin durdurulması kararları iptal davasının sonucuna kadar dava konusu işlemin uygulanmasını erteleyen ve işlemn yapılmasından önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan kararlardır. İptal davasının sonuçlanması üzerine bu tür kararlar ortadan kalkar. Hal böyle olunca, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlükte bulunan yürütmenin durdurulması kararının yerine getirilmemesi nedeniyle bir zarar gerçekleşise bu zararın ödetilmesi zorunludur. İptal davasının reddedilmesi o tarihe kadar meydana gelen zararın ödetilmesine engel teşkil etmez. Zira, zarar idari işlemin hukuka aykırılığından değil, Danıştay kararının uygulanmamasından doğmuştur. Burada yapılan idare işleminin hukuka uygun olup olmadığının araştırılmasası söz konusu değildir. Bu tazminat davasının dayanağı Anayasa’nın 132 nci maddesiyle Borçlar Kanununun haksız eyleme ilişkin 41 inci ve ondan sonra gelen maddelerdir.

İdari işlemin hukuka aykırılığından doğan tazminat davasının dayanağı ise Anayasa’nın 114/son ve Danıştay Kanunu’nun 71. maddesidir. Gerçekten Anayasa’nın 114. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemleriden doğan zararı ödemekle yükükmlüdür.” ve Danıştay Kanununun 71 nci maddesinde, “İlgililer haklarını da ihlal eden bir idari işlem dolaysıyla, Danıştay’da iptal ve tam yargı davasını  birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu dava üzerine işlemin iptali halinde bu husustaki kararın tebliği tarihinden itibaren doksan gün içinde tam yargı davası açabilirler.” hükükleri yer almıştır.

Kuşkusuz bu hükümler idare aleyhine açılacak davalara ilişkindir. Ancak, idari işlemi yapan kamu görevlisinin kişisel kusuru varsa, ilgili, bu kişiye karşı adliye mahkemelerinde tazminat  tazminat davası da açabilir. İşte böyle bir dava açıldığında ial davasının sonucunun beklenmesi zorunludur. Çünkü iptal davasının reddi halinde yapılan işlemin hukuka uygunluğunun gerçekleşmiş olur ve bu durumda kamu görevlisinin veya idarenin tazminatla sorumlu tutulması söz konusu olamaz. Az önce belirtildiği içtihatları birleştirilmesine konu olayın dayanağı, Anayasanın 132 nci ve Borçlar Kanunu’nun 41 ve ondan sonra gelen maddeler olduğu için idari işlemin hukuka uygun olup olmadığı üzerinde durulmasına ve iptal davasının sonucunun beklenmesine gerek yoktur.Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için örneklerle durumun açıklanması yararlı görülmüştür. Örneğin, bir memur görevinden ayrılmış veya emekliye sevk edilmiştir. Bu idari işleme karşı yargı yoluna başvurmuş ve Danıştay’dan yürütmenin durdurulması kararı almıştır. İdare kararı uygulamamaşıtır. Şayet karar gereği yerine getirilseydi, bu memur görevine dönecek, maaş ve dier istihkaklarını alacak, fiilen çalışmış ve yaptığı tüm işlemler İdare Hukuku esaslarına göre geçerli bulunmuş olduğundan, açtığı iptal davası sonuçta red edilse bile bu maaş ve istihkakları kendisinden geri alınamayacaktı. Bu örnekte görüldüğü gibi yürütmenin durdurulması kararının uygulanmaması nedeniyle memurun zarara uğrayacağı açıktır. Yine, bir ticaethanenin belediye mevzuatına uymadığı gerekçesiyle ruhsatının iptal edilerek mühürlendiğini, ticarethane sahibinin Danıştay’da  iptal davası açarak yürütmenin durdurulması kararı aldığını, fakat yetkili belediye ajanının bu kararı uygulamadığını düşünelim.  Ticarethane sahibi kararı uygulamayan kamu görevlisine karşı açtığı davada ticarethanesinin belli bir süre kapalı kalmasısonucu zarara uğradığını ileri sürmüş ve bu iddiasını da ispat etmiştir. Bu örnekte de ticarethane sahibinin zararı açıktır. İptal davasının ileride reddedilmesi yürütmenin durdurulması kararının uygulanmasından odğan bu zararın ödetilmesine engel değildir.

Yukarıda da açıklandığı üzere yürütmenin durdurulması kararının uygulanmaması suç teşkil etmektedir. Suç teşkil eden bir olayda  haksız eylemin koşullarından olan hukuka aykırılık ve kusurun bulunduğunda kuşku yoktur. zarar varsa eylem ile zarar arasında illiyet bağının da varlığını kabul etmek gerekir. Onun için olayda haksız eylemin koşullarından hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı üzerinde durulmasına gerek bulunmamaktadır. Üzerinde durulacak yön zarar unsurudur. Verilen örneklerde görüldüğü  gibi haksız eylemin zarar unsuru da gerçekleşmiş ve böylece haksız eylem nedeniyle tazmun borcu doğmuştur.

Maddi tazminat borcunun doğması için nasıl Borçlar Kanunun 41. maddesindeki unsurların varlığı aranıyorsa, manevi tazminat için de aynı Kanunun 49. maddesindeki unsurların gerçekleşmesi şarttır.

Davacı, hukuka aykırı olduğuna inandığı bir işleme karşı yargı yoluna başvurmuş ve Danıştay’dan “yürütmen durdurulması kararı” almıştır.

Bu kararın uygulanarak önceki hukuki durumun geri gelmesini hukuka inanan kişinin en doğal hakkıdır. B ukararın uygulanmaması nedeniyle kuşkusuz davacı manevi üzüntü de duyacaktır. Ancak her manevi üzüntü tazminatı gerektirmez. Onun için manevi tazminata hükmedilip edilmeyeceği, hükmedilecekse tazminat tutarının tayini olayına göre değişecektir.  Şu halde yürütmenin durdurulması kararını uygulamayan kamu görevlisinin maddi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için ilgilinin bundan bir zarar görmüş olması ve manevi tazminatta ise kişisel menfaatlerin ağır  surette haleldar olmuş bulunması gerekir ve bu durumda iptal davası sonucunun beklenmesine gerek yoktur.

Yürütmenin durdurulması kararını yerine getrimeyen kişiler hakkında açılan kamu davalarında, ceza muhakemeleri kararın yalnızca uygulanmamalarını suç saymakta ve iptal davasının reddedilmesi ve böylece yapılan idari işlemin hukuka uygunluğunun gerçekleşmesi mahkumiyet kararı verilmesine engel teşkil etmemekte ve şayet zarar varsa, T. C. K. 37 nci maddesi hükmü uyarınca bu zararın ödetilmesi de doğal bulunmaktadır. Ceza mahkemeleri, kararı yerine getirmeyen kişiler hakkında gerektiğinde hürriyeti bağlayıcı ceza uygulamakta ve zararı ödetmeleri de zorunlu bulunmakta iken, hukuk mahkemelerinin hürriyeti bağlayıcı cezadan daha hafif olan tazminata hükmedebilmeleri için iptal davası sonucunu beklemeleri bir çelişki olur. Bu itibarla içtihatların iptal davasının tazminat davası için bekletici sorun sayılmaması gerektiği yolunda birleştirilmesi, ceza mahkemelerinin tatbikatına da uygun düşecektir.

2-Yürütmenin durdurulması kararlarının verilmesinden önce teminat istenmesi, iptal davasının reddi halinde idarenin uğraması muhtemel zararlarının bu teminattan alınmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Ancak iptal davasının reddi halinde bu davanın açılmasından dolayı idare her zaman zarara uğramaz. Zararın gerçekleşmediği durumlar da olabilir, örneğin bir vergi davasının reddi halinde, bu davadan dolayı verginin geç ödenmesi nedeniyle gerçekleşecek faiz gibi zararlar bu teminattan alınabilir. Bir memur davasında ise yürütmenin durdurulması kararının uygulanması üzerine görevine dönerek  çalışan bir memurun aldığı maaş ve istihkakları yaptığı hizmetin karşılığı olduğu ve bu nedenle kendisinden geri alınamayacağı için idarenin yaptığı ödemelerin bu teminattan alınması söz konusu değildir. O halde teminat alınmasının da iptal davasının bekletici sorun yapılması için bir dayanak sayılması mümkün bulunmamaktadır.

Yukarıda gösterilen örneklerde belirtildiği gibi yürütmenin durdurulması kararının yerine getirilmesi nedeniyle davacını mal varlığında idare aleyhine bir haksız zenginleşmeden sözedilemez. Şu halde idarenin bu yüzden maddi bir kaybı olmayacaktır. Aksine bazı hallerde kararın uygulanmaması idarenin zararına yol açabilir. Şöyle ki; idare, görevden aldığı memur yerine bir başkasını görevlendirerek ona çalışması karşılığı belli bir ücret ödeyecek, görevden alınan memur sonunda iptal davasını kazandığı takdirde ona da ücreti karşılığını tazminat olarak ödeyecektir. Bu suretli idare bir ücret yerine iki kez ödemede bulunacağı için zarara uğrayacaktır.

Danıştay bir yüksek idare mahkemesidir, idare hukuku esaslarını uygular. Adliye mahkemeleri ise olayları özel hukuk hükümlerine göre çözer. Nitekim içtihadı birleştirmekonusu olayda, mahkemeler olayın özelliği itibariyle idare hukuku esaslarından yararlanmakla beraber, uyuşmazlıkların çözümünde özel hukuk hükümlerini esas almak durumundadırlar. Bu nedenle ve esasen her birinin kanunla belli edilen görev alanları ayrı bulunduğundan, idare mahkemelerinin verdikleri kararların adliye mahkemelerini, adliye mahkemelerinin verdikleri kararların da idare mahkemelerinin etkileyici bir niteliği yoktur.Ancak azınlık görüşünün gerekçesinde Danıştay Beşinci Dairesinin 3.12.1969 günlü kararına dayandırıldığından bu yön üzerine de durulmuştur.

… …Bu gerekçe ve düşüncelere dayanılarak iptal davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç. 1-Danıştay’ca verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararlarının yalnızca uygulanmamasının bu kararları uygulamayan kamu görevlilerinin tazminatla sorumlu tutulması için yeterli olduğuna, sorumluluk için ayrıca kin, garaz, husumetve benzeri duyguların etkisi altında hareket etmelerinin araştırılmasına gerek olmadığına, 24/9/1979 günü toplantıda üçte ikiyi aşan çoğunlukla,

2- Yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin hukuki sorumluluğu yönüne gidilebilmesi için, ilginin açmış olduğu iptal davasının sonucunun beklenmesinin gerek olmadığına, ilk toplantıda 2/3 çoğunluk sağlanamadığından 22/10/1979 günü toplantıda çoğunlukla karar verildi.





Sonuç. 1-Danıştay’ca verilen yürütmenin durdurulması veya iptal
kararlarının yalnızca uygulanmamasının bu kararları uygulamayan kamu
görevlilerinin tazminatla sorumlu tutulması için yeterli olduğuna, sorumluluk
için ayrıca kin, garaz, husumetve benzeri duyguların etkisi altında hareket
etmelerinin araştırılmasına gerek olmadığına, 24/9/1979 günü toplantıda üçte
ikiyi aşan çoğunlukla,



2- Yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin
hukuki sorumluluğu yönüne gidilebilmesi için, ilginin açmış olduğu iptal
davasının sonucunun beklenmesinin gerek olmadığına, ilk toplantıda 2/3 çoğunluk
sağlanamadığından 22/10/1979 günü toplantıda çoğunlukla karar verildi.










imar hukukçusu

Copyright © Imar Hukukcusu Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2008-05-04 (181 okuma)

[ Geri Dön ]